"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/652 E., 2025/654 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma ve Kişisel Eşyanın İadesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Develi 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2022/300 E., 2024/431 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, erkek aleyhine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile nafakalar, velâyet, reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri ile reddedilen kişisel eşya davası yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Davalı-davacı erkek vekilinin reddedilen kişisel eşya davasına yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurulamaz. Temyize konu edilen miktarın, kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davalı-davacı erkek vekilinin temyizine konu reddedilen kişisel eşya alacağı miktarı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile (7550 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 04.06.2025 tarihinden sonra verilen kararlara uygulanacağından) 6100 sayılı Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı-davacı erkek vekilinin reddedilen kişisel eşya davası yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı-davacı erkek vekilinin reddedilen yön dışında gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince davalı-davacı erkeğe, "ailesinin haber vermedin tarafların müşterek evinde kalmaya geldikleri" kusuru yüklenmiş ise de; bu vakıaya davacı-davalı kadın tarafından açıkça dayanılmadığının anlaşılmasına göre "ailesinin haber vermedin tarafların müşterek evinde kalmaya geldikleri" vakıasının erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğinin, ayrıca davalı-davacı erkeğin tanığı E. G. Ş.in beyanlarına göre kadının erkeğe karşı tehdit eylemini gerçekleştirdiğinin ve kadına tehdit eyleminin de kusur olarak eklenmesi gerektiğinin anlaşıldığı, ancak kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlar ile birlikte değerlendirildiğinde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda yine de erkeğin ağır, kadının hafif kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davalı-davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuklar .... ve ....'nın ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakaları fazladır. Mahkemece 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı-davacı erkek vekilinin, reddedilen kişisel eşya davasına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Davalı-davacı erkek vekilinin diğer hususlara yönelik temyizinin incelenmesine gelince;
a)Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortak çocuklar yararına hükmedilen iştirak nafakasının miktarı yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
b)İlk Derece Mahkemesi kararının ortak çocuklar yararına hükmedilen iştirak nafakasının miktarı yönünden BOZULMASINA,
c)Davalı-davacı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.