Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2026/3257 E. 2026/5940 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/855 E., 2025/1252 K.

SUÇ : Hırsızlık

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, sanığın suçu işlediğine dair yeterli şüphe bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Bilecik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.04.2022 tarihli ve 2022/32 Esas, 2022/107 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 26.02.2024 tarihli ve 2024/65 Esas, 2024/208 Karar sayılı kararı ile “...1-Olay saatinde hırsızlık fiilinin gerçekletiği iş yerinin faaliyet göstermekte olduğunun anlaşılması karşısında iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçunun unsurlarının tespit amacıyla bahse konu yerde keşif yapılarak, fiilin gerçekleştiği yerin iş yerinden açıkça ayrıştırılmış olup olmadığının tespiti, tüm bu delillerin CMK'nın 217. maddesi gereğince duruşmada sanık ve müdafiine okunup, tartışıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri, 2-Hırsızlık suçuna konu malın olay tarihindeki değerinin tespiti ile şartlarının oluşması halinde TCK'nın 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması, 3-Sanık ...'nün yargılama sırasında ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunması nedeniyle 25/08/2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı KHK'nın 147. maddesiyle değiştirilen ve 08/03/2018 tarihli Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 7078 sayılı Kanunun 142. maddesi ile de kanunlaştırılan CMK'nın 196/4. maddesinde ön görülen zorunluluk halinin ne olduğu olaya özgü ve yeterli gerekçe ile belirtilmeden sanığın mahkeme salonunda hazır bulundurulmaksızın SEGBİS yöntemiyle savunmasının alınıp son sözleri sorulma suretiyle yargılamanın tamamlanıp CMK'nın 289/1 maddesi kapsamında aynı kanunun 196/4 maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlandığı, 4-Yargılamaya konu olayda sanık ile kolluk personeli arasında kesintisiz takip olmaması, polislerin ikamet kapısına gelip olayı sormaları üzerine telefonun sanık tarafından ikamet içerisinden getirilerek polislere teslim edilmesi karşısında TCK 168. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmasına rağmen hukuka aykırı olarak değerlendirme ile uygulanması usul ve yasaya aykırı olduğu,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 26.02.2024 tarihli ve 2024/65 Esas, 2024/208 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Bilecik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.01.2025 tarihli ve 2024/111 Esas, 2025/5 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§