Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Ceza Dairesi

Dosya2025/7392 E. 2026/606 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI: 2025/767 E., 2025/657 K.

SUÇ : Sahte belge düzenlemek

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Polatlı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2019 tarihli ve 2018/102 Esas, 2019/242 Karar sayılı kararı ile verilen beraat hükmüne yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2020/967 Esas, 2022/1847 Karar sayılı kararı ile " sanıkların ortağı ve yetkilisi olduğu mükellef şirketin 2012, 20 13... takvim yıllarında hasılat tutarlarının çok yüksek olmasına rağmen karlılık oranının % 1'i dahi bulmaması, KDV matrahlarının yüksek tutarlı olmasına karşın devreden KDV çıkması ve çıkan vergilerin ödenmemesi, suç dönemlerinde hiç işçi çalıştırılmaması, nakliyecilik yapan şirket adına kayıtlı hiçbir araç bulunmaması, sanık ...'in mükellef şirketle aynı faaliyeti gösteren mükellefiyetler tesis ettirmesi, defter ve belgeler ile beyannameler arasında uyumsuzluklar bulunması, mal ya da hizmet alınan ve satılan kişi/kuruluşların tamamının sahte belge düzenlemekten dolayı özel esaslara tabi olması, mal alımında bulunulan mükelleflerin tamamının sahte belge düzenleme organizasyonu içinde bulunduklarına dair vergi tekniği raporu olması, mükellef şirketin banka hesap hareketleri ile hasılat tutarları arasında çok büyük dengesizlikler bulunması, karşıt incelemelerde büyük tutarlı mal ve hizmet satılan mükelleflerin sanıkları tanımaması hususları dikkate alındığında, mükellef şirketin sahte belge düzenleyicilere ait tüm özellikleri taşımasına karşın, açıklanan bu hususların aksini gösterir hususlar delillere dayalı olarak tartışılıp gösterilmeden yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak beraat hükümleri kurulması,

2. Hükümlerden sonra 15/04/2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Yasanın 4. maddesi ile 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesine eklenen fıkralar uyarınca 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde yazılı suçlar yönünden etkin pişmanlık hükümleri öngörülmüş ve zincirleme suç hükmünün uygulanması yönünden özel düzenleme getirilmiş olmakla, 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,"

Şeklindeki gerekçeler ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 05.10.2022 tarihli ve 2020/967 Esas, 2022/1847 Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen Polatlı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.01.2025 tarihli ve 2022/676 Esas, 2025/13 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.01.2026 tarihinde karar verildi.

§