"İçtihat Metni"
Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık ...'ın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin Çanakkale İcra Ceza Mahkemesinin 24.09.2024 tarihli ve 2024/169 Esas, 2024/215 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair merci Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2024 tarihli ve 2024/155 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 25.03.2026 gün ve 94660652-105-17-36209-2024-KYB sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.04.2026 gün ve KYB-2026/46440 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 06.06.2018 tarihli ve 2018/3315 Esas, 2018/7246 Karar sayılı ilamında; "...tebligat gideri, tahsil harcı ve peşin harcın ayrı ayrı rakamsal olarak gösterilmediği, takip öncesi ve sonrası faiz ile ödeme taahhüdünden son taksit tarihine kadar işleyecek faizin taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmediği gibi, alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı, bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında usulüne uygun olarak gösterilmemesi nedeniyle belirsizlik bulunduğu dolayısıyla sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediği..." şeklinde yer alan açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, 2004 sayılı Kanun'un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlâl suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekâlet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiğinden, 26.02.2024 tarihli taahhütnamede toplam faiz miktarı olarak 10.923,08 Türk Lirası gösterilmiş ise de, başvuru harcı, tebligat gideri ve peşin harç ayrı ayrı rakamsal olarak gösterilmediği, taahhüt tutanağında alacaklı vekili tarafından borçlunun aşağıda yer alan taahhüdünü aynen yerine getirmesi kayıt ve şartıyla, borçlunun vermiş olduğu kısmi taahhüdü kabul ederek taahhüt tarihinden sonra işleyecek faizden feragat ettiklerini beyan etmeleri nedeniyle belirsizlik bulunduğundan taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, suçun unsurlarının oluşmadığı, dolayısıyla sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine konu dosya kapsamında, Çanakkale İcra Ceza Mahkemesinin 03.06.2025 tarihli ve 2024/169 Esas, 2024/215 Karar sayılı ek kararıyla şikayetçi vekilinin feragati nedeniyle İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesi uyarınca, sanık hakkındaki cezanın bütün neticeleri ile düşürülmesine karar verildiği cihetle; incelenen dosyada yasaya aykırılığı ve hükmün infazını
engelleyen düşme kararının bulunması nedeniyle kanun yararına bozma isteği konusuz kaldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.