Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2026/4110 E. 2026/5947 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/1048 E., 2025/2015 K.

SUÇ : Hırsızlık

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, dosyada sanığın suçu işlediğine dair delil bulunmadığına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.06.2022 tarihli ve 2022/429 Esas, 2022/998 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 05.11.2024 tarihli ve 2022/2673 Esas, 2024/2834 Karar sayılı kararı ile “...Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanık ... hakkında sanığın kanal kenarında bulunan korkulukları kendisinin keserek aldığını gören bir tanığın veya kamera kaydının bulunmaması, sanığın söz konusu demirleri atılı olduğunu düşünerek aldığı yönündeki beyanı, kamera görüntülerinde bir kısım korkulukların takılı bulunduğu bir kısmının ise bulunmadığının anlaşıldığı, dosya kapsamında söz konusu korkulukları sanığın kestiğine yönelik delilin bulunmaması, bu haliyle korkulukları sökülmüş vaziyette bulunduğu kabul etdildiği takdirde sanığın duruşmadaki tutumu, adli sicilinde benzer suç kayıtlarının olmadığı da dikkate alındığında sanığın korkulukların atılı olduğuna ilişkin yanılgıya düşerek aldığının kabulü ile beyanına itibar edilebileceği değerlendirilerek olayda kastı kaldıran hata durumunun olduğu kabul edilmiş sanığın CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş ise de; 21/02/2022 tarihinde gerçekleştiği anlaşılan eylemde, olay yeri inceleme raporu ve ekindeki fotoğraflar dikkate alındığında olay yerinde DSİ sulama kanalına ait sağlam şekilde başka korkulukların bulunduğu, fotoğrafta ve kroki de 1 numara ile belirtilen sanığın korkulukları aldığını beyan ettiği yer ile 2 numara ile belirtilen korkulukların kesildiği tespit edilen yerin sağlam korkuluklara olan mesafesi, sulama kanalı etrafında 1.1x1,8 ebatlarındaki metal korkuluklardan 2 ayrı noktada 11 metre ve 28 metre olmak üzere korkulukların bulunmadığının tespit edilmesi, 3 numara ile belirtilen fotoğraftaki korkulukların ve olay yerindeki sağlam korkuluklarla yapılan karşılaştırmasında korkulukların fiziksel olarak boyut ve şekil bakımından benzer olduklarının tespit edilmesi birlikte değerlendirildiğinde sanığın korkulukların atılı olduğuna ilişkin savunmalarının hayatın olağan akışına aykırı olması, sanığın savunmalarında aldığı korkulukları hurdacı Ali Polat'ın evinin önüne bıraktığını beyan etmesi, soruşturma aşamasında ise demirleri bıraktığından haberi olmadığını beyan ettiği hurdacılık faaliyetinde bulunan Ali Polat'ın alıp satar düşüncesiyle bağ evinin önüne bıraktığını beyan etmesi, ihbar üzerine hurdacılık yapan Ali Polat'a ulaşılması, Ali Polat'ın demir korkulukları kendi aracı ile getirip teslim etmesi akabinde sanık ...'ya ulaşılması dikkate alındığında soruşturma aşamasında etkin pişmanlıkta bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında ( sanığın varsa oluşan zararı ödemek istemesi halinde; ilgili kurumdan sorulmak veya kolluk birimi araştırması ile zararın tespit edilmesi ve zarar sanığa bildirilerek makul süre tanınmak suretiyle sanık tarafından kovuşturma aşamasında giderilmesi halinde TCK'nun 168/2 maddesi gereğince değerlendirme yapılarak ) üzerine atılı gündüz sayılan zaman diliminde nitelikli hırsızlık suçundan TCK'nun 142/1-a, 53, 63 maddeleri gereğince mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olması,...” nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 05.11.2024 tarihli ve 2022/2673 Esas, 2024/2834 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.01.2025 tarihli ve 2024/705 Esas, 2025/45 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§