"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/45 E., 2023/1960 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "şikâyetçinin soyut beyanı ve usulüne uygun olmayan bir şekilde düzenlenen teşhis tutanağı haricinde sanığın araç içerisinde olduğu hususunu ispatlayan bir olgu bulunmadığına, teşhis tutanağının kanuna aykırı bir şekilde düzenlenmiş olması sebebiyle dosyada delil olarak kullanılması ve bu delilin hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğuna, yargılama aşamasında dinlenilmesi mümkün olmayan şikâyetçinin kollukta alınan soyut beyanının neden sanığın beyanından üstün tutulduğunun ise somut gerekçelerle açıklanmadığına, şikâyetçinin Mahkeme huzurunda dinlenmesi için de hiçbir araştırma yapılmadığına, sanığın aşamalarda tutarlı olarak eylemi kendisinin gerçekleştirmediğini, aksine şikâyetçiye yardımcı olmaya çalıştığını beyan ettiğine, olay yaşandıktan kısa bir süre sonra aracın yerini başka kişiler vasıtasıyla tespit eden sanığın zarar ve ziyanı yokken olayı polis görevlilerine bildirmek gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığına ve bildirmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olmadığına, sanığın kullandığı taksiyi alıp suça karışan kişi ile ilgili hiçbir inceleme yapılmadığına, mobese kayıtlarında eylemi gerçekleştiren kişinin sanık olduğuna dair herhangi bir işaret bulunmadığına ve olayı aydınlatabilecek niteliğinin de olmadığına, kayıtlardan eylemi kimin gerçekleştirdiğinin bulunmasının mümkün olmadığına, bilirkişi raporunda da bu hususa ilişkin bir tespit bulunmadığına, taraflarınca dosyaya sunulan görüntü kayıtlarının olayın yaşandığı esnada başka bir kişi tarafından kaydedilmiş olup kaydı yapan kişinin kim olduğunun bilinmediğine; ancak bu kayıtların polis merkezinde sanığa ve sanığın kullandığı taksinin plaka sahibine izletildiğine, kaydın bilgisayarda oynatılırken telefonla çekilmiş olup gerçek kaydın dosya arasına neden girmediğinin bilinmediğine, eldeki kayıtta sanığın aracın içerisinde olmadığının görüldüğüne, bu kayıtların halen karakoldaki bilgisayarda bulunma ihtimaline binaen sanığın ifadesinin alındığı karakola müzekkere yazılarak olumsuz cevap gelmesi halinde log kayıtlarının temin edilmesine karar verilmesi talep edilmesine rağmen taleple ilgili herhangi bir karar verilmediğine, araç içerisindeki kamera kayıtlarının getirtilmediğine, dosya kapsamında toplanan delillerin her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin deliller olmadığının açık olduğuna, delillerin eksik toplandığına, sanığın savunmasının müdafii olmadan alınmak suretiyle savunma hakkının kısıtlandığına, tekerrür hükümlerinin hatalı uygulandığına; sanığın temyiz isteminin ise "suç tarafından işlenmediği halde hakkında ceza verildiğine, dosya kapsamında mevcut olan lehine ve aleyhine bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda suçun tarafından işlenmediğinin sabit olduğuna, delillerin takdirinde aleyhine yanılgıya düşülerek mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, olay günü aracına müşteri olarak binmiş olarak Irak uyruklu bir şahıs ile seyir hâlindeyken trafik nedeniyle ihtiyacını karşılamak için taksi durağına yakın yere aracını park edip durakta görevli şoförlere göz kulak olması için emanet etmişken araca binen kimliği belirsiz kişilerce araçta bulunan yolcunun bir kısım parasının çalındığına, akabinde yolcuya yardımcı olmaya çalışırken aracın çalınarak belli mesafede terk edildiğine, olay yerinde bir vatandaşın kayda aldığı videonun karakolda görevli polis memurlarınca izlenerek delil olarak alındığına lakin dosyada delil olarak değerlendirilmediği gibi videonun kaybolduğuna, sadece ülkeye turist olarak gelmiş, yetersiz Türkçe bilen, yaşadığı mağduriyet nedeniyle hata yapma olasılığı yüksek şikâyetçinin Mahkemede doğrulanmamış teşhisi delil olarak varsayılarak hüküm kurulduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği lehine hareket edilerek beraatine karar verilmesi gerektiğine, delillerin eksik toplandığına, teşhis tutanağının hukuka aykırı elde edilmiş olması hasebiyle hukuki delil niteliğinin bulunmadığına" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
5237 sayılı Kanun'un suç tarihinde yürülükte bulunan 143. maddesi uyarınca yarı oranında artırım yapılmasına rağmen gerekçe bölümünde artırım oranının 1/3 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
Sanık hakkında soruşturma aşamasında şikâyetçiye yaptırılan teşhis işleminin Polis Vazife ve Salahiyetleri Hakkında Kanun'un madde Ek-6'da belirlenen usule uygun olmadığı, şikâyetçinin kovuşturma aşamasında dinlenilmemesi ve aşamalarda suçlamaları kabul etmeyerek aracını sırada bekleyen diğer taksi şoförlerine emanet ederek lavaboya gittiğine, aracın yanına geri geldiğinde şikâyetçi ve eşi ile ismini E.T olarak öğrendiği şahsın kavga ettiğini gördüğüne, taksi içerisindeki şahsın kendisi olmadığına dair beyanda bulunan sanıkla yüzleştirme işleminin yaptırılamaması karşısında, sanık ile şikâyetçinin aynı oturumda hazır edilerek, mümkün ise canlı teşhis yaptırılması, eğer bu mümkün değil ise, sanığın teşhise elverişli yeteri kadar fotoğraflarının çektirilip şikâyetçiye gösterilip teşhis yaptırılması, sanığın savunmasında ismi geçen E.T isimli şahsın açık kimlik bilgilerinin tespit edilerek tanık sıfatıyla dinlenip olaya ilişkin bilgi ve görgüsünün sorulması müştekinin beyanından olay mahallinde bulunduğu anlaşılan eşinin dinlenilmesi, ayrıca kovuşturma aşamasında sanık müdafii tarafından mahkemeye ibraz edilen görüntü kayıtlarının incelenip gerekirse üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca, dosyanın gereği için İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.