"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Hükmüne uyulan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 02.10.2024 gün, 2022/571 E. - 2024/8434 K. sayılı ilamında "Davacı tarafından davalı ... aleyhine başlatılan.... Müdürlüğü’nün 2016/32287 sayılı icra dosyasının dayanağının 31.05.2012 tanzim tarihli 100.000,00 USD bedelli bono olduğu, dava konusu Kocaeli, ... İlçesi, ..., G 23... C38 pafta, ... ada, 5 parselde kayıtlı taşınmazın 1/2 hissesinin borcun doğum tarihinden önce 13.10.2010 tarihinde davalı borçlunun oğlu olan davalı ...'e devredildiği, davacının alacağının da söz konusu tasarruf tarihinden önceye dayandığına dair belgenin de dosyaya sunulamadığı bu sebeple tasarrufun borcun doğumundan önce olduğunun kabulü ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uygun olarak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK’nun 282. maddesi hükmü gereğince bu tür davalarda, davalı olarak borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Buna göre davalı olarak borçlu ile birlikte lehine tasarrufta bulunan üçüncü kişi ve bunlar tarafından devir halinde diğer üçüncü kişilerin yasal hasım olmaları gereği açıktır. Taraf ehliyeti dava koşullarından olup mahkemece öncelikle ve resen incelenmesi gereken hususlardandır.
Somut olayda, davalı borçlu ...'in vefat ettiği, gerekçeli kararın davalı borçlu ...'in yasal mirasçıları olan ..., ..., ...'e tebliğ edildiği, ancak adı geçen mirasçıların ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/353 E. - 2024/666 K. sayılı ilamı ile mirası reddettikleri, kararın da kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 612.maddesinde; "En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği, tasfiye sonunda arta kalan değerlerin ise mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceği" düzenlenmiştir. Yani murisin en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.
Bu yasal düzenleme uyarınca, mirasın birinci derecedeki mirasçıların tamamı tarafından reddi halinde miras ikinci derecedeki mirasçılara geçmez. Tereke tasfiye olunur, borçlar ödendikten sonra geriye kalan kısım varsa red vaki olmamış gibi birinci derece mirasçılarına verilir. Türk Medeni Kanununun 614. maddesinde mirasçıların sonra gelen mirasçılar yararına mirası reddedebilecekleri düzenlenmiş ise de, somut olayda bu maddeye göre yapılmış bir mirasın reddi talebi de bulunmamaktadır.
Dava konusu olayda, murisin mirasının en yakın mirasçıları tarafından reddedildiği açıktır. Mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp, sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddedilen borçlu için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci ile davaya devam edilmesi ve buna göre taraf teşekkülü sağlandıktan sonra karar verilmelidir.(HGK. 3.7.2002 T.15-572 K.577)
Taraf teşkili, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gereken bir husustur. Nitekim mahkemece, borçlunun ölümü üzerine taraf teşkili sağlanmaya çalışılmış ise de TMK’nın 612. ve devamı maddeleri yanlış yorumlanarak, alt soy mirascıların davaya dahili hatalı olmuştur.
Yaplacak iş, borçlunun mirasının iflas hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp, uygulanmadığı, borçlu için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci olup olmadığı araştırılarak, bu prosedürün uygulanması sağlandıktan sonra yasal temsilci ile davayı sonuçlandırmaktır.
2-Bozma neden ve şeklinde göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararının BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle de davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 29.04.2026 gününde oy birliğiyle karar verildi.