Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

17. Hukuk Dairesi

Dosya2019/3551 E. 2019/11086 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü;

-K A R A R-

Davacı alacaklı vekili, borçlu davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlıkları bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazların bedelinin borçlu tarafından ödendiği halde borçlu şirket yetklisi ...'in eşi davalı ... adına tescil ettirildiğini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, cevap dilekçesi sunmamışlardır.

Mahkemece, İstanbul 18.İş Mahkemesinin 2012/559 esas, 2015/527 karar nolu ilamında borçlunun davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. olduğu, şirketin borçlarından kendi malvarlığı ile sorumlu olacağı, dava konusu bağımsız bölümün, davalı şirket malvarlığı ile bir ilgisi olmadığı, daha önceden de olsa şirket üzerine tescili bulunmadığı, şirket mevcudunun azaltılmasıyla elde edildiğinin de davacı tarafça ispat edilemediğini; şirketin ortağı ve yetkilisi ...'in eşine ait bağımsız bölüm üzerinden tasarrufun iptaline karar verilmesinin mümkün olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava İİK'nun 277. maddesine dayalı olarak açılan nam-ı müstear neliğindeki işlemin iptali istemine ilişkindir.

Nam-ı müstear, adını herhangi bir nedenle gizli tutmak isteyen bir kişinin, sözleşmeyi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Tasarrufun iptali veya BK'nun 19. maddesine göre dava yönünden ise alacaklıdan mal kaçırmak isteyen borçlunun kendi adını gizli tutarak hukuki işlemi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Bu tür işlemlerin İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak iptali istenilerek davacı alacaklının alacağına kavuşması sağlanır. İşlemin nam-ı müstear olarak gerçekleştiğini ispat külfeti davacıya aittir.

Somut olayda, davacının alacağının dayanağı 12.02.2006- 14.11.2012 tarihleri arasındaki kıdem tazminatı ve işçilik alacağına ilişkin ilama dayanmaktadır. Bu halde borcun doğumunun 12.02.2006 olarak kabul etmek gerekir. Dava konusu taşınmazlardan 1920 parsel 06.06.2013 tarihinde dava dışı şahıstan davalı ... almış 18.12.2015 tarihinde dava dışı şahsa satılmıştır. 5569 ada 20 parseli ise 22.09.2011 tarihinde yine davalı ... satın almış son olarak bu taşınmazda 25 nolu bağımsız bölüm maliki olmuştur. Dava konusu taşınmazlar davalı ... tarafından borcun doğmundan sonra satın alınmıştır. Asıl borçlu ... Gıda Turizm San. Tic. Ltd. Şti, %95 hissedarı davalı ...'ın eşi ..., %5 hissedarı ...'ın babası ...'dır.

Bu halde, dava konusu taşınmazların, satın alma tarihlerinde davalı ... tarafından satın alabilecek ekonomik gücü olup olmadığı, taşınmazların aslında eşi veya babası tarafından, davalı ... adına alınıp alınmadığının araştırılarak, sonucuna göre davalı ... 1920 nolu parseli 18.12.2015 tarihinde elinden çıkarmış olduğundan, davacıdan İİK'nun 282.maddesi gereği satın alan şahsı davaya dahil edip etmeyeceği yoksa İİK'nun 283/2. maddesi gereğince bedele dönüştürüp dönüştürmeyeceği sorularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Gerçekleştirdiğiniz işlemde Hata Oluştu !

§