Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

17. Hukuk Dairesi

Dosya2016/7218 E. 2019/2388 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada, araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır biçimde yaralandığını ve sürekli işgöremezliğe uğradığını, davalı tarafından kısmi ödeme yapılmışsa da ödenen bedelin gerçek zararı karşılamadığını ve davacının bakiye alacağının bulunduğunu belirterek, belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 29.12.2014 tarihli artırım dilekçesiyle, taleplerini 53.097,36 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili, davadan önce ödeme yapıp ibraname aldıklarını ve ibradan sonraki 2 yıl içinde açılmayan davanın zamanaşımına uğradığını, davacının sunduğu belgelere ve %36 maluliyet oranına göre hesaplanan tazminatı ödediklerinden sorumluluklarının son bulduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla poliçe limitiyle sınırlı biçimde ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında zarardan sorumlu olduklarını, kusur ve maluliyet ile zarar konularında yetkili kurullardan rapor alınması gerektiğini, davacının zararın artmasında ortak kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 29.362,96 TL. tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacı tarafın avans faizi isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; davalının %36 maluliyet oranı üzerinden hesapladığı tazminatı davacıya ödediği, davacı tarafın maluliyetin arttığı iddiası ile tazminat talepli davayı açtığı ve alınan raporla maluliyetin %73 olarak saptandığı dikkate alındığında, davadan önce davacının verdiği ibra nedeniyle uygulanması gereken 2 yıllık hak düşürücü sürenin somut olay bakımından uygulanması imkanı bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmemesine; davacının emniyet kemeri takmadığı ve bu sebeple zararı artırdığına ilişkin herhangi bir delilin bulunmayışı nedeniyle, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmayışında bir usulsüzlük bulunmamasına göre; davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle, işgücü kaybı tazminatı istemine ilişkindir.

Davacının talep edebileceği tazminatın belirlenmesi bakımından alınan 11.05.2015 tarihli aktüer raporunda; davacı için 278.994,37 TL tazminat hesaplandığı, davalı sigortacının davadan önce ödediği bedelin güncellenmiş değerinin 77.447,77 TL olduğu; ancak, kaza tarihi itibariyle geçerli olan poliçe teminat limiti olan 100.000,00 TL'den, davalı ödemesinin güncellenmiş bedelinin düşülmesiyle davacının bakiye tazminat alacağının 29.362,96 TL. olacağı şeklinde görüş bildirildiği; mahkemenin de, bu hesap biçimini aynen kabul ederek davacı lehine tazminata hükmettiği görülmektedir.

Davaya konu kazada kalıcı işgöremezliğe uğrayan davacıya davalı sigortacının davadan önce ödediği bedelin güncellenmiş değerinin hesaplamada dikkate alınması ve güncellenmiş bedelin düşülmesi, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereği yerinde olmakla birlikte; indirimin, davalı tarafından düzenlenen ZMSS poliçesindeki 100.000,00 TL'lik teminat limitinden yapılması doğru değildir.

Davalı tarafından davadan önce yapılan ödeme, zararın belirlenmesinde dikkate alınması gereken bir husus olup, davalının sorumluluğu da hesaplanan tazminat miktarına göre ve poliçe teminat limitiyle sınırlı biçimde tayin edilecektir. Bu itibarla da; davalının ödediği bedelin güncellenmiş değeri olan 77.447,77 TL'nin, poliçedeki 100.000,00 TL'lik teminat limitinden değil; davacı için hesaplanan 278.994,37 TL zarardan düşülmesi ve bu düşüm yapıldıktan sonra da davacının tazminat alacağı poliçe limiti üzerinde kaldığı ve davalının daha önce ödediği 46.902,64 TL oranında limitini tükettiği gözetilmek suretiyle, davalının ödediği bedelin (46.902,64 TL) limitten (100.000,00 TL'den) düşülmesiyle belirlenecek miktarın hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 1.503,70 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 04/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

§