"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/486 E., 2023/278 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.04.2023 tarihli ve 2023/486 Esas, 2023/278 Karar sayılı kararının sanık ve müdafîi tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, sanığın samimi beyanlarda bulunduğuna, ihtimaller üzerinden cezalandırıldığına, yasal ve yeterli gerekçeye dayandırılmadan hüküm kurulduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Osmaniye 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.04.2019 tarihli ve 2017/491 Esas, 2019/438 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 23.01.2020 tarihli ve 2019/2163 Esas, 2020/197 Karar sayılı kararı ile “Olay tarihinde sanığın kullanmış olduğu aracın GPRS raporu temin edilerek, aracın suç tarih ve saatinde nerede olduğu, suça konu işyerinin yakınında bekleme yapıp yapmadığı hususunun tespiti, sanığın kullanmış olduğu cep telefonuna ait baz istasyonu bilgileri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sanığın suç tarih ve saatinde nerede olduğu, suça konu işyerine yakın bir mesafede olup olmadığının tespiti, sanığın 25.07.2017 tarihinde gerçekleştirmiş olduğu iddia edilen hırsızlık suçuna ilişkin görüntüleri ile dosya kapsamından 23.07.2017 tarihinde işlendiği anlaşılan hırsızlık suçuna ilişkin görüntüler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, her iki görüntüdeki şahsın sanık olup olmadığının tespiti, 23.07.2017 tarihli suça ilişkin işyerinden elde edilen görüntüler ile 25.07.2017 tarihinde sanığın petrol istasyonunda iken bulunduğu görüntüler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, her iki görüntüde de sanığın giymiş olduğu Nike marka ayakkabının aynı olup olmadığının tespiti, 25.07.2017 tarihli hırsızlık suçuna ilişkin dosyanın getirtilerek ilgili evrakların örneği alınmak suretiyle, tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olduğundan istinaf nedenleri yerinde görülmekle CMK'nun 280/1-e maddesi gereğince" hükmün bozulmasına karar verilerek dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderildiği, sonrasında yapılan yargılamada Osmaniye 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2021 tarihli ve 2020/82 Esas, 2021/166 Karar sayılı dosyasından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 07.09.2021 tarihli ve 2021/1347 Esas, 2021/1509 Karar sayılı kararı ile hükümlerin bozulmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 23.01.2020 tarihli ve 2019/2163 Esas, 2020/197 Karar sayılı ilk bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 23.01.2020 tarihli ve 2019/2163 Esas, 2020/197 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Osmaniye 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2021 tarihli ve 2020/82 Esas, 2021/166 Karar sayılı kararı ile sonrasında bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 07.09.2021 tarihli ve 2021/1347 Esas, 2021/1509 Karar sayılı bozma ilamı ve bozma üzerine verilen Osmaniye 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2022 tarihli 2021/895 Esas, 2022/206 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.