"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/994 E., 2025/1218 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın suç işleme kastının bulunmadığına ve sanığın suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Uşak 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2023 tarihli ve 2022/225 Esas, 2023/185 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 03.12.2023 tarihli ve 2023/2054 Esas, 2023/185 Karar sayılı kararı ile “...Sanık ...'in savunmasında; hatırlayamadığı bir tarihte banka kartlarının da içinde bulunduğu cüzdanını kaybetmesi üzerine banka hesaplarını kapattırdığını ileri sürmesi karşısında, adıgeçen sanığın bu savunmasının doğruluğunun tespiti amacıyla banka hesabının bulunduğu bankadan hesabına bağlı banka kartlarıyla ilgili olarak herhangi bir kayıp-çalıntı başvurusu yapıp yapmadığı, katılanın hesabından gönderilen paraların hangi banka kartı kullanılarak çekildiği, bu banka kartının sanık ...'a teslim edilip edilmediği, eğer teslim edilmiş ise suça konu olan paranın bu banka kartı kullanılarak ATM'den çekilip çekilmediği, kart kullanılırken şifre girilip girilmediği, paranın çekilişine dair banka veya ATM görüntü kayıtlarının temin edilebildiği takdirde para çekimi işleminin sanık ...'ın yapıp yapmadığı hususlarının araştırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, katılanın banka ve kredi kartı hesaplarından çekilen paraların sanık ...'ın hesabına gönderilen 58.980 TL ile 4.900 TL tutarındaki paraların bir çok kez üst üste ...Teknolojileri A.Ş. isimli firma adına ödeme yapılmak suretiyle kullanıldığının dosyada mevcut banka hesap ekstresinden anlaşılması karşısında, ...Teknolojileri A.Ş. isimli firmaya yapılan bu ödemelerin kimin tarafından gerçekleştirildiği, ödemenin mal ve hizmet alımına ilişkin olması durumunda teslimat işleminin kime yapıldığı, bu paraların başka bir banka hesabına aktarılıp aktarılmadığı, para nakit olarak çekilmiş ise bu paranın sanık ... tarafından çekilip çekilmediği hususlarının araştırılmasından ve ayrıca sanık ...'ın tekrar ifadesine başvurularak banka kartını kullanması için verdiğini ileri sürdüğü ...isimli bir kişinin açık kimlik ve adresinin tespitine çalışılarak bu kişinin olayla ilgili ifadesine başvurulmasından sonra sonucuna göre adıgeçen sanığın cezai sorumluluğunun tayini yoluna gidilmesi gerektiğinin gözardı edilmesi, katılan ...'in ... şubesi nezdindeki banka hesabından 70.000 TL'nin, kredi kartı hesabından ise 7.500 TL'nin 02/01/2021 tarihinde sanıklar ... ve ...'a ait banka hesaplarına havale ile gönderilmesine ilişkin havale işlemlerinin hangi IP numaraları kullanılarak gerçekleştirildiğinin ilgili bankadan temin edilmek suretiyle bildirilen bu IP numaralarının sanıklar ... ve ... tarafından kullanılıp kullanılmadığı veya sanıklarla herhangi bir irtibatının bulunup bulunmadığı, hususunun tespit edilmesi gerektiğinin gözardı edilmesi ve yukarıda açıklanan araştırmaların yapılması sonucunda, dava konusu olan nitelikli hırsızlık suçuyla ilgili olarak sanıklar ... ve ...'dan başka sanık veya sanıkların kimlik bilgilerine ulaşıldığı takdirde bu kişiler hakkında nitelikli hırsızlık suçundan dolayı ayrıca kamu davası açılması sağlanıp açılan bu davanın incelemeye konu dava ile birleştirilmesinden sonra delillerin birlikte değerlendirilmesi ve bundan sonra sanıkların hukukî durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, yazılı olduğu şekilde mahkûmiyet hükmü tesis edilmesi,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 03.12.2023 tarihli ve 2023/2054 Esas, 2023/185 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Uşak 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2025 tarihli ve 2023/723 Esas, 2025/95 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.