"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/2243 E., 2026/56 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından, suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, suçun nitelikli halinin oluşmadığına, gece vakti nedeniyle artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğuna ve alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduğuna, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin ise, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, SİR rapor alınmadan hüküm kurulduğuna ve cezada orantılılık ilkesine aykırı hüküm kurulduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.11.2023 tarihli ve 2023/734 Esas, 2023/782 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin, suça sürüklenen çocuk müdafiinin ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 19.12.2024 tarihli ve 2024/667 Esas, 2024/886 Karar sayılı kararı ile “... 1-Suç tarihinde 15-18 yaş gurubunda olan SSÇ hakkında sosyal inceleme raporu alınmadığı gibi alınmama gerekçesinin de yazılmaması suretiyle 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35/3. Maddesine aykırı davranılması, 2-Sanık ve SSÇ hakkında yasal şartları oluşmadığından temel cezadan TCK'nın 143. maddesi uyarınca arttırım yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, dosya kapsamı, Olay Tespit, Muhafaza Altına Alma, CD İzleme, CD Çözüm ve Yakalama Tutanağından, olay tarihi olan 06/09/2023 tarihinde Konya'da güneş doğuş saatinin 05:20 olduğu, kış saati uygulamasının kaldırılmış olması sebebiyle gece vaktinin ise 05:20 ve öncesi zaman dilimine tekabül ettiği, suç saatinin ise 04:30 ve öncesi olduğu, bu durumda suçun gece vaktinde işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanık ve SSÇ hakkında TCK'nın 143. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-Kabule göre de; a-Mağdurun aracından çalınan hırsızlığa konu eşyaların, mağdurun eşyaları aramak için tellal pazarı olarak adlandırılan yere gittiğinde sanık ve SSÇ'nin sattığını görerek kolluğa haber vermesi üzerine kendisine iade edilmesi, geri kalan zararının ise kovuşturma aşamasında giderildiğinin anlaşılması karşısında, ilk iadenin mağdurun eşyaları kendisinin tespiti üzerine gerçekleşmesi nedeniyle soruşturma aşamasında zarar giderimi olarak değerlendirilemeyeceğinden sanık ve SSÇ hakkında Hırsızlık suçundan TCK'nın 168/1. Maddesi yerine TCK'nın 168/2. Maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi, b-Sanık ve SSÇ hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gözetilmeden tek bir hükümle sanık ve SSÇ hakkında hüküm kurulmak suretiyle infaz aşamasında karışıklığa neden olunması, c-SSÇ hakkında temel ceza belirlendikten sonra TCK'nın 31/3. Maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim uygulanmasında ceza miktarı 4 yıl hapis cezası olması gerekirken hesap hatası yapılarak 3 yıl 4 ay hapis cezası olarak, devamında TCK'nın 168/1. Maddesi uyarınca 2/3 oranında indirim uygulanmasında ceza miktarı 1 yıl 4 ay hapis cezası olması gerekirken hesap hatası yapılarak 1 yıl 1 ay 10 gün belirlenmek suretiyle eksik ceza tayini, d-Sanık hakkında, 5275 sayılı CGTİK'nın 108/3. maddesi hükmü uyarınca, ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlünün koşullu salıvermeden yararlanamayacağı göz önüne alınarak, 5237 Sayılı TCK'nın 58. maddesi ve 5275 Sayılı Yasanın 108/3 maddesi uyarınca ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanan sanık hakkında koşullu salıverme hükümleri uygulanamayacağı dikkate alındığında, 5275 sayılı CGTİK'nın 108/5. madde ve fıkrasında belirtilen koşullu salıverme kurumu olan denetimli serbestlik tedbirinin de uygulanamayacağının gözetilmemesi,...” nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 19.12.2024 tarihli ve 2024/667 Esas, 2024/886 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2025 tarihli ve 2025/15 Esas, 2025/655 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.