Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5070 E. 2026/829 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/977 E., 2025/80 K.

DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2022/279 E., 2023/871 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından temyiz talebinin süre yönünden reddine dair Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.04.2025 tarihli ek karar yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Davacı-davalı erkeğin temyiz talebinin süre yönünden reddine dair Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.04.2025 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Temyiz istemi, davacı -davalı erkeğin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 15.04.2025 tarihli ek kararına ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davacı -davalı asıla 27.03.2025 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 11.04.2025 tarihinde verilmiştir.

Temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu ek kararın onanması gerekir.

2. Davalı-davacı kadın vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

a.Tarafların karşılıklı iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde hata görülmemesine göre davalı-davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

b.Taraflarca, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılan karşılıklı boşanma davalarının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine hükmedilmiştir. Hüküm taraflarca istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince talimatla dinlenen tanığın beyanının usulüne uygun alınmadığı gerekçesiyle hükmün tamamen kaldırılmasın ve, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda tarafların kusurları yeniden belirlenerek evlilik birliğini sona erdiren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğundan bahisle karar verilmiş, taraflarca bu karar kusur belirlemesi ve fer'îler yönünden istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan temyize konu son istinaf incelemesinde taraflara bir kısım kusurlar eklenmiş ve taraflardan bir kısım kusurlar çıkarıltmış, nihai olarak yine de evlilik birliğini sona erdiren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilerek boşanmanın fer'îleri yönünden hüküm verilmiştir. Verilen bu hüküm taraflarca yukarıda gösterildiği şekilde temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre, özellikle hamile olan ve ikiz çocuklarına doğum yapan kadın ve çocukların gerek sağlıkları gerekse maddi ve manevi ihtiyaçları ile ilgilenmeyerek birlik görevlerini ağır şekilde ihmal ettiği anlaşılan erkeğin evlilik birliğini sona erdiren olaylarda, kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Hal böyleyken yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

c.4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, davacı-davalı erkeğin kusurlu eylemlerinin aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı -davalı erkeğin ek karara yöenlik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.04.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA,

2.Davalı -davacı kadın vekilinin temyiz itirazlarına gelince;

a.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 24.01.2025 tarihli asıl kararının kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönlerinden davalı-davacı kadın yararına BOZULMASINA,

b.Davalı-davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ....'a yükletilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde yatıran ...'ye iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§