Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4998 E. 2026/2826 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, dosya içeriğine göre; tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takibe konu alacak miktarı ile iptali istenilen tasarrufun tasarruf tarihindeki gerçek değerinden hangisi az ise o değer oluşturmakta olup, davaya konu edilen icra takiplerindeki toplam alacak miktarının 142.248,65 TL olduğu ve dava değerini daha az olan 142.248,65 TL'nin oluşturduğu ve bu miktarın karar tarihi itibari ile duruşma miktar sınırı olan 160.660,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; uyuşmazlık temyiz duruşma miktar sınırının altında kaldığından duruşma isteminin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü, işin esası incelendi:

Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlular aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2015/16488 Esas ve 2015/... Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, bu sırada davalı .... ... ... ....'nin Ankara İli, ... İlçesi, 14 97... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14 sayılı parsellerdeki taşınmazlarını diğer davalı ... ... Sanayi ... ve ....'ne devrettiğini, davalı ... Bankasının ise devirden yirmi dört saat geçmeden 1.000.000,00 TL kredi teminatı olarak taşınmazların üzerine ipotek tesis ettiğini, devir ve ipotek tesis işlemlerinin alacaklıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazlardaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı banka, bankanın uyguladığı ipotek işleminde herhangi bir hata olmadığını, davacının iddialarının haksız olduğunu ve iddiaların kanıtlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ipoteğin iptali ve tapu iptal ve tescil isteminin ispat edilemediğinden reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; yapılan istinaf

başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, karar ilamı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz dilekçesi incelenmiştir.

Dava, İİK'nin 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

Bu tür davaların dinlenme koşulları arasında iptali istenen tasarrufun, takip konusu borcun doğumundan sonra yapılmış olması da vardır.

Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 114. maddesinde düzenlenen ve bütün davalar için geçerlilik taşıyan genel dava şartları yanında bir takım özel dava şartlarının varlığı da aranmaktadır. Tasarrufun iptali davasının kendine özgü dava şartları; geçici veya kesin aciz vesikasının varlığı, icra takibinin kesinleşmiş olması, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması ve gerçek bir alacağın varlığıdır.

Tasarrufun iptali davalarında iptali istenilen tasarrufun, borcun doğumundan sonra yapılmış olması ön koşul olup, dava koşulunun var olup olmadığı belirlenmeden işin esası hakkında hüküm kurulamayacağından, bu husus mahkemece re’sen araştırılır

Borç; alacaklının borçludan istemeye yetkili olduğu, borçlunun da yerine getirmek zorunda bulunduğu edimi içeren hukukî ilişkidir. Borç, bu ilişkiyle aynı anda doğabileceği gibi; borç ilişkisinden sonra da doğabilir. Borçlar, niteliklerine göre farklı sınıflandırmalara tabî tutulduğundan borcun doğum tarihleri de kimi zaman bu sınıflandırmalara bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Alacaklı, borçlanmanın gerçekleştiği tarihte borçlunun mal varlığına güvenerek işlem yapmış olduğundan, borcun doğumundan önceki tasarruflar iptal davasının konusunu oluşturmaz. Bu nedenle borcun hangi tarihte doğduğu ve borcun doğumuna ilişkin hukuksal nedenin kaynağının somut durumun özelliğine göre ayrıca araştırılması gerekmektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde; davacının davasına dayanak olan .... İcra Müdürlüğünün 2015/16488 Esas sayılı ve 2015/... Esas sayılı dosyaları sayılı icra dosyalarından davalı borçlu hakkında icra takipleri yürütüldüğü, icra takiplerinde takiplere dayanak olan davalı üçüncü kişi ... Sanayi ... ve .... tarafından keşide edilen 10.06.2015 tarihli 63.500,00 TL, 15.06.2015 keşide tarihli 22.000,00 TL ve 25.06.2015 keşide tarihli 27.500,00 TL bedelli çeklere istinaden takiplerin başlatıldığı, davaya konu edilen taşınmazlara ilişkin tasarruf tarihinin ise önceki bir tarih olan 18.02.2015 tarihi olduğu dikkate alındığında, borcun doğum tarihinin belirlenmesi ve taraflar arasındaki temel ilişkinin, taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığının ve borcun doğum tarihine ilişkin bilgi ve belgelerin tespiti gerektiğinden, taraflardan borçlu ile üçüncü kişinin ticari defterleri temin edilerek, ticari defterler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve alacağın doğduğu tarihin tespit edilmesi ile alacağın devir tarihinden önce doğduğuna yönelik ön koşulun varlığının bulunduğunun öncelikle tespit edilmesi gerektiği, alacağın devir tarihinden önce doğduğuna yönelik ön koşulun varlığının bulunduğunun tespit edilmesi halinde ise; davalı borçlu ....San. ve ....Şti. tarafından davalı üçüncü kişi ....Şti. aleyhine inançlı işlem sebebine dayalı açılan tapu iptal ve tescil davasının görüldüğü Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/99 Esas sayılı dosyasının sonucunun bu davanın sonucuna etki edeceği anlaşıldığından ve kararın henüz kesinleşmemiş olduğu UYAP sistemi üzerinden tespit edildiğinden, dava konusu olayın özelliği nedeniyle Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesindeki 2015/99 Esas sayılı dosyanın bekletici mesele

yapılarak kesinleşmesinin beklenmesi ve sonrasında tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı gerekçe ile karar verilmesi isabetsiz olup,

Kabule göre ise; mahkemece dava konusu taşınmazlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, taşınmazların devir tarihindeki rayiç değerinin tespiti gerekirken, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın esasa ilişkin karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§