"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/2463 E., 2023/3137 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Katılan vekilinin temyiz isteminin sadece vekâlet ücretine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "Sanığın suçu işlemediği, sanığın köpekleri severek olay yerinden ayrıldığı, hırsızlık ya da iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçununu işleme kastının bulunmadığı, sadece demir çitlerde parmak izine rastlandığı, katılanın olay öncesi bahçesinde ne kadar köpek olduğunu ispat edemediği, eksik inceleme ile karar verildiği, şüpheden sanığın yararlanması gerektiği, iş yeri bahçesine sanığın özellikle davet edildiği, lehe hükümlerin ve erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiği", katılan vekilinin temyiz isteminin "Gerekçeli kararda katılan lehine vekâlet ücretine hükmolunması gerekirken sehven hazine lehine vekâlet ücretine hükmedildiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1 fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde, bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Sivas 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/331 Esas, 2020/266 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli ve 2020/1492 Esas, 2020/1391 Karar sayılı kararı ile, "Mahkemece dosyada mevcut CD inceleme tutanağı göz önüne alınarak suçun işlendiği saatin 20:39 kabul edildiği; CD kayıtlarının araştırılıp incelenerek kamera saatinin güncel saatle uyumlu olup olmadığı tespit edildikten sonra sanık hakkında TCK'nun 143. ve 116/4 maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağı gözetilmeden,
Aynı olay nedeniyle devam eden Sivas 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/743 Esas numaralı dosyasının incelenip o dosyadaki sanıkların, sanık ... ile irtibatlarının olup olmadığı araştırılmadan ve tanık olarak dinlenilmeden ve 2018/743 Esas numaralı dosyada olay yerini gören kamera kayıtlarının bulunduğu, hırsızlık yapan kişilerin görüntülerinin elde edildiği, sanığın suçlamaları kabul etmediği, kamera görüntülerindeki kişinin sanık olup olmadığına ilişkin sanığın teşhise elverişli fotoğrafları çekilip elde edilen fotoğraflar ile CD tutanağındaki görüntülerin karşılaştırma yapılmak suretiyle yöntemince bilirkişi raporu alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması" nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bu bozma kararı üzerine Sivas 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2022 tarihli ve 2020/320 Esas, 2022/368 Karar sayılı kararı ile sanığın atılı suçlardan beraatine karar verildiği, beraat kararlarının katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 23.12.2022 tarihli ve 2022/4207 Esas, 2022/4330 Karar sayılı kararı ile hükümlerin "Mahkemece tanık sıfatıyla dinlenilen ... hakkında aynı eylem nedeniyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi'nin 2019/1724 Esas, 2021/1611 Karar sayılı ilamı ile mahkûmiyet kararı verilen dosyanın da incelenerek suç zaman diliminin de şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenerek sanığın üzerine atılı suçlardan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilerek dosya içeriği ile uyumlu olmayan, yetersiz ve yerinde olmayan gerekçeyle atılı suçlardan beraat kararı verilmesi" nedeniyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği ancak bozma kararlarında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli ve 2020/1492 Esas, 2020/1391 Karar sayılı kararı bozma kararı, bozma kararı üzerine verilen Sivas 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2022 tarihli ve 2020/320 Esas, 2022/368 Karar sayılı kararı ve bu kararın da bozulmasına ilişkin Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 23.12.2022 tarihli ve 2022/4207 Esas, 2022/4330 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.