"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/114 E., 2024/171 K.
SUÇLAR : Kasten yaralama, konut dokunulmazlığının ihlâli, tehdit
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat, hüküm kurulmasına yer olmadığına
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, onama
I-Sanık hakkında tehdit suçuna yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2024 tarihli ve 2024/114 Esas, 2024/171 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Sanık hakkında tehdit suçundan verilen hüküm kurulmasına yer olmadığına dair kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesi uyarınca hüküm niteliğinde bulunmadığı, hüküm niteliğinde olmayan ve bu itibarla konusu bulunmayan karara yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin aynı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE,
II-Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince karar tarihi itibariyle 17.900,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiği, ancak mahkemenin 17.03.2016 tarihli ve 2014/826 Esas, 2016/187 Karar sayılı kararında katılan lehine 1.800,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğinden, bu miktarın mahsup edilerek, katılan lehine 16.100,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; "hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinden daha önce takdir edilen 1.800,00 TL vekalet ücretinin mahsup edildikten sonra kalan 16.100,00 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine" karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın, katılanın ikametine rızaya aykırı olarak gece vakti girmesi şeklindeki eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 116/4. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlâli suçunu oluşturduğu, bu suç için öngörülen cezanın üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e, 66/4. maddeleri uyarınca hesaplanan 8 yıllık dava zamanaşımının, sorgu tarihi olan 10.02.2015 tarihinden karar tarihine kadar geçtiği gözetilmeden zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.