"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2022/2882 E., 2023/81 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "gerekçeli kararda HTS kayıtlarının deliller bölümünde gösterilmemesinin gerekçeli karar hakkının ihlâli olduğuna, Mahkemece iddia makamının ve taraflarının talebi üzerine IP adresinin kullanıcısının tespiti amacıyla müzekkere yazılmasına karar verilmesine karşın daha sonra ara kararın gereğinin yerine getirilmediğine ve ara karardan dönülmesine yönelik karar verilmediğine, katılana mesaj gönderen numaranın ve girdiği internet sitesinin araştırılmadığına, bilirkişi marifetiyle rapor alınmadığına, diğer sanığın duruşma tarihinden farklı bir tarihte taraflarına çağrı yapılmaksızın yokluklarına dinlendiğine, doğrudan soru yöneltme hakkı ve silahların eşitliği ilkesinin bu vakıa ile ihlâl edildiğine savunma haklarının kısıtlandığına, dosyaya kazandırılan iletişim tespit raporunun sanığın anlatımının doğruluğunu ortaya koymuşken cezalandırılmasının hatalı olduğuna, dosyadaki mevcut delillerin sanığın suç kastını ispatlamadığına, aksine masumiyetini ortaya koyduğuna, sanık beyanları tevilli ikrar kabul edilerek eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, sanığın suça ilişkin fiili gerçekleştirdiği varsayımının birçok açıdan hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, savunmalarının mantık ve hayat denetimlerine göre tutarlı olduğuna, sanığın öğrenci olup başkaca yargılaması ya da sabıkasının bulunmadığına, iyi niyetinden yararlanılarak suçun kurbanı olduğuna, aksi kanaat halinde ise fiilin hırsızlık değil dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna, iştirak hükümlerine göre sanığın fail mi yoksa yardım eden mi olduğu hususu incelenmeksizin faillikten hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ise, "sanığın atılı suçu işlediğini gösteren herhangi bir somut delilin mevcut olmadığına, benzer suçtan sanık hakkında beraat kararı verildiğine, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, diğer sanıkların kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik yanıltıcı beyanları sonucu sanığın soruşturmaya dahil edildiğine, HTS kayıtlarının hiçbir somut delille desteklenmediğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
I. Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
İlk Derece Mahkemesince yapılan ilk yargılamada, sanığın hırsızlık suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, anılan hüküm aleyhine bir istinaf istemi bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı üzerine, ilk derece mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan tayin olunan 6 yıl 3 ay hapis cezasının 5271 sayılı Kanun’un 283/1. maddesi uyarınca kazanılmış hak gereği sonuç olarak 4 yıl 2 ay hapis cezası üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinden "ancak sanıklar hakkında önceki hükümde 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, aleyhe istinaf yoluna başvurulmaması nedeni ile kazanılmış hak teşkil ettiği anlaşılmakla CMK 283 vd maddeleri uyarınca sanıkların ayrı ayrı 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMALARINA" ibaresinin çıkartılarak yerine, "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-e, 143, 62/1. maddelerine göre belirlenen 6 yıl 3 ay hapis cezasının, 5271 sayılı Kanun'un 283/1. maddesi uyarınca kazanılmış hak gözetilerek, 4 yıl 2 ay hapis cezası üzerinden infazının yapılmasına" ibaresinin eklenilmesine karar verilmek suretiyle diğer yönleri usûl ve yasaya uygun olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II. Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-e ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması gerektiği gözetilmeden, müdafiinin yokluğunda karar verilmesi talepli mazeret dilekçesine binaen yargılamaya devam edilip hüküm kurularak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.