Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4796 E. 2026/309 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkikinin davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile davalı ... ve ... (...- ... Adi Ortaklığı- ... Boru Profil) arasında 09.07.2015 tarihli 5.000.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesi düzenlendiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine Samsun İcra Müdürlüğünün 2018/121861 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bankanın alacağını tahsil etmesinin mümkün olmadığını, ancak davalı ...'in kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra ve fakat alayhine takibe başlanmadan önce mal kaçırmak amacıyla Samsun İli ... İlçesi ... Mahallesi 32 45... Parsel A Blok 17 Nolu BB meskende kayıtlı hissesini 21.09.2018 tarihinde 126.581,00 TL bedelle davalı ...'a devrettiğini, dava konusu taşınmazın muvazalı olarak devredildiğini, taşınmazın değerinin piyasa değerinin çok altında bir fiyata devredilmesinin alacaklıları zarara uğratmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ortaya koyduğunu belirterek icra müdürlüğü dosyasındaki takibe konu alacakları yönünden davalılar arasında yapılan dava konusu taşınmazın satış işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar cevap dilekçesinde; davalı ...'in yaşanan son ekonomik kriz nedeniyle ödeme sıkıntısına düştüğünü, bu nedenle davaya konu ikamet ettiği evini davalı 3. Kişi ... isimli kişiye satmak zorunda kaldığını, ... ile herhangi bir akrabalığı ve yakınlığının olmadığını, davaya konu taşınmazın dava dilekçesinde belirtildiği gibi 126.581,00 TL değil, 266.581,00 TL'ye devredildiğini, satış bedeli olarak bu tutarın ödendiğini, tapuda yapılan işlemin belediye rayiç bedeli üzerinden yapıldığını, ancak daha sonra tapuda satış bedeli olarak gösterilen miktar ile gerçek satış bedeli arasındaki fark olan 140.00,00 TL alım satım bedelinin tapu harçlarının da vergi dairesine 18.10.2018 gününde ödendiğini, davalı ...'un ise satın aldığı bu daireyi 23.10.2018 tarihinde dava dışı kişiye devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların birbirleri ile herhangi bir akrabalık ve geçmişe dayalı ticaret, arkadaşlık bağlarının tespit edilemediği, öte yandan dava konusu taşınmazın resmi satış bedeli 126.588,00 TL iken, gerçek değeri ile arasında misli fark mevcut olsa da, savunmada sunulan Zafer Vergi Dairesine ait 18.10.2018 tarihli ödeme makbuzlarına göre, işlem yapan taraflarca daha sonra tapuda gösterilen satış değeri ile kendilerince belirtilen gerçek satış değeri olan 266.581,00 TL'lik değerler arasında kalan kısma ilişkin, tapu harç ve masraflarının ödendiğinin sabit olduğu, yine savunmada sunulan ve satış tarihinden 4 gün sonrasına ait olan 30.0000,00 TL, 25.000,00 TL, 25.000,00 TL ve 30.000,00 TL'lik "... Daire Satışından Kalan Tutarın Ödemesi" şeklindeki açıklamaları içeren makbuzlar ve dekontlar, yine davalı ...'nün savunmasını dayandırdığı 05.10.2018 tarihli ve tasarruf tarihinden sonraki bir tarihe ait olan ödemeye dair dekont ve tasarruf tarihi itibariyle henüz bankaca başlatılmış bir takip olmadığı hususları nazara alındığında, dava konusu yapılan tasarruf işleminin alacaklılara zarar verme kastı ile muvazaalı olarak yapıldığı yönündeki ispatın sağlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar davalılar arasında akrabalık yahut samimiyet bulunduğuna ilişkin bir kanıt mevcut değil ise de devrin, hesap katından 10 gün önce ve rayiç değerinin yarısından aşağı bir fiyata yapılmış olup hesap kat ihtarı tebliğinden hemen sonra vergi dairesine müracaatla satış bedelinin düzeltilerek bakiye harcın yatırılmış olması, akabinde ilk devirden 32 gün sonra emlak ticareti ile iştigal ettiğine dair bir iddiası ve kanıtı bulunmayan davalı ...'in taşınmazı dava dışı 4. kişiye devretmiş bulunması, her ne kadar davalılar aralarında akrabalık ya da yakınlık olmadığını beyan etmiş iseler de satışın 21.09.2018 tarihinde yapılmış olmasına karşın davalı ...'in taşınmaz satış bedeli ödemelerine ilişkin olduğunu bildirdiği PTT makbuzlarının 25.09.2018 tarihli oldukları dikkate alındığında satış bedeli alınmadan tapunun devredilmiş olması karşısında aralarında samimiyet bulunmadığını iddia etmelerinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı tarafından davalılara karşı açılan tasarrufun iptali davasının kabulüne, Samsun İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 32 45... Parsel 17 Bağımsız Bölüm sayılı taşınmazın 21.09.2018 tarihinde ölü davalı ... tarafından davalı ...'a satışına ilişkin tasarrufun iptali ile taşınmazın elden çıkarıldığı tarih itibarı ile 370.000,00 TL tazminatın ... borcu için Samsun İcra Müdürlüğünün 2018/121861 esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere davalı ...'dan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

HMK'nın 33.maddesine göre Hakim, Türk hukukunu re'sen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.

Somut olayda, dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemesince; devrin, hesap katından 10 gün önce ve rayiç değerinin yarısından aşağı bir fiyata yapılmış olup hesap kat ihtarı tebliğinden hemen sonra vergi dairesine müracaatla satış bedelinin düzeltilerek bakiye harcın yatırılmış olması, davalılar aralarında akrabalık ya da yakınlık olmadığını beyan etmiş iseler de satışın 21.09.2018 tarihinde yapılmış olmasına karşın davalı ...'in taşınmaz satış bedeli ödemelerine ilişkin olduğunu bildirdiği PTT makbuzlarının 25.09.2018 tarihli oldukları dikkate alındığında satış bedeli alınmadan tapunun devredilmiş olması karşısında aralarında samimiyet bulunmadığını iddia etmelerinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.

Muvazaalı işlemin iptali için salt bedel farkı yeterli olmayıp işlemin iki tarafının da fikir birliği içinde olması gerekir. Üstelik tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemelerin davalı 3. kişi tarafından devir tarihi veya devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketleri, banka ödemesi, kredi kullanımı gibi delillerle ispatlanması mümkün olup, bu belgelerdeki meblağların tapudaki bedele eklenerek mislini aşan bedel farkının varlığının değerlendirilmesi gereklidir. Somut olayda dava konusu taşınmazın 21.09.2018 tarihinde davalı borçlu ... tarafından davalı 3.kişi ...'a toplamda 126.581,00 TL bedelle devredildiği, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin 370.000,00 TL olduğu, ancak yargılama sırasında sunulan Zafer Vergi Dairesine ait 18.10.2018 tarihli ödeme makbuzlarına göre, işlem yapan taraflarca, tapuda gösterilen satış değeri ile kendilerince belirtilen gerçek satış değeri olan 266.581,00 TL'lik değerler arasında kalan kısma ilişkin, tapu harç ve masraflarının sonradan ödendiği, öte yandan davalı 3.kişi ... tarafından dosyaya sunulan dekontlara göre davalı 3.kişi ...'un 25.09.2018 tarihinde davalı borçlu ... hesabına toplam 110.000,00 TL ödeme yaptığı, resmi tapu devir senedi ile ödendiği ispatlanan 126.581,00 TL ve dekontlara göre yapılan ödeme göz önüne alındığında bedel farkının zaten bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Bunun dışında, salt davalı borçlunun mal kaçırma amacı ile hareket etmesi de yeterli olmayıp, davalı 3.kişi ...'un da borçlunun bu amaçla hareket ettiğini bilen veya bilmesi lazım gelen şahıslardan ve borçluyla fikir birliği içinde olduğunun ispatlanması gerekir. Dosya içeriğinden davalı borçlu ve üçüncü kişinin birbirlerini tanıdıkları veya yakınlıklarının olduğu da ispat edilememiş olup, bankadan yapılan ödemenin tasarruf tarihinden dört gün sonra yapılmış olması da tek başına davalılar arasında samimiyet olduğunu veya 3.kişinin kötüniyetli olduğunu göstermeyecektir. Bu halde Bölge Adliye Mahkemesince, üçüncü kişinin kötüniyeti ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA;

Peşin alınan harcın istek halinde iadesine,

HMK 373/2 maddesi uyarınca, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine,

21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§