"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1137 E., 2025/1242 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 6. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/462 E., 2024/173 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tedbir nafakası ve reddedilen tazminat talepleri yönünden; davalı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, kızının tanık olarak dinlenmemesi ve davanın kabulü yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı kadının tüm, davacı erkeğin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı erkek tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı olarak açılan boşanma davasının yapılan yargılaması neticesinde İlk Derece Mahkemesince boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 1.500,00 TL tedbir nafakası takdirine, erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, verilen karar taraflarca yukarıda gösterilen şekilde temyiz edilmiştir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince "(...) davalının kızının boşanıp evlerine gelmesi ve erkek arkadaşını da eve getirmesi nedeniyle aralarında anlaşmazlık olduğu, tarafların tartıştıkları ve davacının evden ayrıldığı, 2021 yılından beri tarafların ayrı yaşadıkları (...)" böylece boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu değerlendirilmiş ise de dosyanın yapılan incelemesi, taraf ve tanık anlatımları ile toplanan delillerden; tarafların önce gecekonduda oturdukları, daha sonra başka eve geçtikleri, yeni eve geçtikten sonra kadının önceki evliliğinden olan kızının boşanıp tarafların evine erkek arkadaşı ile beraber gelip kaldıkları, bu durumun taraflar arasında tartışmaya neden olduğu ve kadının bu duruma sessiz kaldığı, yine kadının, önceki evliliğinden olan kızının davacı erkeği evde istememesine de tepkisiz kaldığı, yaşanan bu olaylardan sonra erkeğin evden ayrıldığı anlaşılmaktadır. O halde erkeğin evden ayrılması haklı nedene dayanmakta olup evi terk ettiği yönünde erkeğe kusur yüklenmesi doğru olmamıştır. Öte yandan kadının birlik görevlerini yerine getirmediği, yemek temizlik gibi rutin ev işlerine yeterli hassasiyeti göstermediği ve erkeğe sürekli hakaret ettiği kusurları da davacı erkek tarafından ispatlanmıştır. O halde; davalı kadının "önceki evliliğinden olan kızı ile erkek arkadaşının ortak konutta kalmasına ve önceki evliliğinden olan kızının davacı erkeği istememesine sessiz kaldığı, birlik görevlerini yerine getirmediği ve davacı erkeğe sürekli hakaret ettiği" böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir iken hatalı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğuna karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün kusur belirlemesi yönünden bozulması gerekmiştir.
3.4721 sayılı Kanunun 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, kadının kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak erkek yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden erkek yararına BOZULMASINA,
3.Davalı kadının tüm, davacı erkeğin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, yatırılan harcın mahsubuna,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.