"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/2180 E., 2023/1420 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "Sanık hakkında aldırılan raporun yetersiz olduğu, tercüman olarak atanan kişinin bilirkişi listesinde olduğuna dair bir belgenin dosyada bulunmadığı, sanığa etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma imkanının tanınmadığı, zararı giderip gidermediğinin araştırılması gerektiği, sanığın beraatine, aksi hâlde lehe olan yasa ve hükümlerin uygulanması gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1 fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde, bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli ve 2018/185 Esas, 2019/258 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının istinaf talebi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2021 tarihli ve 2020/24 80... /1721 Karar sayılı kararı ile, "a-Sanığın üzerine atılı TCK'nın 142/2-h maddesinde düzenlenen bina içinde muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçunun alt sınırının 5 yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektirmesi ve bu sebeple 5271 sayılı CMK'nın 196/2. maddesi gereği istinabe yasağı olduğu gözetilmeden, istinabe yolu ile sanığın savunmasının Kızıltepe 2. Asliye Ceza Mahkemesinde alınması, ilk derece mahkemesinde ise kimliği tespit edilip yasal hakları hatırlatılmasına ve ek savunma hakkı verilmesine karşın üzerine atılı suçlardan savunmasının alınmaması,
b- Sanık hakkında düzenlenen ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu raporunda sanığın üzerine atılı bulunan suçlar ve suç tarihinin belirtilmemiş olduğu, bu nedenle raporun hükme esas alınabilecek vasıfta olmadığı anlaşılmakla, TCK'nın 32. maddesi gereğince sanığın suç tarihinde atılı suçlardan akıl hastalığı veya zayıflığı nedeniyle eylemin hukuksal anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini tamamen kaldıracak veya önemli ölçüde azaltacak şekilde akıl hastalığının ve ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti hususunda, tam teşekküllü bir devlet hastanesi ya da üniversite hastanesi ruh ve sinir hastalıkları ana bilim dalından sağlık kurulu raporu veya Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c- Katılanın 28.06.2019 tarihli celsede 4.300 TL zararının giderildiğini beyan etmesine göre, katılana zararının ne şekilde giderildiği ve hırsızlık suçundan kalan zararının olup olmadığı sorularak, kalan zararı var ise sanığa suçtan meydana gelen zararı gidermek üzere, hırsızlık suçundan kalan zarar miktarı, ödeme yöntemi ve ödeme yeri de gösterilmek suretiyle makul süre verilerek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma imkanı tanınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması" nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2021 tarihli ve 2020/2480 Esas, 2021/1721 Karar sayılı hırsızlık suçuna ilişkin bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2023 tarihli ve 2022/85 Esas, 2023/20 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.