Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2023/25128 E. 2026/1236 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/4029 E., 2023/1488 K.

SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli

HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

I- Sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.04.2023 tarihli ve 2022/4029 Esas, 2023/1488 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:

Sanık müdafiince, yokluğunda verilip 03.05.2023 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291/1. maddesinde belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 02.06.2023 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin süresinde olmayan temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye kısmen uygun olarak REDDİNE,

II- Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,

III- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin "atılı suçu işlediğine dair kesin delil bulunmamasına rağmen salt adlî geçmişi nedeniyle katılanın soyut beyanına dayanılarak cezalandırılmasına karar verildiğine, masumiyet karinesinin yok sayıldığına, cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesine, aksi kanaat hâlinde hakkında artırıcı sebeplerin uygulanmasının yeri olmadığının tespitinin yapılması ile hakkında lehe hükümlerin uygulanmasını talep ettiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede,

Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;

Sanık hakkında tekerrüre esas alınan İstanbul Anadolu 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli, 2017/468 Esas, 2017/834 Karar sayılı 29.11.2017 tarihinde kesinleşen ilâmında, birden fazla mahkûmiyet hükmü bulunduğu anlaşılmakla; 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi dikkate alınarak, en ağır cezaya ilişkin hükümlülüğün mükerrirliğe esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili olan kısmın çıkartılarak, yerine “Sanık hakkında İstanbul Anadolu 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli ve 2017/468 Esas, 2017/834 Karar sayılı kararına konu hırsızlık suçundan 4 yıl hapis cezası içeren mahkûmiyet hükmüne ilişkin kararın mükerrerliğe esas alınmasına, tekerrüre esas alınan ilâmında da tekerrür hükümleri uygulandığından 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesi gereğince 2. kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, 7550 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme sürelerinin uygulanacağına ilişkin düzenleme dikkate alındığında, ikinci defa mükerrir sayılan sanık hakkında cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” cümlesinin yazılması suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca usul ve yasaya uygun bulunan Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Konya 12. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§