"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2024/289 Değişik iş
SUÇ : Sahte belge düzenlemek
KARAR: İtirazın reddi kararı
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hükümlü hakkında, İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.06.2011 tarihli ve 2010/1135 Esas, 2011/895 Karar sayılı kararı ile "sahte belge düzenlemek" suçundan, 213 sayılı Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Kanun'un 43. maddeleri uyarınca iki kez 3 yıl 9 ay hapis ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 22.09.2011 tarihinde kesinleşmesini müteakip, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7394 sayılı Kanun) 4, 5 ve 6. maddeleri ile 213 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler nedeniyle uyarlama yapılması talebinde bulunması üzerine, Mahkemece yapılan uyarlama yargılamasında, aynı Mahkemenin 26.12.2023 tarihli ve 2010/1135 Esas, 2011/895 Karar sayılı kararıyla hükümlünün, 7394 sayılı Kanun ile değişik 213 sayılı Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Kanun'un 43. maddeleri uyarınca neticeten 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin karara yönelik hükümlünün itirazının reddine dair mercii İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.01.2024 tarihli ve 2024/289 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 24.01.2024 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 31.10.2025 tarihli ve 94660652-105-35-33647-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.11.2025 tarihli ve KYB-2025/127999 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.11.2025 tarihli ve KYB-2025/127999 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Sahte fatura düzenlemek suretiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'nin, anılan Kanun'un 359/b (2 kez) ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 (2 kez) maddeleri gereğince 2 kez 3 yıl 9 ay hapis hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2011 tarihli ve 2010/1135 esas, 2011/895 sayılı kararının 22.09.2011 tarihinde kesinleşmesini müteakip, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.04.2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4, 5 ve 6. maddeleri ile 213 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinin talep edilmesi üzerine, yapılan uyarlama yargılaması sonunda, adı geçen sanığın 213 sayılı Kanun'un 359/b ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.12.2023 tarihli ve 2010/1135 esas, 2011/895 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2024 tarihli ve 2024/289 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
213 sayılı Kanun'un 359. maddesinin (a) fıkrasına 7394 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile son fıkrasından önce gelmek üzere eklenen fıkralarda yer alan, “Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir.
Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir..." şeklindeki,
Anılan Kanun'un geçici 34/1-2. maddesinde yer alan, "Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 359 uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammını, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Hazineye ödedikleri takdirde 359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla soruşturma evresi için yapılan etkin pişmanlık düzenlemesinden faydalanabilir.
Birinci fıkra hükümleri bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinde soruşturma ve kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında da uygulanır..." şeklindeki,
5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinde yer alan, "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki düzenlemeler ile,
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12.10.2023 tarihli ve 2023/15838 esas, 2023/13367 karar sayılı ilâmında yer alan, "Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 gün ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması gerektiği gözetilmeden, hükümlüler hakkında dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu yazılı şekilde kararlar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. " şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre,
1-İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesince duruşmalı olarak yapılan uyarlama yargılaması sonunda önceki hükmün kaldırılmasına ve sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hâllerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hâllerde, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekeceği gözetilmeksizin, uyarlama yargılaması sırasında sanığın bilinen son adresine çıkarılan duruşma gününü bildiren davetiyenin iade gelmesi üzerine sanığa usulüne uygun tebligat çıkarılması gerektiği gözetilmeden sanığın savunmasının alınmasından vazgeçildiği anlaşıldığından, sanık duruşmalardan haberdar edilmeksizin savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yokluğunda karar verildiği cihetle, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde,
2- Adı geçen sanık hakkında verilen cezanın infazı devam ederken kanun değişikliği yapılmış olması sebebiyle 213 sayılı Kanun'un geçici 34/1. maddesi gereğince değerlendirme yapılması gerektiği, oluşan vergi ziyaı nedeniyle sanığa etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmesi hususu hatırlatılarak sanığa usulüne uygun olarak meşruhatlı tebligat yapılmaksızın sanığın ödeme yapmadığından bahisle karar verildiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin son fıkrasından önce gelmek üzere; “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” cümlesinin eklendiği ve 7394 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 213 sayılı Kanun'a eklenen geçici 34 üncü maddesinde; "Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 359 uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammını, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Hazineye ödedikleri takdirde 359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla soruşturma evresi için yapılan etkin pişmanlık düzenlemesinden faydalanabilir.
...
359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemelerde yer alan zincirleme suça ilişkin koşulların belirlenmesi, duruşma açılmak suretiyle yapılır.”
Hükümlerinin yer aldığı anlaşılmıştır.
2. Cumhuriyet Başsavcılığınca, yukarıda belirtilen değişiklik doğrultusunda bir karar verilmesinin talep edilmesi üzerine duruşmalı olarak uyarlama yargılamasının yapıldığı ve İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.12.2023 tarihli ve 2010/1135 Esas, 2011/895 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 20 09... takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından, 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin (b) fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi ile 7394 sayılı Kanun uyarınca; "...sanığın takdiren 3 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, sanığın aynı takvim yılı içerisinde değişik zamanlarda suçu işlediği anlaşılmakla verilen cezada TCK'nun 43. Maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırım yapılarak 3 YIL 9 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, sanığın cezasından başkaca indirim ya da artırım yapılmasına takdiren yer olmadığında.." denilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
3. İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2024 tarihli ve 2024/289 Değişik İş sayılı kararı ile İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.12.2023 tarihli ve 2010/1135 Esas, 2011/895 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine karar verilmiştir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2017/17-940 Esas, 2021/472 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; uyarlama yargılaması gerçekleştirilirken, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılması, kanıt toplanması veya takdir hakkının öncekinden farklı biçimde ve kanunda öngörülen alt sınırın üzerinde ceza tayin edilerek kullanılması söz konusu ise ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki kanun ile doğmuşsa, kanun koyucunun “derhal uygulanabilirlik” kavramıyla amaçladığının dışında kalan bu gibi hâllerde yargılamanın duruşmalı yapılmasının gerektiği ve Mahkemece de duruşma açıldığı belirlenmiş ise de; hükümlüye duruşma gününü bildiren davetiyenin iade dönmesi, hükümlünün usulüne uygun şekilde duruşma gününden haberdar edilerek duruşmaya katılımı sağlanmadan yokluğunda karar verilmesi ile savunma hakkının kısıtlanması ve 7394 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 213 sayılı Kanun'a eklenen geçici 34. maddesi kapsamında hükümlüye etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması bakımından gereken şartları içerir meşruhatlı davetiye tebliğ edilmeden hüküm kurulması karşısında; itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2024 tarihli ve 2024/289 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Hükümlü hakkındaki İNFAZIN DURDURULMASINA, hükümlü başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.01.2026 tarihinde karar verildi.