Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2024/819 E. 2026/5171 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2908 E., 2023/2470 K.

SUÇ : Hırsızlık

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "sanık hakkında salt tanık G. g.'nin çelişkili beyanlarına dayanılarak hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedildiğine, ceza yargılamasının amacının maddi gerçeğe ulaşmak olduğuna, şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağına, olay yerinden elde edilen kamera görüntülerindeki şahıs ile sanığın teşhise elverişli fotoğraflarının bilirkişi vasıtası ile karşılaştırılmasına ilişkin raporda, genel fiziki yapı, ortalama boy ve kilo bakımından şahısların benzer olduğunun tespit edildiğine ancak söz konusu raporda kesin bir belirleme yapılamadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ihlal edilerek sanığın üzerine atılı suçu işlediği kanaatine ulaşıldığına, kararın bozularak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine," sanığın temyiz isteminin, '' yapılan yargılamada, hakkında hiç bir somut delil olmamasına rağmen ceza aldığına, masum olduğuna, dosya incelendiğinde durumun ortaya çıkacağına, hakkında verilen kararın kaldırılmasını talep ettiğine'' ilişkin olduğu belirlenerek, yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.07.2021 tarihli ve 2020/336 Esas, 2021/521 Karar sayılı dosyasında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin istinaf istemleri üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 30.11.2022 tarihli ve 2021/2534 Esas, 2022/2412 Karar sayılı kararıyla; “Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2021/102 47... /6852 karar sayılı kararında belirtildiği üzere "aynı evde uyumakta olan müştekilerin odalarından bir takım eşyaları çaldığından kuşku bulunmadığından doğal olarak tek olmayan bu fiillerin hukuken tek bir fiil olarak kabul edilmesi ve bu fiilin birden fazla kişiye karşı işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun 142/2.h maddesinden verilecek cezanın aynı kanunun 43/2 yollamasıyla aynı maddenin 1.fıkrası uyarınca artırılması yerine 2 kez cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayini" içtihadı uyarınca da sanığa tek bir hırsızlık suçundan hüküm kurup eylemine TCK'nun 43. Maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmeden hükmün gerekçesinde TCK'nun 43. Maddesinin uygulanmama gerekçeleri yazılmadan ve de sanık hakkında TCK'nun 43. Maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden fazla ceza tayininin yasaya aykırı olduğundan,” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 30.11.2022 tarihli ve 2021/2534 Esas, 2022/2412 Karar sayılı kararı ile bozma kararı üzerine verilen İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.11.2018 tarihli ve 2023/173 Esas, 2023/394 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§