Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2023/25089 E. 2026/5150 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/773 E., 2023/538 K.

SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme

HÜKÜMLER: İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hükümler tesisi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk derece mahkemesince sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h, 143, 151/1, 116/4. maddeleri gereğince sırasıyla 7 yıl 6 ay, 4 ay ve 1 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükümleri kaldırılarak sanığın beraatine dair verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine, yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Adana 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2021 tarihli ve 2019/763 Esas, 2020/337 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 25.10.2021 tarihli ve 2021/168 Esas, 2021/1935 Karar sayılı kararı ile "Sanık ...'ın tüm aşamalarda suçlamaları kabul etmediğini, görüntülerdeki kişinin kendisi olmadığını belirtmiş olması, dosya arasında bulunan ve polis memurları tarafından düzenlenen görüntü izleme ve tespit tutanağı içeriğinde görüntülerdeki kişinin yürüyüş, görüntü ve fiziki özellikler yönünden birebir benzediğinin belirtilmiş olması, yerel bilirkişi tarafından düzenlenen raporda görüntülerdeki kişi ile sanığın occipital çıkıntılarının aynı olduğu, boylarında % 99,14 benzerlik olduğu, güvenlik kamera kayıtlarının gece vakti ve güvenlik kamera kayıtlarına giren şahsın büyük boy bir poşetle baş kısmının büyük oranda kapatılmış olması ile kamera kayıtlarının uzak ve geri plan çekimi nedeniyle oransal ve diğer fiziki özellikler yönünden değerlendirme yapılamadığının belirtilmiş olması karşısında, teşhis için çektirilen fotoğraflar ve olay yerine ilişkin kamera görüntülerini içerir CD gönderilerek hırsızlığa karışan şahsın sanık olup olmadığı hususunda Ulusal Kriminal Büro'dan bilirkişi raporu aldırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz rapora dayanılarak yazılı şekilde kararı verilmesi,... " nedeniyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 25.10.2021 tarihli ve 2021/168 Esas, 2021/1935 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Adana 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2021/582 Esas, 2022/416 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§