"İçtihat Metni"
İ T İ R A Z
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/64 E., 2021/1229 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İTİRAZA KONU KARAR : Bozma
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 02.06.2025 tarihli ve 2022/14479 Esas, 2025/10714 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2025 tarihli ve 2-2021/77313 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinde belirtilen yasal süre içerisinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Sanıklar hakkında 27.09.2019 tarihli kararla TCK’nın 142/2-h, 143/1, 62, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi karşısında, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi nedeniyle istemleri aranmadan müdafi görevlendirilmesi ve müdafinin de duruşmalarda hazır bulunması gerektiği konusunda kuşku olmamakla birlikte, ilk derece mahkemesinin müdafi atamadan yargılamaya devam etmesi ile atanan müdafinin duruşmada hazır bulunmaması arasında bir fark bulunmaması gerektiği, iddianamedeki nitelendirmeye veya ek savunma verilerek uygulanması gereken hükümlere göre zorunlu müdafi atanması gerektiği durumlarda, müdafi atanmaması veya atanan müdafinin duruşmada hazır bulundurulmaması durumunda, müdafinin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâlleri dışında CMK’nın 188. maddesinin 1. fıkrasına aykırı davranılmış olunduğu ve bu hukuka aykırılığın da CMK’nın 280. maddesinin atıfta bulunduğu CMK’nın 289. maddesinin 1. fıkrasının (e) kapsamında bölge adliye mahkemelerine bozma yetkisi verdiğinin ve Yüksek derecede hukuki değerden yoksunluk reddine dayalı bozma kararı verilmiş olması karşısında, yaratacağı sonuçları itibarıyla farklı nedene dayalı bozma isteminde itiraz olağanüstü kanun yolu bakımından hukuki yarar koşulunun bulunduğunun değerlendirildiği, buna göre Tebliğname'de belirtilen görüş doğrultusunda hükümlerin BOZULMASINA karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmün bozulmasına karar verilemeyeceğinden bahisle kararın BOZULMASINA karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğuna ilişkindir.
II. GEREKÇE
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.02.2026 tarihli ve 2025/2-567 E., 2026/79 K. sayılı kararında "Sanığa isnat edilen gece vakti nitelikli hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı itibarıyla müdafi tayin edilmesi zorunlu olup İlk Derece Mahkemesince sanığa müdafi atanmadan ve kanunen mutlaka duruşmada hazır bulunması gereken müdafii olmaksızın yargılamaya devamla hüküm kurulmasının, CMK’nın 188. maddesinin birinci fıkrası nazara alındığında, aynı Kanun’un 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık hâlini meydana getirdiği anlaşılmakla, bu hukuka aykırılık sebebiyle Bölge Adliye Mahkemesinin CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki yetkiye dayanarak bozma kararı vermesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı..." şeklinde yer alan kabul gereği İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 23.06.2020 tarihli ilâmı ile bozma kararı vermesinde usûl ve yasaya aykırılık bulunmadığının kabulü gerektiğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmış, bu doğrultuda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 08.04.2021 tarihli kararına yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince istinaf bozması sonrası yapılan yargılama neticesinde 04.12.2020 tarihli karar ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143/1, 62/1. maddeleri gereğince verilen 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair kurulan mahkûmiyet hükümlerine karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin uygulama kısımları hükümden çıkarılarak, duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 303. maddesi uyarınca suç vasfı değişikliği yapılarak sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 141/1, 143/1, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmek suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş ise de; sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümleri bakımından 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanıklar hakkında yazılı şekilde düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1- Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2- 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi gereği Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 02.06.2025 tarihli ve 2022/14479 Esas, 2025/10714 Karar sayılı bozma ilâmının KALDIRILMASINA,
3- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.04.2021 tarihli ve 2021/64 E., 2021/1229 K. sayılı kararının, Gerekçe başlığı altında açıklanan nedenlerle, İtirazname’ye uygun olarak, diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.