"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/326 E., 2018/1709 K.
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2025 tarihli ve... sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Konuya ilişkin olarak Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 29.05.2025 tarihli ve 2024/1478 esas, 2025/10455 karar sayılı ilamında yer alan, "...Sanığın sözleşmesiz enerji kullanımı nedeniyle 17.04.2018 tarihinde usûlsüz elektrik tutanağının düzenlendiği, sanığın suça konu yerde kaçak elektrik kullandığı süre tespit edilip, bu süreye göre, sayaçtaki tüketimin kurulu güçle ve eski dönemdeki tüketimlerle uyumlu olup olmadığı, tutanak tarihinden sonra bariz bir artışın olup olmadığı bilirkişi raporuyla belirlenip, sanığın sayaca müdahale edip etmediği ve dolayısıyla karşılıksız yararlanma kastı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği, karşılıksız yararlanma kastının bulunmaması hâlinde sanığın beraatine karar verilmesi, sanığın karşılıksız yararlanma kastı ile hareket ettiğinin tespit edilmesi hâlinde ise;
6352 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı TCK'nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan TCK'nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak, somut olayda da bu açıklamalar ışığında sanığa soruşturma ve kovuşturma aşamasında ödeme ihtarı yapılmamış olması nazara alınarak belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Somut olayda, suça konu elektrik tüketiminin niteliğini tespit edici mahiyette ve varsa katılan kurumun uğradığı vergili ve cezasız kaçak elektrik tüketim bedelini gösterir biçimde denetime elverişli bilirkişi raporunun temin edilmediği, bilirkişi raporu ile belirlenecek vergili ve cezasız kaçak elektrik tüketim bedelinin sanık tarafından ödenmesi halinde kamu davası açılmayacağı bilgisi ile ödeme süresi ve yerinin soruşturma veya kovuşturma merciince sanığa bildirilerek gerekli süre kendisine tanınıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Hükümlü hakkında, borç nedeniyle kesilen elektriği açarak kaçak elektrik kullandığından bahisle 03.08.2017 tarihli kaçak/usûlsüz elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlendiğinin anlaşılması karşısında; hükümlünün suça konu yerde kaçak elektrik kullandığı süre tespit edilip, bu süreye göre, sayaçtaki tüketimin kurulu güçle ve eski dönemdeki tüketimlerle uyumlu olup olmadığı, tutanak tarihinden sonra bariz bir artışın olup olmadığı bilirkişi raporuyla belirlenip, hükümlünün sayaca müdahâle edip etmediğinin ve dolayısıyla karşılıksız yararlanma kastının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği ve bu doğrultuda hükümlünün karşılıksız yararlanma kastı ile hareket ettiğinin belirlenmesi hâlinde ise; 6352 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca şikâyetçi kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, hükümlüye miktar da belirtilip usûlüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde bu bir dava şartı olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen hükümlü tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması hâlinde, bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek hükümlü hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak; somut olayda bu açıklamalar ışığında, soruşturma yahut kovuşturma aşamasında katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararının belirlenmesine ilişkin bilirkişiye hesap yaptırılmadığı, böylelikle hiçbir aşamada hükümlüye usûlüne uygun olarak bildirimde bulunulmadığı anlaşılmakla, hükümlü tarafından yapılan herhangi bir ödeme olup olmadığı sorulduktan sonra varsa ödediği toplam miktarın bilirkişiye hesaplattırılacak olan katılan kurumun cezasız ve vergili gerçek zararını karşılaması durumunda hükümlü hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği, ödemenin olmaması durumunda veya yapılmış bir ödeme olsa bile bu ödemenin zararı karşılamadığının tespiti hâlinde ise yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre hükümlünün hukukî durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.11.2018 tarihli ve 2018/326 Esas, 2018/1709 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.