"İçtihat Metni"
K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A
MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hâkimliği
SAYISI : 2025/2056 D. İş
SUÇ : Hırsızlık
İNCELEME KONUSU
KARAR : İtirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.01.2026 tarihli ve KYB-2026/12344 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikayetinde özetle; şüphelinin müşteki ...Kozmetik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin sahibi ...'nin babası olduğunu, şüphelinin şirket kasasında bulunan çekleri ve 700,000,00 Türk lirası miktarında nakit parayı çaldığını ifade ederek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, şüphelinin müştekinin babası olduğu ve şahsi cezasızlık sebebi bulunduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
Benzer bir olayla ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.10.2017 tarihli ve 2016/15-753 esas, 2017/468 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, zarara uğrayanın tüzel kişi olduğu hallerde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 167. maddesi kapsamında akrabalık ilişkisi ve şahsi cezasızlık sebebinden söz edilemeyeceği, somut olayda suçtan zarar görenin ...Kozmetik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olduğu nazara alınmadan, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Şikâyetçi şirket vekilinin şikayet dilekçesinde özetle; şüphelinin, ...Kozmetik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin sahibi olan ...'nin babası olduğunu, şüphelinin şirket kasasında bulunan şirkete ait çekleri ve yine şirkete ait 700,000,00 TL miktarında nakit parayı çaldığını ifade ederek şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, şüphelinin şikâyetçi ...'nin babası olduğu ve şahsi cezasızlık sebebi bulunduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", 5271 sayılı Kanun’un 160/2. maddesinde "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'', aynı Kanun’un 170/2. maddesinde, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." ve yine anılan Kanun’un 172/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz üzerine bu itirazı inceleyen merci, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
5271 sayılı Kanun’un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikâyeti yoluyla soruşturma yaparak maddî gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hâkimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Aynı Kanun’un 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnat edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkûmiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdanî kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında değerlendirilmesi gereken incelemeye konu dosyada; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2017 tarihli ve 2016/15-753 Esas, 2017/468 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, zarara uğrayanın tüzel kişi olduğu hâllerde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 167. maddesi kapsamında akrabalık ilişkisi ve şahsi cezasızlık sebebinden söz edilemeyeceği, somut olayda da suçtan zarar görenin ...Kozmetik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olduğu nazara alınmadan, itirazın bu yönden kabulü ile şüphelinin ifadesinin alınması ve yapılacak etkin soruşturma sonucuna göre hukukî durumunun takdir ve tayininin gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine anılan hususlarda soruşturmanın genişletilmesi yerine yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin, 14.04.2025 tarihli ve 2025/2056 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.