Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2023/24238 E. 2026/1638 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/217 E., 2023/456 K.

SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli

HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

I- Konut Dokunulmazlığının İhlâli Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,

II- Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz nedenlerinin "mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, eksik inceleme yapıldığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

1- Şikâyetçinin evinden inşaat malzemelerinin çalınması şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmediği, tanık ...'nin soruşturma aşamasında 17.06.2020 tarihli tutanak ile kolluk tarafından bilgisine başvurulan olarak beyanının alındığı, savcılıkta ise beyanının alınmadığı, dosya içeriğine göre somut delil olabilecek nitelikteki tek delilin tanık ...'nin kovuşturma aşamasında mahkeme huzurunda aynı Kanun'un 53. maddesi kapsamında sorumluluğu hatırlatılarak usulüne uygun alınan beyanın olduğu dikkate alınarak, tanık ...'nin soruşturma aşamasındaki beyanında olay günü saat 04.00 sıralarında evinin balkonunda oturduğu sırada dışarıda bir kovalamaca gördüğünü, sivil bir şahsın kaçtığını ve bekçilerin kovaladığını, kaçan şahsın mahalleden tanıdığı sanık ... olduğunu belirtmiş ise de, kovuşturma aşamasında bu beyanını doğrulamadığı, kaçan şahsın yüzünü görmediğini beyan ettiği, kollukta düzenlenen tutanakta mahalle bekçileri tarafından kovalanan ve tanık ...'nin beyanındaki şahsın kollukça tanınan malum şahıslardan olan sanık ... olduğu belirtilerek sanığın yakalandığı ve hakkında iddianame düzenlendiği hususları birlikte değerlendirilmekle, sanığın savunmasının aksine, sanığa yüklenen suçu işlediğine dair, mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine, yazılı biçimde mahkûmiyetine karar verilmesi,

2- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h, 143/1. maddelerine göre belirlenen 7 yıl 6 ay hapis cezasının aynı Kanun'un 62/1. maddesi ile 1/6 indirilmesi ile cezanın 6 yıl 3 ay olarak belirlenmesi gerekirken 5 yıl 15 ay olarak hesaplanması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,

3- ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.05.2014 tarihli ve 2013/151 Esas, 2014/253 Karar sayılı ilamından dolayı sanığın mükerrir olduğu belirtilmiş ise de, anılan ilâmda birden fazla mahkûmiyet hükmü bulunduğundan, 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi uyarınca daha ağır cezayı içeren hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmünden dolayı sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için dosyanın ... 9. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§