"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu hakkında çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibinde borçlu şirketin; takibe konu çeki şirket adına cirolayan kişilerin şirket adına ciro yetkisinin bulunmadığını, takibe konu çekin zamanaşımı süresinin dolduğunu, çekin gerçek keşide tarihinin 30.07.2016 olduğunu, çekteki paraf imzasının kim tarafından atıldığı ve keşide tarihinin kim tarafından değiştirildiğinin belli olmadığını ve yine çek keşide tarihinde tahrifat yapıldığını belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece takibin iptaline ilişkin şikayet ile zamanaşımı imzaya ve borca itirazın reddi ile asıl alacağın %20 'si oranında icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacının asıl alacağın %10'u oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verildiği, kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği görülmüştür.
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Somut olayda, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlu şirketin sair itirazlarının yanında takibe konu çeki şirket adına cirolayan kişilerin şirket adına ciro yetkisinin bulunmadığını ve çekteki paraf imzasının kim tarafından atıldığının belli olmadığını ileri sürerek itiraz ve şikayette bulunduğu görülmekle her ne kadar dosya kapsamında imza incelemesi yapılmış ise de bu husus paraf imzasına ilişkin olup çekin kambiyo vasfının tespiti ile ilgilidir. Borçlunun, takibe konu çeki şirket adına cirolayan kişilerin şirket adına ciro yetkisinin bulunmadığına ilişkin itirazı dairemizin yerleşik içtihatlarına göre İİK’nun 169/a maddesinde düzenlenen borca itiraz niteliğindedir.
İİK’nun 169/a-6. maddesinde, itirazın reddi halinde, takip muvakkaten durdurulmuş ise borçlunun, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edileceği belirtilmiştir.
O halde, mahkemece İİK'nun 169/a maddesi uyarınca borçlu aleyhine asıl alacağın % 20'si oranında tazminata hükmedilmesi yerinde ise de; borçlunun itirazının borca itiraz olarak kabulü ile imza incelemesinin paraf imzaya ilişkin olduğu gözetilerek borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmemesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 02.10.2025 tarih ve 2025/654 E. - 2025/1337 K. sayılı kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA),
.... İcra Hukuk Mahkemesinin 04.03.2025 tarih ve 2025/60 E. - 2025/149 K. sayılı kararının hüküm fıkrasının para cezasına ilişkin dördüncü bendinin tamamen silinerek karar metninden çıkartılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca (ONANMASINA), dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.