"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/354 E., 2023/2911 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ...'in temyiz isteminin; ''Üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğine, tutanağın baskı altında imzalattırıldığına, bu hususun tanık beyanlarıyla sabit olduğuna, olayda herhangi bir suçunun olmadığının kabulü ile beraatine karar verilmesine, kararın lehine bozulmasına'' ilişkin, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; ''Hükme esas alınan mütalaada sanığın atılı suçu kabul ettiği yönünde hatalı değerlendirme yapıldığına ve bu doğrultuda sanığın cezalandırılmasına karar verildiğine, dosyaya sunulan 30.08.2016 tarihli ifade tutanağının aleyhe delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmayan bir belge olarak değerlendirilmesi gerektiğine, dosyada yer alan katılan, katılan vekili, katılan çalışanlarından oluşan evrağın tamamen katılan yararına hükmedecek şekilde, vekillik görev sınırını aşmak suretiyle, sanıklar ve eşleri nezdinde baskı altında imzalattırıldığına, bu hususun sanık ve tanık ifadeleriyle ortaya konulduğuna, sanığa müdafii ataması yapılmasına rağmen 06.04.2018 tarihinde avukatsız şekilde mahkemede savunması alındığından adil yargılanma ve savunma hakkının ihlâl edildiğine, sanığın avukatsız alınan savunmasında isnad edilen suça ilişkin ayrıntılı herhangi bir soru sorulmaksızın sadece katılan ve vekilinin baskısı altında alınan "ifade tutanağı"na yönelik beyanlarının alındığına, sanığın eşiyle ve diğer sanıklarla birlikte imzalamak zorunda kaldıkları boş senetlerin İlk Derece Mahkemesince gözardı edildiğine, katılan şikayet dilekçesinde 142.164 kg malzemenin eksik olduğunu beyan ettiğine, bu miktardaki eksikliğin tutanağın tanzim edildiği gün nasıl tespit edildiğininin anlaşılmasının mümkün olmadığına, 142 tonluk malzemenin ortadan kaybolmasının ve stoklarda yaşanacak eksikliğin katılan tarafından fark edilmemiş olmasının Mahkeme tarafından sorgulanmadığına, bu miktardaki malzemenin eksikliğinin basiretli bir tacir olarak fark edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, suça konu malzemelere ilişkin yazılı delil, fatura, stok sayımı veya daha önceden yapılmış bir tespitin bulunmadığına, envanter dökümünün ise katılan beyanlarına dayalı şekilde yargılama sonuna doğru temin edildiğine, atılı suçun meydana geldiği işyerinin sevkiyat alanında kamera kaydı alındığına, katılanın hırsızlık iddiasını kayıtlar ile ispat edebilme imkanına sahipken, tutanak ve boş senet imzalatma gibi olağan dışı bir yöntem kullandığına, kararın sanık lehine bozulmasına'
' ilişkin, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; ''Sanığa son savunma ve son söz hakkının tanınmadığına, karar duruşmasında taraf teşkilinin tam olarak sağlanmadığına, sanığa imzalatılan tutanağın suç ikrarı niteliğinde olmadığına, katılan ile beraberindeki kişiler tarafından sanıklar alıkonulup zorla senet imzalattırıldığına, hukuka aykırı şekilde delil elde edildiğine, sanığın detaylı beyan ve ifadesinin yargılamanın hiçbir aşamasında alınmayarak olayın aydınlatılması yoluna gidilmediğine, sanığın savunma hakkının ihlal edildiğine, yasal olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan bir delilin hükme esas alındığına, katılanın şikâyet dilekçesinde 142.164 kg malzemenin eksik olduğunu ifade ettiğine, katılan tarafından zorla imzalattırılan tutanakta 1,5-2 yıldır malzemeleri bu şekilde yükleyip sattıklarınının ifade edildiğine, stoklardaki büyük eksilmenin hiçbir şekilde şirket tarafından farkına varılmamasının anlaşılır olmadığına, ilgili şirket tarafından bu stokların ne şekilde azaldığının belirtilmediği, stoklardan hırsızlık yapıldığı iddiasının soyut bir iddia niteliğinde olduğuna, sanığın işe girdiğinde kendisinden boş senet alındığını, olay günü de kandisinden ve eşinden zorla senet alındığını söylediğine, alınan bu senetlerin dosyaya sunulmadığına, sanığın eşinin ifadesinde de bu hususu doğruladığına, olayın yaşandığı işyerinde yüzlerce kamera kaydının bulunduğuna, hırsızlık suçunun yaşandığına dair katılan tarafından iddia edilen hususların hiçbirisinin kanıtlanamadığına, katılan tarafından mevcuttaki tüm stokların sayımı yapılarak sanığa ve diğer sanıklara sorumluluğun yükletildiğine, eksik olduğu iddia edilen malzemelere ilişkin hiçbir şekilde yazılı delil, fatura, stok sayımı veya daha öncesinde yapılmış bir tespitin bulunmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın sanık lehine bozulmasına'' ilişkin, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; ''İlk Derece Mahkemesi tarafından eksik inceleme neticesinde ve tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeksizin karar verildiğine, sanık yönünden suçun maddi unsurlarının oluşmadığına, katılan tarafından şirketten çıkartıldığı ve ...isimli şirkette yakalandığı iddia edilen malların kendi mülkiyet ve zilyetliğinde olduğunu gösteren hiç bir delil sunulmadığına, suçun oluşması için bu malların katılan şirkete ait olduğunun sabit olması gerektiğine, Mahkemece hukuken yanlış değerlendirme yapıldığına, atılı suçun oluşması için failin kendisine yahut başkasına yarar sağlamak özel kast ve saikiyle bir başkasının fiili hakimiyetindeki malını alarak onun fiili hakimiyetinden çıkartması gerektiğine, sanığın katılana ait olduğu ve hırsızlandığı iddia edilen malların başında durmakla mükellef depo görevlisi olduğuna, sanığın olaya karıştığı düşünülse dahi asli fail olmasının mümkün olmadığına, hırsızlık suçunun malike karşı değil fiili hakimiyeti elinde bulunduran zilyede karşı işlenebilen bir suç olması nedeniyle sanığın kendi zilyetliğindeki bir malın hırsızlanması olayında fail kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığına, güveni kötüye kullanma suçunun faili olabileceğine, sanık ve diğer sanıkların üzerilerine atılı suça konu eylemleri herkesin şirkette olduğu saatlerde gerçekleştirmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, sanığın zilyetliğindeki malları hırsızlamak kastı olsaydı diğer sanıklar ile birlikte yakalanma tehlikelerinin olmadığı zamanlarda eylemi gerçekleştireceğine, hırsızlama olayına dayanak olarak gösterilen kamera kayıtlarının sanık aleyhine delil niteliğinde kabul edilmesinin mümkün olmadığına, sanığın ve diğer sanıkların katılana bir miktar nakit para verdiklerini gösterir somut bir delil olmadığına, senetlerin ve olay yerinde hazırlandığı iddia edilen tutanakların zorla imzalattırıldığına, İlk Derece Mahkemesi tarafından gerekli deliller toplanmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanıkların birlikte hareket ettiklerini gösterir arama kayıtlarını, sattıkları iddia edilen mallardan elde ettikleri kar miktarlarını ve bunları bölüştüklerini gösterir bir delilin araştırılmadığına, hırsızlandığı iddia edilen malların mülkiyet ve zilyetliğinin katılana ait olduğunu gösterir evraklar da talep edilip incelenmediğine, gerçekten bir hırsızlanma ve maddi zarar olup olmadığının tespit edilmesi için şirketin tüm girdi çıktılarını gösterir ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi, dosyaya ibraz edilmesi ve bilirkişiler tarafından tek tek irdelenmesi gerektiğine, sanık ve diğer sanıkların sair zamanlarda sair miktar ve cinste malı hırsızladığının tespit edildiği iddia edilmişse de hangi tarihlerde ne cins ve miktarda mal hırsızlandığını gösterir bir delil dosyaya kazandırılmadığına, suça konu olay anını gösterdiği iddia edilen kamera kayıtları bilirkişi tarafından incelenmediği gibi sanığın diğer sanıklar ile birlikte sair zamanlarda da atılı suçu işlediğini gösterir kamera kayıtlarının olup olmadığının irdelenmediğine, dinlenen tanık anlatımları arasında çelişkiler mevcut olup bu çelişkiler giderilmeksizin sanık aleyhine tanık anlatımlarına istinaden hüküm tesis edildiğine, tanıkların olayın ortaya çıkışı ve eylemlerin nasıl tespit edildiği konusundaki anlatımlarının birbirleriyle çelişkili olduğuna, tanık ...'un sanığı tanımasının ve olaya ilişkin olarak sanıktan şüphelendiğini söylemesinin mümkün olmadığına, tanığın da bu yönde bir beyanının bulunmadığına, tanık ...'in alenen yalan beyanda bulunduğuna, verilen kararın bozulmasına, iş akdi gereği somut olay bakımından ancak sanık aleyhine güveni kötüye kullanma suçunun tartışma konusu yapabileceğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesine'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
İncelenen dosya içeriğinde, suçu birlikte işledikleri değerlendirilen sanıklardan ... ve ...'in iş yerinde çalışmaya başladıkları sırada düzenlenen belgelerde ''beden işçisi'' ifadesinin yer aldığı, katılan tarafça iş yerinde olay olay sebebiyle düzenlenen '' ifade tutanağıdır '' başlıklı 30.08.2016 tarihli belgede sanık ... ile ilgili bilgilerde ''...yaklaşık 5 ton malzemenin depo sorumlusu ... tarafından 29.08.2016 tarihinde 12.00-13.00 arası şirket yetkilisinin bilgisi olmadan depodan çıkartılarak,...'' ifadesinin yer aldığı, katılan vekilinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben verdiği dilekçesinde sanık ... için depo sorumlusu terimi kullanılarak anlatımda bulunulduğu, ancak yargılama sürecinde sanıkların iş yerinde çalıştırıldıkları süre boyunca ve suç tarihi aralığında hangi görevde görevlendirilerek çalıştırıldıklarına ilişkin herhangi bir belge ve bilginin yer almamış olması karşısında, bu husus sanıklardan ve katılandan sorularak ve maaş ödemesine esas belgelerdeki görev ve sıfatlarının dayanak belgeleri de temin edilerek açıklığa kavuşturulmasından sonra suç vasfının tayini gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hırsızlık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca gereği için Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.