"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2025/2454 E., 2025/2865 K.
SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme, tehdit, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
I. Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme, tehdit ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
Hükmolunan cezaların miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, "ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyizi mümkün olmadığından, sanık ve müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II. Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz isteminin, raporlu ilaç kullandığından cezai ehliyetinin bulunmadığına, TCK'nın 32. maddesinden yararlanmak istediğine ilişkin olduğuna; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğuna, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Zincirleme suç hükümlerinin nasıl uygulanacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2013 gün, 2012/13-1543 Esas, 2013/257 Karar sayılı kararında "Bir suçun zincirleme biçimde işlendiğinin kabulü hâlinde, faile her bir suç için ayrı ayrı ceza verilmeyecek, tek bir ceza verilip bu ceza üzerinden TCK'nın 43/1. maddesi gereğince artırım yapılacaktır. Failin işlediği suçlar aynı nitelikte ise, örneğin her biri suçun basit veya nitelikli hali ise burada ceza bu basit veya nitelikli hal üzerinden belirlenecektir. Failin işlediği suçlardan bir kısmı suçun basit, bir kısmı da nitelikli hali ise, nitelikli hal daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza bunun üzerinden belirlenmeli, ancak nitelikli hal suçun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza suçun basit şekli üzerinden belirlenmelidir. Suçlardan birinin tamamlanmış, diğerinin teşebbüs aşamasında kalması durumunda, şayet suçlar aynı nitelikte ise, örneğin ikisi de suçun basit şekli ise tamamlanmış suçtan hüküm kurulmalıdır. Tamamlanmış olan eylem suçun basit halini, teşebbüs aşamasında kalmış eylem ise suçun nitelikli halini oluşturuyorsa, bu durumda her bir suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyor ise o suç üzerinden zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Bununla birlikte zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek ceza, teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmamalıdır" şeklinde belirtildiği,
Tüm dosya içeriğine göre; sanığın 29.03.2025 tarihinde güvenlik kamera kayıtlarına göre gündüz vaktinden sayılan saat 05.57'de şikâyetçilerin ikâmetinden hırsızlık yaptığı, 30.03.2025 günü ise geceden sayılan saat 04.03 sıralarında yine aynı yere gelip hırsızlık yapmaya çalıştığı esnada şikâyetçi ... tarafından fark edilmesi neticesinde yakalandığı olayda; birinci hırsızlık eylemi gündüz vakti tamamlanmışsa da ikinci hırsızlık eyleminin gece vakti işlenmeye teşebbüs edilmesi sebebiyle, yukarıda açıklanan şekilde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında esas alınacak suçun daha fazla cezayı gerektiren halinin, her bir suç ile ilgili ayrı ayrı uygulama yapılıp sonuçlarının karşılaştırılarak sonucuna göre daha ağır cezayı gerektiren suç üzerinden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek cezanın da teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmaması gerektiği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken Yargıtay denetimine elverişli olmayacak şekilde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 5271 sayılı Kanun'un 307/son maddesinin gözetilmesine, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Karapınar 1. Asliye Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.