Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2025/15187 E. 2026/96 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/829 E., 2025/907 K.

SUÇ : Hırsızlık

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; katılan vekilinin temyiz isteminin, sanığın suçu işlemesine rağmen beraat kararı verilmesine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Samandağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2022 tarihli ve 2021/1543 Esas, 2022/730 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 11.01.2024 tarihli ve 2022/2935 Esas, 2024/100 Karar sayılı kararı ile “...3.11.2021 tarihli tespit tutanağında; şüpheli ... ile yapılan mülakatta ''... öz amcam olur, evine girerek ihtiyacım kadar para aldım. Amcam ...'nun oğlu ...'nun anneme birikmiş kira borcu vardı, sarhoşluğun etkisi ve anlık öfke ile amcamın evine girdim...Amcam ...'dan çekindim ve kendisine gidip durumu anlatamadım, pişmanım.'' dediğinin belirtilmesi, sanığın ise aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmemesi, 23.11.2021 tarihli tespit tutanağı ve sanığın müdafiisiz şekilde kolluk tarafından tutanakta tespit edilen savunmasının da tek başına delil teşkil etmeyeceği nazara alındığında; 23.11.2021 tarihli tespit tutanağı başlıklı tutanağı düzenleyen tutanak tanıklarının usulüne uygun bir biçimde tanık sıfatıyla beyanlarının alınmaması, sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi karşısında araştırma ve kamera inceleme tutanağına konu CD'deki sanığın apartmana her giriş çıkış anına ilişkin görüntülerin çözümün yaptırılmasından sonra bilirkişi raporu sanığa okunarak belirtilen saatlerde neden apartmana giriş çıkış yaptığının sorulması, bilirkişi raporunun sanık savunması ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi ve sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması, araştırma ve kamera inceleme tutanağında yapılan kamera incelemesinde; 14.11.2021 günü saat 19:19 sıralarında ... ile ...'ın müşteki ...'nun konutunun bulunduğu apartman ile bitişik inşa edilen apartman istikametine giriş yaptıkları, aynı gün 19:24 sıralarında koşar adımlarla çıkış yaptıklarının belirtilmesi karşısında tanık ...'ın yasal haklarının hatırlatılması suretiyle iddianamede tanımlanan eyleme ilişkin zaman dilimi belirterek görgü ve bilgisinin sorulması, olayın oluş biçimi, katılan beyanı, sanık savunması ile tanık anlatımı arasında çelişki oluşması halinde çelişkinin giderilmeye çalışılması ve sonuca göre sanığın hukuki durumunun tespiti gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi, katılanın aşamalardaki beyanında; hamam penceresinin bulunduğu yere dışarıdan tırmanarak çıkmanın mümkün olmadığı, hamam penceresinden, kendisinin ikametine girilmesinin tek yolunun yan daire olduğunu, yan dairenin eltisi ...'ya ait olduğunu ve bu dairenin 15 yıldır boş olduğunu beyan etmesi karşısında maddi gerçeğin tam olarak tespit edilebilmesi açısından mahkemece mutlaka mahallinde (katılanın ikamet ettiği ve sanığın ailesine ait ikamette keşif yapılarak; katılanın ikametindeki banyo penceresine yan daire dışında başka bir şekilde geçmenin mümkün olup olmadığı, başka yerlerden banyo penceresine ulaşılıp ulaşılamayacağı, üst katlardan banyo penceresinin bulunduğu yere inilip inilemeyeceği hususlarında bilirkişi raporu aldırılması ve bilirkişi raporunun dosyada toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirilmesinden sonra sanığın hukuku durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, araştırma ve kamera inceleme tutanağına konu güvenlik kamera görüntülerindeki tarih ve saatin güncel olup olmadığının araştırılmaması,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 11.01.2024 tarihli ve 2022/2935 Esas, 2024/100 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Samandağ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.11.2024 tarihli ve 2024/225 Esas, 2024/238 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§