Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2026/3476 E. 2026/5944 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/1976 E., 2025/1709 K.

SUÇ : Hırsızlık

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafinin temyiz isteminin, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ve suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2021 tarihli ve 2020/357 Esas, 2021/598 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 07.04.2023 tarihli ve 2022/275 Esas, 2023/512 Karar sayılı kararı ile “...Olayın gelişimine ve tüm dosya kapsamına göre; olayın tek görgü tanığı durumunda olan tanık ...'in soruşturma aşamasında alınan beyanında " suça konu cep telefonunu 2019 yılının kış ayı içerisinde kendisini daha önceden tanıdığı hurdacılık yapan ... isimli ... numaralı hattı kullanan şahıstan satın aldığını ve söz konusu telefona ... numaralı hattını takarak kullandığını" beyan etmesine rağmen söz konusu tanığın kovuşturma aşamasında beyanı alınmaksızın hüküm kurulması suretiyle CMK’nın 210. maddesine aykırı davranılması ve katılan ...'nun aşamalarda değişmeyen beyanlarında ısrarla "olay gecesi cep telefonunu ... Devlet Hastanesinin kantininde bulunan şarjmatik isimli cihaza şarj olması için taktığını ve cep telefonunun buradan çalındığını " beyan ettiği dikkate alındığında; söz konusu cep telefonunun çalındığı sırada bulunduğu yerin krokisinin kolluk vasıtasıyla fotoğrafları da çekilmek suretiyle çizdirilmesi, gerekirse mahallinde keşif de yapılması, bu şekilde suça konu cep telefonunun çalındığı sırada bulunduğu yerin bina veya eklentisi içerisinde olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre sanığın eyleminin TCK'nın 142/2-h maddesi kapsamında kalıp kalmadığının tespit edilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.05.2024 tarihli ve 2023/254 Esas, 2024/521 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 18.09.2024 tarihli ve 2024/3226 Esas, 2024/2406 Karar sayılı kararı ile “...Olayın tek görgü tanığı durumunda olan ve beyanı hükme esas alınan tanık ...'in 10.01.2024 tarihli duruşmada yeminsiz olarak dinlenilmesi suretiyle CMK'nın 54. maddesine aykırı davranılması ve 22.05.2024 tarihli karar duruşmasının, duruşma zaptının başında sanık ...'ın duruşmada hazır bulunduğu belirtilmesine ve yine hükmün tefhimi kısmında kararın sanığın ve müdafiinin yüzüne karşı verildiği yazılmasına rağmen, son sözün sanık yerine müdafiine verilmesi suretiyle son duruşmada sanığın hazır olup olmadığı hususunda çelişkiye yol açılması,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararlarında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 07.04.2023 tarihli ve 2022/275 Esas, 2023/512 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.05.2024 tarihli ve 2023/254 Esas, 2024/521 Karar sayılı kararı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 18.09.2024 tarihli ve 2024/3226 Esas, 2024/2406 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2025 tarihli ve 2024/745 Esas, 2025/65 Karar sayılı kararların hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§