Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2026/3372 E. 2026/8002 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2024/3812 E., 2025/1457 K.

SUÇ : Hırsızlık

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın suçu işlediğine dair delil bulunmadığına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2023 tarihli ve 2019/811 Esas, 2023/640 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık, sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 11.07.2024 tarihli ve 2023/3983 Esas, 2024/2363 Karar sayılı kararı ile “...Yukarıda yapılan açıklama kapsamında işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçu yönünden kamu davası açıldığından söz edilemeyeceği, yargılama sırasında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan TCK'nun 116/2-4. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmesinin de o suçtan dava açıldığı anlamına gelmeyeceği gözetilmeksizin, iddianame dışına çıkılarak usulünce açılmış bir dava bulunmayan işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi ve bu suretle 5271 sayılı CMK'nun 170/1 ve 225/1. maddesine aykırı davranılması, Kabule göre de; a-Dosya içeriğine, olay yeri inceleme raporuna ,olay yeri krokisine, keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre hırsızlık suçunun işlendiği belirtilen ahırın mağdurun evinden ayrı bir alanda köyün dışında olup, evin eklentisi niteliğinde olmadığı,evden bağımsız ayrı bir hayvan barınağı konumunda olduğu,aktif olarak besihane olarak kullanılmasının da bu yerin işyeri olarak kabulüne imkan tanımadığı dolayısıyla aslında sanık açısından işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunun oluşmayacağı gözetilmeden yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması, b-18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Yasa ile TCK’nın 142/2-(g) maddesinde yapılan değişiklik ile hırsızlık eyleminin sürüde, barınak yerlerinde veya açıkta bulunan küçükbaş hayvana karşı işlenmesi şartı kaldırılıp sadece küçükbaş hayvanın çalınması şeklindeki eylemlerin de TCK’nın 142/2-(g) maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağının düzenlendiği, bu yasal değişiklikle birlikte ise sanığın eyleminin TCK’nın 142/2-(h) maddesinde düzenlenen bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçuna göre daha özel bir düzenleme olan TCK’nın 142/2-(g) maddesine uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde TCK’nın 142/2-(g)(h) maddesinden hüküm kurulması, c-Sanığın adli sicil kaydında görülen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ilama ilişkin olarak CMK'nın 231/11 .maddesine göre ihbarda bulunulmasına karar verilmemesi d-Sanık hakkında ikinci kez tekerrüre esas alınan Keçiborlu Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/23 Esas ve 2013/45 Karar sayılı ilamı içinde yer alan Dazkırı Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/20 esas ve 2012/166 karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin uzlaşma nedeniyle düşürüldüğü gözetilmeden sanığın ikinci kez mükerrir kabul edilmesi,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 11.07.2024 tarihli ve 2023/3983 Esas, 2024/2363 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Sandıklı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2024 tarihli ve 2024/498 Esas, 2024/625 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§