Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2023/24043 E. 2026/342 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/1954 E., 2023/990 K.

SUÇ : Hırsızlık

HÜKÜM : Beraat kararı verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, toplanan delillere göre sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna"

ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Pamukova Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.09.2020 tarihli ve 2019/72 Esas, 2020/195 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 21.05.2021 tarihli ve 2021/603 Esas, 2021/1397 Karar sayılı kararı ile "1-Sanık hakkında TCK’nın 160/1. maddesinde düzenlenen kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan dava açıldığı, 5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesine göre, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil hakkında kurulabileceğinin düzenlenmesi karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, iddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan bağımsız olarak açıklanıp belirtilmesinin gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığı ve hangi iddiaya karşı savunma yapılacağı hususunda karışıklığa neden olacağı, bu itibarla sanık hakkında iddianame içeriğine göre hırsızlık suçundan dolayı açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden ek savunma hakkı verilmek suretiyle yazılı şekilde sanığın cezalandırılmasına karar verilemeyeceği anlaşılmakla, öncelikle mahkemece suç duyurusunda bulunulup, bina içinde muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan kamu davası açılması sağlanıp, her iki dava dosyası birleştirilerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurularak 5271 sayılı CMK'nın 280/1-f maddesine aykırı davranılması, 2-Kabule göre de;a) Sanığın katılana ait parayı çaldığının iddia edildiği olayda, dosya kapsamında suç yerinin niteliğine ilişkin herhangi bir görüntü bulunmadığı gibi hırsızlık yapılan yerin bina veya eklentisi olduğunu gösterir rapor, kroki ve fotoğrafın da yer almaması karşısında, öncelikle hırsızlık yapılan yerin niteliğinin tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespiti zorunlu olduğundan, olay yerinde keşif yapılarak hırsızlığın TCK'nın 142/2-h maddesinde düzenlenen bina veya eklentisi niteliğinde bulunan yerden mi, ya da açıktan mı gerçekleştirildiği hususu araştırılıp sonucuna göre şayet hırsızlığın yapıldığı yer bina veya eklentisi değil ise sanığın eyleminin TCK'nın 141/1 maddesi kapsamında kalabileceği, 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasanın 24. maddesi ile değişik CMK'nın 253. maddesinin 1.fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK'nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşılmakla uzlaştırma yoluna gidilmeden hüküm kurulması, b-Dosya kapsamına göre tanık ...'in beyanında "Ben olayın gerçekleştiği gün orda değildim, görgüye dayalı herhangi bir bilgi sahibi değilim ancak yaşanan olaydan ... abinin bana anlatması üzerine haberdar oldum, sanığın olaydan iki gün sonra araç satın alarak ödeme yaptığı ... benim eski çalışanımdır, bu nedenle sanığın ...'e yaptığı ödemelere dair bilgi sahibiyim, katılanın parayı kaybettiği günden bir hafta sonra ben ... ile görüşürken kendisine ...'e araç satmış olduğumu bildiğimi, sattığı aracın karşılığı olarak para alıp almadığını kendisine sordum, ... bana "... önce bana 3000 TL ödeme yaptı, kalan borcunun tamamı olan 2000 TL yi de bir gün sonra bana ödedi" demişti, hatta o tarihte biz ... ile sanığın durumunun iyi olmadığını böyle bir parayı nasıl bulduğunu aramızda tartışmıştık, sanık ...'e ".... ten ...'nın parası kaybolmuştu, onu buldum" demiş, bana bunu ... söylemişti, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunması karşısında tanık ...'in bu beyana göre yeniden dinlenilerek tanıkların beyanları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi nedenleriyle" hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 21.05.2021 tarihli ve 2021/603 Esas, 2021/1397 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2021/207 Esas, 2022/499 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§