"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/175 E., 2023/175 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Ceza Dairesinin 10.02.2020 tarihli, 2020/320 Esas, 2020/1726 Karar sayılı bozma kararında'' Sanık hakkında katılan ... ve müşteki ...’e yönelik hırsızlık suçlarına ilişkin olarak iki kez cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı ancak mahkemece tek bir hırsızlık suçuna yönelik hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında, hükmün müştekiye yönelik eylem nedeniyle mi, katılana yönelik eylem nedeniyle mi verildiğinin kararda belirtilmemesi suretiyle belirsizlik yaratılması,
2-Müşteki ...’ün çantasından cep telefonu çalınması şeklinde gerçekleşen olayda soruşturma aşamasında beyanı alınan müştekinin telefonunun çalındığını sonradan fark ettiği suça konu cep telefonunun çanta üzerinde iken mi yoksa çantayı beyanında belirttiği üzere en son sınıfa bıraktığı halde iken mi çalındığının tespiti ile 5237 Sayılı TCK’nun 142/2-b veya bulunduğu yere göre aynı Yasa’nın 142/1-a-b maddelerinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden hangi müştekiye yönelik olduğu belli olmayan tek bir hüküm kurulması,
3-Katılan ...’ya yönelik gerçekleşen, üzerindeki çanta içerisinden cep telefonu çalınması şeklindeki hırsızlık olayında, oluş ve dosya kapsam içeriğine göre görev yapan kolluk memurlarınca perdeleme yapılmak suretiyle hırsızlık suçunun gerçekleştiğinin anlaşılması üzerine önceden başka suçlar sebebiyle bilinen sanıkların yakalanması olayında eylemin 5237 Sayılı TCK’nın 35. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesinin (4), (5) ve (6) fıkraları da göz önünde bulundurularak, mahkûmiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 58/7. maddesi gereğince açıkça “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık ... hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması
5-T.C. Anayasa Mahkemesinin hükümden sonra 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
6-5271 sayılı CMK'nın 324. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında yargılama giderlerinin neleri kapsayacağının, kimin tarafından belirleneceğinin, kime ve nasıl yükletileceğinin düzenlendiği, buna göre iştirak halinde her bir sanığın sebebiyet verdiği yargılama giderlerinin ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden ise paylarına düşen oranın belirlenerek karar verilmesi gerekirken tüm yargılama giderlerinin sanıklardan eşit tahsil edileceği belirtilerek hükmedilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
7-Sanıklar müdafiinin 18.11.2014 tarihli duruşmada, sanıklar hakkında lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmesine karşılık, sanıklar hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı TCK'nun 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,''' hususlarına değinilmesine rağmen bozma kararının gereklerinin yerine getirilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümlerde 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesinin gözetilmesine, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.