Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Hukuk Dairesi

Dosya2026/2708 E. 2026/2748 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 732,00 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 22.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı;

Somut olayda ... ... A.Ş.’nin kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlattığı takipte kendisine örnek 10 ödeme emri gönderilen takibe dayanak çekte keşideci konumunda bulunan ... .... Şti.’nin İcra Mahkemesine verdiği dilekçe ile borca faize imzaya yetkiye tüm ferilere itiraz ettiği ödeme emrinin ve takibin iptal edilmesini talep ettiği görülmektedir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “... (...)” kavramı üzerinde durulması ve kurum olarak nasıl işlediğinin açıklanmasında fayda bulunmaktadır.

Türkiye’de faktoringin gelişmesi 1980 sonrası dışa açık ekonomi politikaları ve ihracata dayalı sanayileşme stratejileriyle paralellik göstermektedir.

Ülkemizde kısa bir geçmişi olduğu hâlde hızlı bir gelişme gösteren ... hakkında 13.12.2012 tarihine kadar müstakil bir yasa yürürlüğe konmamış, ... işlemleri, önceleri 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak 1994 yılında yayımlanan "... Şirketlerinin Kuruluş ve Esasları Hakkında Yönetmelik" daha sonra da 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile ... şirketlerinin kuruluş ve faaliyet izni ve denetim yetkisinin BDDK'ya verilmesi üzerine BDDK tarafından çıkarılan ve 10.10.2006 tarih ve 26315 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "... ... ve ... Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Ancak, anılan yönetmelik hükümleri ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğu için 23.11.20 12... sayılı ..., ... ve ... Şirketleri Kanunu (FKFFŞK) kabul edilmiş ve 13.12.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir (Saraç, Ş: Yargıtay Kararları Işığında ..., , 2013, s.43). Bu Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra ise, 24.04.2013 tarihli “..., ... ve ... Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” yayımlanmıştır. Şu anda ülkemizde ... işlemleri, FKFFŞK ve bu Kanun’a dayalı olarak çıkartılan Yönetmelik ve diğer mevzuat hükümlerine göre yapılmaktadır (...,Y: Hukuki Açıdan ... İşlemi, ... 2018, s:56).

... (mevzuatta kullanılan şekliyle ...) ... “...” kelimesinden türetilmiştir.

...; “Müşterinin üçüncü şahıs olan borçlu karşısındaki mal tesliminden veya işgörme/hizmet ediminden ileri gelen alacaklarının karşılığını, alacağın tahsilinden önce avans olarak ödeyerek alacağın tahsil edilmemesi riskinin ve müşteri için borçlunun muhasebesinin tutulması, ihtar işlemleri gibi işgörme/hizmet edimlerinin üstlenilmesi suretiyle devir ve satın alınması” olarak tanımlanmaktadır (... A: ... İşlemlerinin Hukuki Niteliği, ... 1992, s.21).

...’in amacı, firmalara satışlarının ve karlarının artması konusunda yardımcı olmaktır.

Kapsam olarak ...; bir mali kuruluş (.../faktor) ile ticari borçlular (müşteriler) ve mal satan veya hizmet arz eden bir ticari işletme arasında (satıcı) üç taraflı bir sözleşme olup, genelde rücu hakkı olmaksızın alıcının borçlularının hesap hasılalarını ... satın alır ve bu suretle müşterilere tanınan kredileri kontrol altında tuttuğu kadar, muhasebe ve tahsilatını da yürütür.

... işleminin üç tarafı vardır. Bunlar;

a)Müşteri (firma):... hizmetlerini talep eden ve alacaklarını ... şirketine devreden (satan) işletme,

b)... Şirketi (...): Müşterinin alacaklarını devir ve satın alarak karşılığında nakit olarak ödeyen şirket,

c)Borçlu: Müşterinin alacaklı olduğu kişi veya işletmedir.

...’in en önemli çeşitleri; tam servis ...; rücu hakkı saklı ...; gayri kabili rücu ...; ödeme vadesinde ...; fatura iskonto yöntemi; tahsilat yöntemi; ihracat factoringi; ithalat factoringi; örtülü ...; acenta factoringi olarak sıralanabilir.

... hizmetleri ise; kredi riskini karşılama; tahsilat ve muhasebe; fonlardan avans, şeklinde özetlenebilir.

Kanun ve Yönetmelikte açıkça, ... şirketlerinin kambiyo senedine dayalı olsa bile, bir mal satışından veya hizmet arzından doğmayan alacakları devralamayacakları düzenlenerek, kambiyo senedinin içerdiği hakkın soyutluğu ilkesi ortadan kaldırılmıştır. Buna göre ... şirketleri, ancak bir mal satışından ya da hizmet arzından ... alacağın ifası için verilen kambiyo senetlerini, ciro ve teslim yolu ile devralabilmektedirler. Burada kambiyo senedindeki hakkın devri için yapılan ciro ve teslim, alacağın devrinin hukukî sonuçlarını doğurmaktadır. Senet borçlusu, ... işleminden haberdar olduğu andan itibaren, ... müşterisine karşı ileri sürebileceği şahsî def’ileri, faktöre karşı da ileri sürebilmektedir.

Şahsî def'ilerin ... şirketine karşı ileri sürülebilmesi, işlemin taraflarının, kambiyo ilişkisinin sıralı tarafları olmasına bağlıdır. Buna göre, senette düzenleyen ya da keşideci, lehtar ile ... şirketi arasında ... sözleşmesinin bulunması ve senedin de ciro ve teslim yolu ile ... ... şirketine geçmesi hâlinde, lehtar ile arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan şahsî def’ıleri, ... şirketine karşı ileri sürebilmektedir. Ciro ve teslim yoluyla devraldığı bir senedi, aradaki temel ilişki nedeniyle devreden borçlu, senedi kendisinden devralan ile ... şirketi arasında ... sözleşmesinin bulunması ve senedin, ciro ve teslim yoluyla kendisinden devralandan ... şirketine geçmesi hâlinde de temel ilişkiden kaynaklanan şahsi def’ileri ... şirketine karşı ileri sürülmesi söz konusu olabilir.

Özetlemek gerekirse; ... işlemi içinde yer alan kambiyo borçlusu, 818 sayılı BK'nın 167/1 (TBK, md. 188/1) maddesi uyarınca temlik eden durumundaki önceki alacaklısına yani satıcı firmaya (müşteriye) karşı ileri sürebileceği defi ve itirazları ... şirketine karşı da ileri sürebilir. Burada Yönetmeliğin 22/2 ve yürürlük tarihine göre 6361 sayılı FKFFŞK'nun 9/2 maddesi uyarınca kambiyo senedi sebebe bağlandığından kambiyo senetlerinin soyutluk ve kamu güvenliği ilkesi ortadan kalkacak ve bunun sonucu olarak şahsi defilerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için 6762 sayılı TTK'nın 599. (6102 sayılı TTK, md.687) maddesinde öngörülen "hamilin senedi kötüniyetle iktisap etmesi gerektiği" koşulu aranmayacaktır. Zira, Yönetmeliğin 22/2. ve yürürlük tarihine göre FKFFŞK'nın 9/2. maddesi uyarınca kambiyo senedindeki alacağın mutlaka bir mal veya hizmet satışından kaynaklanması gerekmekte ve senetteki alacak sebebe bağlanmaktadır. Sebebe bağlanan bu alacağın ... şirketine devri ciro yoluyla olmakla birlikte işlemin temelinde alacağın temliki hükümleri yatmaktadır.

Çek/senette ciro zinciri içinde yer almakla birlikte ... işlemi içinde yer almayan kambiyo borçlusunun durumunun 818 sayılı BK'nın 167/1. (TBK md 188/1) maddesine göre değil 6762 sayılı TTK'nın 599.(6102 sayılı TTK md 687) maddesi hükmüne göre değerlendirilmesi gerekmektedir (Saraç, s.268, 273, 274vd).

Takibe dayanak çek incelendiğinde çek keşidecisinin ... .... Şirketi çek lehtarının ... .... Şti olup lehtarın cirosu ile .... Şti.’nin ... ... A.Ş.’ne çeki ciro ettiği, takip alacaklısı konumunda olan ... ... A.Ş.’nin çek süresinde ibraz ettiği, anlaşılmaktadır.

6361 sayılı Kanunun 9. maddesinin 3.fıkrası “Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla ... şirketine devri halinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan def’ileri ... şirketine karşı ileri süremez; meğer ki ... şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun” hükmünü düzenlemektedir. Bu hüküm dahi ... kuruluşlarını ciro yoluyla kambiyo senedini devralabileceklerini ve bu senetlere dayalı olarak senet borçlularına karşı başvurabileceklerini öngörmektedir. Yasa koyucu 6361 sayılı Kanunun 9/2 fıkrasına aykırılık durumunda aynı Yasanın 44/1-c maddesinde yazılı idari para cezası öngörülmüş olup ... şirketinin yetkili hamili sayılamayacağı kambiyo senetlerine özgü takip başlatamayacağı gibi açık bir hukuki yaptırım düzenlenmemiştir.

Şikayetçi borçlu keşideci konumunda olup lehtar şirkete karşı ileri sürebileceği def’ileri ... ciro ile çeki alan şirkete karşı ileri sürebilir. Ancak şikayetçinin ciranta ... şirketine karşı ileri sürdüğü bir şahsi def’i söz konusu değildir. ... ... ilişkisine konu edilmesi ... kambiyo senedi niteliğini yitirmesine neden olmaz. ... çeki ciro ile alan ... A.Ş. ile lehtar arasında ... sözleşmesi olması ... şirketinin keşideci aleyhinde kambiyo takibi yapmasına engel değildir. Aksinin kabulü ... şirketlerinin kambiyo senetlerine dayalı olarak hiçbir zaman takip yapamayacağı anlamına gelir.

Mahkemece şikayetçinin keşideciye atfen atılı bulunan imzanın ıslak imza olmadığına yönelik itirazları incelenerek sonucuna göre bu kararın verilmesi görüşünde olduğumdan, kararın onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.22.04.2026

§