Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Ceza Dairesi

Dosya2023/18809 E. 2026/132 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/2108 E., 2022/2392 K.

SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme

SUÇLARIN TARİHİ : 18.03.2018

HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, ret, düzeltilerek onama

I- Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde

İstanbul Anadolu 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.07.2020 tarihli ve 2018/340 E., 2020/278 K. sayılı kararıyla sanığın mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 151/1, 62/1, 52/2-4 maddeleri uyarınca 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, o yer Cumhuriyet savcısının "... TCK'nın 58/9 maddesi gereğince de tayin edilen hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi ve aynı sebeple mala zarar verme suçundan TCK'nın 58/3 maddesi açık hükmüne göre seçimlik cezalardan hapis cezası seçilmek suretiyle hüküm verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle hükümleri aleyhe istinaf ettiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 tarih ve 2009/2-43 Esas, 2009/56 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; kesin nitelikteki hükmün suç vasfına yönelik aleyhe temyiz kanun yoluna başvurulması hâlinde temyize konu olabileceği kabul edildiği nazara alındığında suçun vasfına yönelik bir istinaf talebi olmadığı, kesin nitelikli 2.000,00 TL adli para cezası içeren ilk hükmün istinaf incelemesine konu edilemeyeceği gözetilmeksizin mükerrir olmayan sanığın şartları oluşmadığı halde itiyadi suçlu olduğu kabul edilip istinaf incelemesine konu edilerek bozulması nedeniyle kesin hüküm tarihinden sonra yapılan tüm işlemler yok hükmünde olduğu kabul edilerek sanık müdafiinin temyiz başvurusu hakkında karar verilemeyeceğinden, dosyanın İNCELENMEKSİZİN MAHALLİNE İADESİ,

II- Sanık hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde

İstanbul Anadolu 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.07.2020 tarihli ve 2018/340 E., 2020/278 K. Sayılı kararıyla sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 119/1-c, 62 maddeleri uyarınca verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli ve 2020/2180 E., 2021/2063 K. sayılı ilâmı ile bozulması üzerine İstanbul Anadolu 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2022 tarihli ve 2021/619 E., 2022/33 K. sayılı kararıyla 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 119/1-c, 62 maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası verilmek suretiyle artırıldığı nazara alındığında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğunun anlaşılması karşısında Tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmaması nedeniyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesine, bilirkişi raporunun hükme esas oluşturmaya elverişli olmadığına, sanığın kamerada gözüken kişilerden birisi olmadığına, tekerrür hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

UYAP ortamından alınan nüfus kayıt örneğine göre; sanığın karar tarihinden sonra 19.10.2024 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 64/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca, ölüm nedeniyle sanık hakkındaki kamu davalarının düşürülmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Kanun'un 303. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a ve 223/8. maddesi gereğince ölüm nedeniyle DÜŞMESİNE, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 51. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§