"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/1885 E., 2025/1651 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... ve sanıklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, TCK'nın 144. maddesinin ve etkin pişmanlık hükmlerinin uygulanmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ve lehe hükümlerin uygulanmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.09.2022 tarihli ve 2019/635 Esas, 2022/490 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 21.10.2024 tarihli ve 2023/1455 Esas, 2024/2790 Karar sayılı kararı ile “...Katılanın yeniden beyanları tespit edilerek, olay tarihinde otomobilin kapısını kilitleyip kilitlemediği, otomobilin yürür vaziyette, hareket kabiliyetine haiz olup olmadığı, çalışmasına engel herhangi bir arızasının bulunup bulunmadığı, hurda niteliği taşıyıp taşımadığı sorularak, tüm dosya kapsamında toplanan delillerden suça konu aracın çalışır vaziyette bulunduğu, hurda niteliği taşımadığının anlaşılması halinde sanıklar tarafından suça konu otomobilin başka bir araca halat ile bağlanarak çalınması şeklinde gerçekleşen eylemlerinde sanıklar hakkında TCK'nın 142/2-h(bu durumda eylem gece vakti gerçekleştirilmiş olduğundan sanıkların zorunlu müdafii huzurunda usulüne uygun şekilde kimlik tespitleri yapılarak ve hakları hatırlatılmak suretiyle yargılama yapılması) maddesinde düzenlenen "herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle hırsızlık" suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, dosya içerisinde yer alan kolluk tarafından tanzim edilen 07.12.2017 tarihli tutanak uyarınca olaydan sonra yakalanan sanık ... kolluk görevlilerine suça konu otomobilin yerini göstermek suretiyle hasarlı bir şekilde teslimini sağladığı, kovuşturma aşamasında beyanı tespit edilen katılanda otomobilinin arızalı bir şekilde kolluk görevlileri tarafından kardeşine teslim edildiğini beyan ettiği gözetildiğinde, somut olayda kısmi iadenin söz konusu olduğu anlaşılmakla, katılanın yeniden beyanları tespit edilerek, kısmi iade nedeniyle sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakat edip etmediği sorularak, sonucuna göre sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde TCK'nın 168. Maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, olay tarihinde Adana ilinde güneş doğuş saatinin 06:35 olduğu, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yaz saati uygulaması ve TCK'nın 6/1-e maddesi birlikte değerlendirildiğinde gece vaktinin suç tarihinde 06:35 öncesi olduğu anlaşılmakla, Dosya içerisinde yer alan ... Sulama Birliğine ait güvenlik kamera görüntüleri incelendiğinde saat 05:32 de suça konu otomobilin başka bir araç ile çekilmek suretiyle götürüldüğünün tespit edildiği ancak güvenlik kamera görüntülerinin güncel olup olmadığına dair bir tespit yapılmadığı anlaşılmakla, ... Sulama Birliğine ait güvenlik kamera görüntülerinin saatinin olay tarihinde güncel olup olmadığının belirlenmesi ile sanık ...'in soruşturma aşamasında suç saatine ilişkin savunması da dikkate alınarak suçun gece vaktinde işlendiğinin tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, birlikte suç işleyen sanıklar hakkında ortak yapılan yargılama giderinin terkin sınırının üstünde olmasına rağmen her bir sanık yönünden ayrı ayrı hesaplama yapılarak yargılama giderinin terkin sınırının altında kaldığı belirtilerek kamu üzerine bırakılması, sanık ...'in soruşturma aşamasında geçirdiği gözaltı süresinin (07.12.2017- 08.12.2017) TCK'nın 63. maddesi uyarınca cezasından mahsup edilmesine karar verilmemesi, sanık ... hakkında tekerrür uygulamasına esas alınan Nizip 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/728 esas, 2014/25 karar sayılı ilamında, sanığın uyuşturucu madde kullanmak suçundan dolayı mahkum olduğu, suç tarihinin 02.01.2014 olduğu ve ilamın 26.06.2014 tarihinde kesinleştiği, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la TCK'nın 191. maddesinde değişiklik yapıldığı dikkate alındığında; söz konusu ilamla ilgili olarak 65 45... sayılı Yasalar uyarınca uyarlama yapılmasının sağlanmasının ve sonucuna göre tekerrür hükümleri yönünden sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve suç tarihinin 07.12.2017 olduğu, sanık ...'in adli sicil kaydında yer alan Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/304 esas, 2015/122 karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleştiği tarihin 08.06.2015 olduğu gözetildiğinde, sanığın 5 yıllık deneme süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesine karşın mahkemesine 5271 sayılı CMK'nın 231/11 maddesi gereğince bildirimde bulunulmasına karar verilmemesi,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 21.10.2024 tarihli ve 2023/1455 Esas, 2024/2790 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2025 tarihli ve 2024/723 Esas, 2025/177 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve sanıklar müdafiilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.