"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/160 E., 2022/2833 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin; ''suçu işlemekten kendi iradesi ile vazgeçtiğine, içeriye girmediğine, TCK'nın 143. maddesinin uygulanmaması gerektiğine, yanlış hüküm kurularak fazla ceza tayin edildiğine, hırsızlık olayını bir kez gerçekleştirdiği için TCK'nın 43. maddesinin uygulanmaması gerektiğine'' ilişkin, sanık müdafiinin temyiz isteminin ise; ''sanık yargılamanın her aşamasında samimi ikrarda bulunarak katılana ait işyerine önce diğer sanık ile birlikte girmek istediklerini ancak giremediklerini, daha sonra yalnız iken aynı yere geldiğini ancak herhangi bir şey çalmadığını beyan ettiğine, katılana ait işyerinden çalınan eşyaların sanık tarafından çalındığını gösterir her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığından hırsızlık suçu bakımından sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğuna, hükmün bozulmasına'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas nitelikte sabıkası bulunduğu halde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Zincirleme suç kapsamında olduğu kabul edilen eylemler yönünden uygulamada karşılaşılan konulara ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve Dairemizce kabul edilen ilke ve uygulamaları özetlemek gerekirse; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesinde düzenlenen bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişinin zilyetliğindeki mallara yönelik olarak hırsızlık suçunun işlenmesi hâlinde, öncelikle bu suçlardan hangilerinin hangi sebeple, zincirleme suça dahil olduğu belirlendikten sonra; bu suçlardan haklarında beraat kararı verilmiş olanlar, dava zamanaşımı sebebiyle düşme kararı verilmesi gerekenler, genel af, şikayet süresi, şikayetten vazgeçmeye konu olanlar, uzlaşmaya konu olanlar gibi hususlar ayrı ayrı değerlendirilip eylemlerden her birinin ayrı ayrı suçun bütün unsurlarını ve cezalandırılabilme şartlarını taşıması gerektiği gözetilmelidir. ( Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.05.2017 tarihli ve 2015/7-593Esas, 2017/273 Karar, 28.02.2012 tarihli ve 2010/2-287 Esas, 2012/58 Karar ile 05.11.2019 tarihli ve 2018/5-526 Esas, 2018/639 Karar sayılı kararları kısmen farklı olmak üzere zamanaşımı konusuna dair.)
Zincirleme suça dahil olan suçlardan biri hakkında beraat kararı verilmiş ya da zamanaşımı, genel af, şikayetten vazgeçme, uzlaştırma gibi ceza ilişkisini ortadan kaldıran bir sebebe dayalı hüküm kurulmuşsa veya bu sekilde hüküm kurulması gerekir nitelikte ise o suç bakımından zincirleme suç ilişkisi ortadan kalkar. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2012 tarihli ve 303/296 E/K., 12-03-1996 tarihli ve 24/34 E/K., 11-03-2003 tarihli ve 328/28 E/K. ile 05/02/2002 tarihli ve 28/179 E/K., sayılı kararları da hukuki kesintiye dair emsal kararlardır.)
Zincirleme suça dahil kabul edilen suçların her birinin tamamlanma, teşebbüste kalma ve suç yolunda katedilen mesafe, suçun geceleyin işlenmesi durumu, suça konu değerin miktarına bağlı olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesi gereğince temel ceza tayinine etkileri TCK 145. madde yönünden değer azlığı – çokluğu TCK 168. maddesi çerçevesinde soruşturma veya kovuşturma aşamasında tam veya kısmi iade, tazmin durumu ile kısmi iade veya tazmin hâlinde mağdurun rızasının varlığı, suç tarihine göre yaş küçüklüğü, sonuç cezanın tayinine etkili olacağı için her bir suç ile ilgili müstakilen, ayrı ayrı uygulama yapıp sonuçlarının karşılaştırılması suretiyle en ağır cezayı gerektiren hâlin ve böylece sonuç cezanın belirlenmesi gerekmektedir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07-12-2019 tarihli ve 2015/13-770 E. 2019/74 K.) Zincirleme suç uygulaması kapsamında görülen suçların her birinin fazla cezaya yol açabileceği düşünülen sebeplerin birleştirilmesi, bunlar uygulanarak en ağır cezayı gerektiren hâlin tespiti yoluna gidilerek sonuç ceza hesaplanması (tayini) şeklindeki “Karma Uygulama” hukuka uygun değildir.
Zincirleme suç söz konusu olduğu durumda her biri suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak en ağır cezayı gerektiren sonuç cezanın tespiti amacıyla, TCK 61. maddesine göre belirlenen temel cezanın aynı Kanun’un 43/1. maddesi uyarınca 1/4’ünden, 3/4’üne kadar artırılması hükme bağlanmıştır. Bu hüküm uyarınca hakim, somut olaydaki zincirleme şekilde işlenen suçların sayısını da göz önünde bulundurularak maddede gösterilen oranlar arasında bir belirleme yaparak cezayı artıracaktır.
TCK 43/1. maddesi sanık lehine getirilmiş düzenlemedir. Başka bir ifadeyle cezayı artıran hâllerden değildir. Zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hâllerde aslında işlenen birden fazla suç olmasına rağmen, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçta, verilen ceza belirli bir miktarda artırılmaktadır. Bununla birlikte zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek ceza, teselsülü oluşturan her bir suçun yukarıda açıklanan çerçevede müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından da fazla olmamalıdır.
Ayrıca kural olarak soruşturma aşamasında sanığın aynı suç işleme kararıyla, aynı mağdura karşı değişik zamanlarda aynı suçu işlediğinin tespit edilmesi durumunda soruşturma dosyalarının birleştirilerek kamu davası açılması, bu hususa riayet edilmeden kamu davalarının açılması hâlinde ise zincirleme suç kapsamında kaldığı belirlenen suçlar yönünden davalar birleştirilerek yargılamaya devamla zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının değerlendirilmesi gerekecektir.
Ancak zincirleme suça dahil suçlardan biri hakkında bu husus fark edilmeden, gözetilmeden dava açılmış mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu kararda kesinleşmişse zincirleme suça konu ikinci suç - derdest suçla ilgili olarak mahkemece kesinlesen hükme konu eylemde göz önüne alınarak zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki sonuç ceza ile karşılaştırılmalı, kesinleşen cezadan fazla bir ceza miktarı ortaya çıkıyorsa bu fark kadar cezaya hükmedilmelidir.(Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 E., 2016/128 K. sayılı kararı, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 13.03.2017 tarihli ve 2014/30048 E. 2017/2840 K. ve 18.02.2020 tarihli ve 2019/14693 E. 2020/2780 K. sayılı kararı ile 17. Ceza Dairesinin (Kapatılan) 15.02.2018 tarihli ve 2016/639 E. 2018/1801 K. sayılı kararı da konuya ilişkindir.)
Bu açıklamalar ışığında değerlendirilmesi gereken somut olayda; sanığın 24.03.2021 tarihinde gece vakti saat 02:00 sıralarında suça konu iş yerinden hırsızlık yapmak istediği ancak eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, bilahare aynı gün gündüz sayılan saat 06.25 sıralarında yine aynı iş yerinin kapısına tek başına gelerek, kapıyı kırarak içeri girmiş ve içeriden katılana ait malzemeleri çaldığı anlaşılmakla, teşebbüs aşamasında kalan ilk eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143, 35. Maddeleri, tamamlanmış ikinci eylemin ise 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu nazara alındığında,
Zincirleme suç kapsamındaki her bir eylemle ilgili olarak 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi çerçevesinde; önce temel ceza tayini, ardından artırım ve indirim sebepleri ayrı ayrı uygulanarak bulunacak sonuçların karşılaştırılması suretiyle daha ağır cezanın belirlenmesi ve buna göre daha ağır cezayı gerektiren suç için tayin olunacak cezadan aynı Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapılması, ancak bu cezanın teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olamayacağının dikkate alınması suretiyle sonuç cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.