Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2023/22347 E. 2026/5707 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/2377 E., 2022/3833 K.

SUÇ : Hırsızlık

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafîinin temyiz isteminin, yerel mahkemenin delilleri değerlendirmede hataya düştüğüne, gerekçesiz bir şekilde alt sınırdan uzaklaşıldığında, gerekli takdiri indirimlerin yapılmadığına, iddianamede yer alamayan suçtan mütalaa verilip sanığın bu yönden cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna, atılı suçun unsurlarının da oluşmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Katılanın Instagram isimli sosyal paylaşım sitesinde ... Bankasının müşterilerine 10 GB hediye internet verileceğine dair reklam gördüğü, bu linke tıkladığında açılan sayfaya T.C. kimlik ve internet bankacılığı giriş bilgilerini girdiği, katılana arka arkaya mesajlar gelmesi üzerine şüphelenerek telefonundaki internet bankacılığı uygulamasına giriş yaptığında, hesabından sanığın hesabına 550,00 TL ve 450,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL havale işlemi yapıldığını fark ettiği şeklinde gerçekleşen olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve Dairelerin dolandırıcılık suçu yönünden ortak olarak kabul ettiği hususlar şunlardır; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır, fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalıdır. Sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

Bilişim sisteminin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması, kandırılması hâlinde dolandırıcılık suçu oluşur. Herhangi bir aldatma olmadan bilişim sisteminden yararlanılarak menfaat temin edilmişse dolandırıcılık olarak suç vasfını tayin etmek mümkün değildir. Bu durumda eylem ya 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-e maddesindeki “bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle” hırsızlık suçunu ya da aynı Kanun'un 244/4. maddesinde “Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” şeklinde tanımı yapılan ve yaptırıma bağlanan suçu oluşturacaktır.

Hileli vasıtalarla katılanın hesap bilgilerinin ve şifresinin elde edildiği ve sonrasında bu bilgilerle katılanın hesabından para havalelerinin gerçekleştiği olayda, eylemi öncelikle ikiye ayırmak gerekmektedir. İlk olarak katılanın hesabına ve şifresine, gönderilen aldatıcı reklam linkine tıklanması sağlanarak hile ile erişilmiş ve daha sonra ikinci eylem olan para transferleri gerçekleştirilmiştir. Bu durumda katılan, hataya ve hileye sosyal medya hesabına gelen linke tıklaması sonucu telefonuna yüklenen casus yazılım kullanılarak bankacılık bilgileri elde edilmek için düşürülmüştür. Sanığın hilesi ile herhangi birisine para transferi yapmak üzere aldatılmak suretiyle bu tuzağa düşürülmemiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairelerin dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için belirlediği ilkelerden birisi de; yukarıda izah edildiği üzere, kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanması gerekliliğidir. Somut olayda katılan, yalan ve hile olduğu kabul edilen eylemlerle herhangi bir para transferi yapmamıştır. Aldatma öğesi olan sosyal medya hesabına gelen linke tıklaması sonucu telefonuna yüklenen casus yazılım vasıtasıyla hesap bilgilerinin çalınmasına sebebiyet vermiştir. Yani aldatma ve hile, şifre ve banka bilgilerini elde etmeye yöneliktir. Bu eylem de, dolandırıcılık suçunun oluşumuna vücut vermeyecektir. Bu eylem, ancak sübutu hâlinde, 5237 sayılı Kanun'un 136. maddesindeki kişisel verilerin haksız şekilde elde edilmesi suçunu oluşturur. Hileli vasıtalarla elde edilen bu bilgilerle katılanın haberi ve bilgisi olmadan, para transferleri sırasında bizzat katılanın iradesini fesada uğratacak bir eylemde bulunmadan, katılanın hesabından bu bilgilerle para transferlerini bizzat sanığın kendisinin yaptığı iddia olunmaktadır. Katılanın hesabındaki paranın eksiltilmesi, katılanın iş ve işlemleri ile yanıltılmış iradesinden kaynaklanmamaktadır, tam tersine hileli ve haksız şekilde elde edilen bilgilerle yeni işlemler yapılarak katılanın hesabı eksiltilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, para transferleri sırasında katılanın herhangi bir müdahale ve bilgisinin olmaması, bu konuda aldatılan ve yanıltılan bir iradesinin de bulunmaması, tam aksine sanığın katılandan haksız olarak elde ettiği bilgilerle bizzat transfer işlemlerini kendisinin yaptığının iddia edilmesi nedeniyle mahkemenin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı ve eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu anlaşılmakla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının eylemin TCK'nın 158/1-f maddesi kapsamında kaldığı yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.

Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafîinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§