Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2024/1371 E. 2026/5351 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2464 E., 2023/3253 K.

SUÇ : Hırsızlık

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin "eylemin TCK'nın 142/2-h kapsamına girmeyeceği ve gece vakti uygulanmaması gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Afyonkarahisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2022 tarihli ve 2020/449 Esas, 2022/54 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 17.11.2022 tarihli ve 2022/1841 Esas, 2022/3182 Karar sayılı kararı ile “1-Sanığa CMK'nın 176/1. maddesi uyarınca iddianame tebliğ edilmeden ve aynı Kanunun 190/2. madde ve fıkrası gereğince iddianamenin okunmasından önce duruşmaya ara verilmesini isteyebileceği hususu da hatırlatılmadan savunma hakkının kısıtlanması ve bu yolla hukuka aykırı olarak elde edilen delilin hükme esas alınması, Kabule göre de; 2-Dairemizce de benimsenen Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26/05/2022 tarih, 2021/12231 Esas, 2022/8009 Karar sayılı ve 06/07/2022 tarih, 2021/14654 Esas, 2022/10877 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere; sanığın suç tarihinde aynı konutta yaşayan ve kardeş olan mağdurlara ait olup, birbirlerinin sıyanetine bırakılmış eşyaları çalması şeklinde gerçekleşen eylemde, suça konu eşyaların aynı ev içerisinde olması sebebiyle eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bilse dahi, ortak hakimiyet ve müşterek zilyetlik kuralı gereği sanık hakkında tek bir hırsızlık suçundan hüküm kurulması gerekirken hatalı nitelendirmeyle mağdur sayısınca hüküm kurulması, 3-Mağdurlarla arkadaş olup olay gecesi mağdurlara ait evde kalmak için yanlarına giden sanığın, mağdurlar uyuduktan sonra kendilerine ait para ile cep telefonunu çalarak evden çıktığı ve çaldığı eşyaları daha sonra almak üzere evin bahçesinde bulunan su gider borusuna saklayıp eve geri döndüğü, bu sırada hırsızlık süsü vermek için evin dış kapısını kısmen açık bıraktığı ve ardından içeri girip uyuduğu olayda; sanığın suça konu eşyaları hakimiyet alanına aldığı ve eşyalarla birlikte olay yerinden ayrılma imkânına sahip olduğu, ancak suçunu gizlemek ve daha sonra geri almak amacıyla eşyaları evin bahçesinde sakladığı, bu suretle hırsızlık suçunun tamamlanmış olduğu gözetilmeden hatalı değerlendirme yapılarak eylemin teşebbüs aşamasında kaldığının kabul edilmesi ile TCK'nın 35. maddesi uyarınca cezada indirim yapılarak eksik ceza tayini, 3-Gerekçeli kararda sanığın başka bir olayla ilgili ifadesine ve dosyayla ilgisi bulunmayan başka sanıkların beyanlarına yer verilmiş olması, 4-Şikayetçi olmayan ve davaya katılmak istemeyen mağdurların gerekçeli karar başlığında katılan olarak gösterilmesi, 5-Ceza davalarında yargılama giderinin hükmün tamamlayıcı parçası olduğu ve denetime imkân verecek şekilde ayrıntılı dökümü ile hüküm fıkrasında gösterilmesi gerektiği, zira, sanığın neyi ne miktarda ödeyeceğini bilme hakkı bulunduğu, dolayısıyla sanığın istinafının yargılama gideri adı altında hükmolunan miktarı da kapsadığı dikkate alındığında, tefhimle infaza esas kısa kararın hüküm fıkrasında yargılama giderinin miktarı ve dökümünün gösterilmeyerek gerekçeli karara atıf yapılmadığından” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, 1 No.lu bozma nedeninin ise hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 17.11.2022 tarihli ve 2022/1841 Esas, 2022/3182 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Afyonkarahisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2022/909 Esas, 2023/341 Karar sayılı kararlarının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§