Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Hukuk Dairesi

Dosya2025/1705 E. 2026/620 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/555 E., 2024/1569 K.

DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 1. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2019/184 E., 2022/638 K.

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından katılma yolu ile kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası ile erkeğin reddedilen tazminat talepleri yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise duruşma istemli olarak zinaya dayalı davanın kabulü, kusur belirlemesi, kadının reddedilen tazminat talepleri ve yoksulluk nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 20.01.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davalı-davacı ... vekili Avukat ... ve karşı taraf temyiz eden davacı-davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı-davacı kadın vekilinin tüm, davacı- davalı erkek vekilinin ise aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Somut olayda; karşılıklı açılan boşanma davalarında İlk Derece Mahkemesince kadının güven sarsıcı davranışlar sergilediği, erkeğin de bağımsız konut açmadığı, ailesinin evliliğe müdahalesine göz yumduğu ve cinsel ilişkiye girmesine engel teşkil edecek rahatsızlığı konusunda tedaviden kaçındığı, bu suretle boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki boşanma davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, davacı-davalı erkeğin zinaya dayalı boşanma davasının ise reddine karar verilmiştir.

Her iki tarafın istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; kadının zinasının mevcut olduğu, buna karşılık erkeğin de İlk Derece Mahkemesince belirlenen kusurlarının yanında ailesiyle birlikte kadına kısıtlayıcı davranışlar sergilediği, bu vakıanın da erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği belirtilerek her iki tarafın kusura, erkek vekilinin zinaya dayalı boşanma davasının reddine yönelik istinaf başvurusu kabul edilerek, yeniden esas hakkında hüküm tesisine, davacı-davalı erkeğin zinaya dayalı boşanma davasının kabulüne, tarafların sonuç itibariyle eşit kusurlu olduklarının tespitine karar verilmiş, sair yönlere ilişkin istinaf başvuruları ise esastan reddedilmiştir.

Karar yukarıda sınırlandırıldığı şekilde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Toplanan delillerden, Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlara göre birliğin sarsılmasına neden olan olaylarda kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğunun kabulü gerekirken yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3.4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, kadının kusurlu eyleminin erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı-davalı erkek yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

4..Yukarıda belirtilen olaylara göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı- davacı kadının ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Ağır kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmez. (4721 sayılı Kanun m.175) Gerçekleşen bu durum karşısında kadının yoksuluk nafakası talebinin reddi gerekirken, bu yön dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası ve erkeğin reddedilen tazminat talepleri yönünden BOZULMASINA,

2.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davalı-davacı kadının tüm, davacı- davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

40.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı-davacı ...'dan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davacı-davalı ...'ya verilmesine,

Adli yardımdan yararlanması sebebi ile başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının ...'ye yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ...'a iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§