"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki asıl davada davacı/3. kişiler tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Asıl dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Birleşen dava ise aynı hacze ilişkin alacaklının İİK 99. maddesine göre açtığı istihkak iddiasının reddine ilişkindir. Mahkemece, mülkiyet karinesinin üçüncü kişiden yana olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, karara karşı alacaklı ve borçlu, asıl dava yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, asıl dava yönünden yapılan incelemede; dava konusu 17.11.2022 tarihli haciz, üçüncü kişi ... yokluğunda yapılmış ise de, davacı üçüncü kişi vekili Av. ... 'un 18.11.2022 tarihinde icra takip dosyasına vekaletnamesini sunduğu, 3. kişi vekilinin 18.11.2022 tarihi itibari ile davaya konu menkulün haczinden haberdar olduğu, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde 3. kişi lehine davaya konu menkul yönünden istihkak iddiasında bulunulmadığı görülmekle, davacı 3. kişinin davaya konu icra takibinde davaya konu menkul yönünden bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybettiğinin kabulü gerekir. Buna göre 3. kişinin eldeki davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun kabulü ile asıl davanın ön koşul yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karar davacı 3. kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
1-Ereğli İcra Hukuk Mahkemesinin birleşen 2024/14 Esas sayılı dosyası yönünden;
Hemen belirtmek gerekir ki, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurmada hukuki yararın bulunması gerekir (HMK. md. 361/2). İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmayan veya süresini geçirdiği için istinaf yoluna başvurmamış olan taraf yönünden, verilen karar kesinleşeceği için artık bu tarafın temyiz yoluna başvurmasında hukuki yararı yoktur.
Bu itibarla, birleşen dava yönünden, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, istinaf yoluna başvurulmamış ve Bölge Adliye Mahkemesince de incelenmemiş olduğundan birleşen dava yönünden, İlk Derece Mahkemesi kararı kesinleşmiştir.
O halde, birleşen dava yönünden asıl dava davacısı-üçüncü kişinin temyiz isteminin reddi gerekir.
2-Ereğli İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/322 Esas, 2025/120 Karar sayılı asıl dava dosyası yönünden;
İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.
Öte yandan, istihkak iddiasını daha önce ileri sürme olanağı bulamayan 3. kişi, haczi öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde, hacizli mal hakkında, haciz mal satılıp bedeli alacaklıya ödeninceye kadar istihkak davası açabilir. İİK'nin 96/3. maddesi uyarınca, malın haczini öğrenen borçlu veya üçüncü şahsın öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunması gerekir, aksi halde aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybeder. Yedi günlük süre hak düşürücü mahiyette olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir.
Eldeki davada, doğrudan açılmış olup, bunu engelleyen bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Ne var ki, bu durumda da dava konusu haczin dava tarihinden önce öğrenilip öğrenilmediği hususu önem taşımaktadır.
Dosyada bilgi ve belgelere göre; 17.11.2022 tarihli hacizden sonra, 3. kişi vekili Av. ... icra dosyasına 18.11.2022 tarihinde vekaletnamesini sunduğu, bu tarih itibariyle hacizden haberdar olduğu halde, 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 29.12.2022 tarihinde davasını açtığı görülmekle davanın süresinde açılmadığından bahisle reddine karar verilmesi gerekirken, davacı 3. kişinin İİK 96/3. maddesi hükümlerine göre istihkak iddiasında bulunma hakkı kalmadığından, davanın önşart yokluğundan reddine karar verilmesi doğru değil ise de, istem sonuçta reddedildiğinden sonucu itibariyle karar doğru olmuştur.
Ne var ki, hüküm kısmında davanın ön koşul yokluğundan 6100 sayılı HMK'nın 114/h ve 115/2. maddeleri uyarınca reddine karar verildiği belirtilmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı 3. kişiler vekilinin birleşen dava yönünden temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı 3. kişiler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl davaya yönelik hüküm bölümünün 1. fıkrasının a bendinin "-Davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,, -" kısmının çıkartılarak yerine ".. Davanın süre aşımından USULDEN REDDİNE ..’’ ibaresinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca ONANMASINA, karar düzelterek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.