Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5532 E. 2026/308 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkikinin davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

Hükmüne uyulan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 02.11.2022 tarihli ve 2022/8585 Esas, 2022/13681 Karar sayılı bozma ilamında; "Eldeki dava açıldıktan sonra davalı borçlu şirketin Bakırköy 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 09.07.2013 tarih, 2012/738 E- 2013/376 K sayılı ilamı ile iflasına karar verildiği, bu kararın 18.02.2014 tarihinde kesinleşmiş olduğu, iflas işlemlerinin Bakırköy İflas Müdürlüğü’nün 2013/33 sayılı dosyasından yürütüldüğü, alacağı takip yetkisinin iflas idaresine ait olduğunun kararlaştırıldığı, bu durumda Mahkemece, müflis şirketin elinden çıkan gayrimenkuller (İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 228 ada, 1 parsel B2 Blok 5 nolu bağımsız bölüm ve 6 nolu bağımsız bölüm) ile ilgili İflas İdaresi hakkında lehe veya aleyhe hüküm kurulması gerektiği, davacı ... İdaresi davalı ...’ın müflis şirketin çalışanı olduğunu, davalılar arasındaki tasarrufun İİK 280/1 hükmüne göre iptale tabi olduğunu beyan ettiği, dosya içerisinde yer alan SSK kayıtlarına göre davalı ...’ın davalı müflis şirket çalışanı ve aynı zamanda davalı borlu şirket ile aynı sektörde olan ... Lastik San Tic. Ltd. Şti yetkilisi olduğunun da anlaşılmış olmasına göre iş bu davalı yönünden İİK 280/1 madde hükmü tartışılmaksızın karar verilmesinin yerinde olmadığı, davalı müflis şirket adına kayıtlı olup diğer davalılara devredilen dava konusu “İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah. 228 ada, 1 parsel, B2 Blok, 5 ve 6 nolu" bağımsız bölümlerin muflis şirketin iş yeri olduğunun beyan edilmiş olmasına, dosyaya ibraz edilen müflis şirketin adres bilgilerinin yer aldığı faturalarda da iş bu gayrimenkullerin bulunduğu adreslerin iş yeri adresi olduğunun teyit edilmiş olmasına göre, davalı müflis borçlu şirketin ticari işletmesini devir edip etmediği ile ilgili olarak İİK 280/3 madde hükmünün tartışılması" gereğine değinilmiştir.

Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; Büyükçekmece Merkez 286 Ada, 1 Parsel, B2 Blok 3. Kat 8 nolu bağımsız bölüm yönünden; davalı borçlu ...'nün bu taşınmazı 22.05.2012 tarihinde 90.000,00 TL bedelle davalı ...'a devrettiği, keşiften sonra düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna göre bu taşınmazın devir tarihindeki değerinin 265.000,00 TL olup, tapu satış değeri ile arasında 3 kat kadar fark bulunduğu, bu satışın alacaklıdan mal kaçırma amacıyla, rayiç değerinden çok düşük bedelle yapıldığı için bağış olarak nitelendirilmesi gerektiği, tasarrufun iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle bu taşınmazla ilgili davalılar ... ve ... arasında gerçekleşen tasarrufun davacı yararına iptaline, davacıya İstanbul 9. İcra Dairesinin 2012/9541 Esas sayılı dosyasında alacağını tahsil edebilmesi için cebri takip yetkisi tanınmasına, ... İlçesi, 228 Ada, 1 Parsel sayılı B2 Blok 5 ve 6 nolu bağımsız bölümler yönünden; 14.05.2012 tarihinde 5 nolu taşınmazın 85.000,00 TL, 6 nolu taşınmazın 90.000,00 TL bedel ile davalı ...'a, ...'ın da 21.06.2012 tarihinde davalı Beykent Gayrimenkul .. Şti.'ye ayrı ayrı 90.000,00 TL bedel ile devir yaptığı, mahallinde yapılan keşiften sonra aldırılan bilirkişi kurulu raporuna göre bu taşınmazların 14.05.2012 ilk devir tarihinde 164.000,00 TL, 21.06.2012 ikinci devir tarihinde ise 165.000,00 TL rayiç değerinde olduğunun belirlendiği, taşınmazların tapudaki satım bedelleri ile bilirkişi raporlarına göre saptanan devir tarihindeki rayiç değerleri arasında bir misli fark bulunmadığı, ancak Yargıtay ilamında belirtildiği gibi; dava konusu 5 ve 6 nolu bağımsız bölümlerin muflis ... Lastik ... Şti.'nin ticari işlerini yürüttüğü iş yeri merkezi olduğunun ticaret sicil kayıtlarından ortaya çıktığı, buna göre davalı müflis borçlu şirketin ticari işletmesini devrettiği, İİK 280/3. hükmü kapsamında değerlendirildiğinde; ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin aksinin ispatlanamadığı, bu nedenle davalı ... için iptal koşullarının oluştuğu, ancak bu taşınmazları daha sonra devralan davalı Beykent Gayrimenkul ... Şti.'nin faaliyet alanının taşınmaz alıp satmak olduğu, bu taşınmazların satım ilanını bir internet sitesinden öğrenerek ve fiyatlarını uygun bulduğu için satın aldığı, bu kişi 4. kişi durumunda olup İİK 280/3. maddesindeki karinenin bu davalıya uygulanamayacağı gerekçesiyle davalı Beykent ...Şti. hakkındaki davanın reddi, 5 ve 6 nolu bağımsız bölümlerle ilgili açılan davanın tazmin davası olarak kabul edilerek her bir taşınmaz için 165.000,00 TL olmak üzere toplam 330.000,00 TL tazminatın davalı ...'tan tazmin edilerek davacıya verilmesine, ... İlçesi, 228 Ada, 1 Parsel sayılı B2 Blok 2 nolu bağımsız bölüm yönünden; aynı parselde bulunan A2 Blok 2 nolu bağımsız bölümün davalı ...'a 10.05.2012 tarihinde 120.300,00 TL bedel üzerinden satışının yapıldığı, bilirkişi kurulu raporuna göre bu taşınmazın devir tarihindeki rayiç değerinin 125.000,00 TL olduğu, taşınmazların tapudaki satım bedelleri ile bilirkişi raporlarına göre saptanan devir tarihindeki rayiç değerleri arasında bir misli fark bulunmadığı, Yargıtay bozma ilamında, davalı ...'ın müflis şirketin sigortalı çalışanı olduğunu ve aynı sektörde faaliyet gösteren ... Lastik ... Şti.'nin yetkilisi olduğunu belirterek davada İİK'nın 280/1. maddesinin tartışılmasının istendiği, 02.07.2012 tarihli ticaret sicil sorgulamasında davalı ...'ın, dava dışı ... ... Şti.'nin eski ortağı olduğu, yeni ortaklarının dava dışı Ramazan Limoncu ve Ufuk Böle olduğu, yine ...'ın müflis ... Lastik ..Şti.'nin sigortalı çalışanı olduğuna dair bir kayıt olmadığı, böyle bir kaydın var olduğu kabul edilse bile, müflis şirketle aynı sektörde faaliyet gösteren bir şirketin eski ortağının bu taşınmazı satın almasının, İİK 280/1. maddesine göre, borçlunun zarar verme kastını bildiği veya bilmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğuna dair somut ve yeterli bir delil oluşturmayacağı, taşınmazı satan borçlu-davalı ile devralan arasında herhangi bir akrabalık, arkadaşlık bağı ya da başka bir organik bağ olduğuna dair somut bilgi ve delil de saptanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekilinin temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2.Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. "Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder.

Mahkemece 27.12.2016 tarih ve 2014/54 Esas, 2016/448 Karar sayılı karar ile; davalı ... ile ... aleyhine açılan davanın kabulü ile dava konusu Büyükçekmece İlçesi, 286 ada, 1 parsel A2 Blok 8 nolu bağımsız bölüm vasıflı taşınmaz ile ilgili 22.05.2012 tarihinde davalı ...’nün davalı ...’a yapmış olduğu devre yönelik tasarrufun iptali ile davacıya İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2012/9541 sayılı dosyasından cebri icra yetkisi verilmesine ilişkin kararın; yalnızca davacı temlik alan Final Varlık Yönetim A.Ş. vekili ile davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 02.11.2022 tarihli ve 2022/8585 Esas, 2022/13681 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu anlaşılmış olup, davalı ... yönünden verilen önceki kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davacı lehine, davalı ... aleyhine usuli kazanılmış hak oluştuğu göz önüne alınarak karar verilmesi gerekli olup, bozmadan önceki hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmediği için, davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşturan yönlere ilişkin davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinin mümkün olmamasına göre, temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

3. Her ne kadar mahkemece; davalı ...'ın müflis ... Lastik ..Şti'nin sigortalı çalışanı olduğuna dair bir kayıt olmadığı, böyle bir kaydın var olduğu kabul edilse bile, müflis şirketle aynı sektörde faaliyet gösteren bir şirketin eski ortağının bu taşınmazı satın almasının, İİK 280/1. maddesine göre, borçlunun zarar verme kastını bildiği veya bilmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğuna dair somut ve yeterli bir delil oluşturmayacağı, taşınmazı satan borçlu-davalı ile devralan arasında herhangi bir akrabalık, arkadaşlık bağı ya da başka bir organik bağ olduğuna dair somut bilgi ve delil de saptanamadığı gerekçesiyle davanın ... İlçesi, 228 Ada, 1 Parsel sayılı B2 Blok 2 nolu bağımsız bölüm yönünden reddine karar verilmişse de, hükmüne uyulan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 02.11.2022 tarihli ve 2022/8585 Esas, 2022/13681 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere dosya içerisinde yer alan SSK kayıtlarına göre davalı ...’ın davalı müflis şirketin eski sigortalı çalışanı olduğu ve aynı zamanda davalı borlu şirket ile aynı sektörde olan ... Lastik San.Tic.Ltd.Şti. yetkilisi olduğu anlaşılmış olup, İİK’nın 280/1. maddesi gereğince, davalı borçlunun mali durumunu ve alcaklılarını ızrar kastını bildiği veya bilmesi gerektiğinin kabulü gerekir. Bu madde kapsamında dava konusu ... İlçesi, 228 Ada, 1 Parsel sayılı A2 Blok 2 nolu bağımsız bölüm (davalı ...'a devredilen) yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ:

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine; (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§