Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2025/16119 E. 2026/1623 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/449 E., 2022/452 K.

SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma

HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 09.02.2022 tarihli ve 2022/449 Esas, 2022/452 Karar sayılı kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafinin temyiz isteminin, sanığın suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, sanığın savunmalarının dikkate alınmadan hüküm kurulduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre .... Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2019 tarihli ve 2017/262 Esas, 2019/358 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 10.02.2021 tarihli ve 2020/1375 Esas, 2021/412 Karar sayılı kararı ile “ sanığın yakalandığı 24.01.2016 tarihinde güneşin batış saati itibarıyla TCK'nun 6/1-e maddesine göre gecenin 18:25 sonrası zaman dilimi olduğu ve sanığın müştekilere ait ikamette geceden sayılan saat 19:00 sıralarında yakalanması nedeniyle hakkında 28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinin uygulanmasının gerektiği bu maddeler de öngörülen nitelikli hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, sanığın müdafii olmaksızın sorgusunun yapılarak yargılamaya devam edilerek aynı Kanun'un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması, 2-Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06/10/2015 tarih ve 2014/2-208 esas, 2015/304 karar sayılı ilamı da gözetilerek sanığın, müştekilerin beraber kaldıkları konutta eşyalar üzerinde müştereken hakim ve zilyet bulunduklarından nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali eylemlerinde bir defa mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken her üç müştekiye karşı ayrı ayrı uygulama yapılması, 3-Sanığın yakalandığı 24/01/2016 tarihinde güneşin batış saati itibariyle TCK'nun 6/1-e maddesine göre gecenin 18:25 sonrası zaman dilimi olduğu ve sanığın müştekilere ait ikamette geceden sayılan saat 19:00 sıralarında yakalanması nedeniyle hakkında nitelikli hırsızlık suçu nedeniyle TCK'nun 143 ve konut dokunulmazlığının ihlali suçundan TCK'nun 116/4 maddesi ile uygulama yapılmasının gerekmesi, 4-Hükümde sanık hakkında tekerrüre esas alınan ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/ 93... /483 Karar sayılı ilamın, istinaf incelemesine konu suç tarihi olan 24/01/2016 tarihinden sonra 03/05/2018 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı ancak sanığın adli sicil kaydında yer alan ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/4 61... /816 Karar sayılı ilam ile verilen ve 20/05/2014 tarihinde kesinleşen ilamın tekerrüre esas nitelikte olduğu gözetilmeksizin karar verilmesi, 5-TCK'nun 53 maddesinin uygulanması sırasında, 15/04/2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinde yapılan değişikliğin gözetilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçeleriyle 5271 sayılı CMK.nun 289/1-e ve 280/1-e maddeleri uyarınca hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 10.02.2021 tarihli ve 2020/1375 Esas, 2021/412 Karar sayılı kararı ile bozma ilamı üzerine verilen .... Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.11.2021 tarihli ve 2021/163 Esas, 2021/602 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§