Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Ceza Dairesi

Dosya2025/7173 E. 2026/605 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI: 2025/1500 E., 2025/3882 K.

SUÇ : Sahte belge düzenlemek

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2019 tarihli ve 2016/448 Esas, 2019/351 Karar sayılı kararı ile verilen beraat ve mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 26.12.2019 tarihli ve 2019/7805 Esas, 2019/8488 Karar sayılı kararı ile "sanık ...'in soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan savunmasında, 2010 yılında söz konusu şirketin %10'luk hissesini ... isimli kişiden devraldığını ancak şirket işleri ile uğraşmadan 7-8 ay sonra hisselerini ..., ..., ... ve ... isimli kişilerden birine devrettiğini ve atılı suçu işlemediğini savunmuş olmasına karşın, vergi müfettişi tarafından vergi denetimi sırasında alınan ifadesinde ise ... isimli şahısla tanıştığını ve bu kişi ile birlikte çalışmaya karar verdiklerini, bu amaçla şirketin defter ve belgelerini şirketin muhasebesini yapan ...'ten aldıklarını, ancak sonrasında ... 'a ulaşamadığını belirtmiş olduğu, bu şekilde beyanlar arasında çelişkiler bulunduğu, bu çelişkiler giderilmediği gibi sanığın savunmasında ismi geçenlerin ifadelerine başvurulmamış olması, suça doğrudan etki yapan bilgi sahibi olup, vergi müfettişi tarafından ifadeleri alınan, ..., ... ile şirketin yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ...'in ifadelerine başvurulmamış olması, 2011, 2012, 20 13... takvim yıllarında sanığın yetkilisi olduğu belirtilen .... Taah. San. Ve Tic. A.ş.'nin mal ve hizmet satın aldığı mükellefler hakkında sahte fatura düzenlemek ve yine aynı mükellefin aynı takvim yıllarında mal ve hizmet sattığı mükellefler hakkkında ise sahte fatura kullanmak suçlarından düzenlenmiş vergi suçu ve vergi tekniği raporlarının onaylı suretlerinin temin edilmemiş olması, ayrıca bu mükellefler hakkında açılmış dava ve dava akıbetlerinin araştırılmamış olması"

Şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 26.12.2019 tarihli ve 2019/7805 Esas, 2019/8488 Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.01.2025 tarihli ve 2020/144 Esas, 2025/27 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.01.2026 tarihinde karar verildi.

§