Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Ceza Dairesi

Dosya2025/6888 E. 2026/627 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2024/139 Değişik İş

SUÇLAR : Hakaret, ısrarlı takipİNCELEME KONUSU

KARAR : İtirazın reddine ilişkin mercii kararı

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Hakaret ve ısrarlı takip suçlarından sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın ısrarlı takip suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi gereğince beraatine, hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125/1-2, 43/1, 62/1, 52/2 ve 5271 sayılı Kanunu’nun 251/3. maddeleri gereğince 1.860,00 Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair, Ankara 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.11.2023 tarihli ve 2023/823 Esas, 2023/873 Karar sayılı kararına karşı müşteki vekili tarafından yapılan itirazın müşteki vekilinin katılan sıfatı bulunmadığı ve süresinden sonra itiraz ettiğinden bahisle reddine ilişkin, mercii Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.01.2024 tarihli ve 2024/139 değişik iş sayılı kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanunun 309/1. maddesi uyarınca, 08.07.2025 tarihli ve 294660652-105-35-839-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2025 tarihli ve KYB-2025/89571 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2025 tarihli ve KYB-2025/89571 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“Basit yargılama usulüne ilişkin meşruhatlı davetiyenin 10/11/2023 tarihinde müştekiye tebliğ edildiği, 15 günlük yasal süre içerisinde verdiği dilekçesinde şikayetten vazgeçtiğine veya davaya katılmak istemediğine dair beyanda bulunmadığı, aksine sanığın cezalandırılmasını talep ettiği görülmekle; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Kanun yollarına başvurma hakkı” başlıklı 260/1. maddesinde yer alan, "Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır." şeklindeki düzenleme karşısında, gerekçeli kararın müştekiye tebliğe çıkarılmadığı dikkate alınarak, itirazın süresinde olduğundan bahisle itirazın kabulüne ve dosyanın genel yargılama usulüne göre duruşma açılarak sonucuna göre bir karar verilmesi amacıyla mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

Şikayetçinin 31.07.2023 tarihli şikayet dilekçesi ile başlatılan soruşturma neticesinde şüpheli hakkında iddianame düzenlendiği, iddianamenin mahkemesince kabul edilerek 26.10.2023 tarihinde tensiben şikayetçinin davaya katılma talebinin bulunup bulunmadığını ve delillerini 15 gün içerisinde bildirmesi gerektiği ihtarını içerir kararı müştekiye 10.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği, müşteki 21.11.2023 tarihli dilekçesinde açıkça davaya katılma talebinin olduğuna ilişkin bir ibareye yer vermediği anlaşılmakla katılan sıfatı bulunmayan müştekiye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde verilen gerekçeli kararın tebliğ edilmesinin gerekmediği, bu sebeple müşteki vekili tarafından yapılan karara itirazın süresinde olduğunun kabul edilemeyeceği değerlendirilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanunun 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Şikayetçinin 31.07.2023 tarihli şikayet dilekçesi ile başlatılan soruşturma neticesinde şüpheli hakkında iddianame düzenlendiği, iddianamenin mahkemesince kabul edilerek 26.10.2023 tarihinde tensiben şikayetçinin davaya katılma talebinin bulunup bulunmadığını ve delillerini 15 gün içerisinde bildirmesi gerektiği ihtarını içerir kararı müştekiye 10.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği, müşteki 21.11.2023 tarihli dilekçesinde; "...Mahkemenizin uygun gördüğü cezayı almasını, dosyanın basit yargılama usulünde duruşma yapılmaksızın devam edilmesi duruşmalara katılamayacağımı bildiririm." şeklindeki bir ibareye yer verilmiş ise de, bu hususun 5271 sayılı Kanun'un 237 vd. maddelerinde yer alan anlamıyla kamu davasına katılma talebinin bulunmadığı yönünde anlaşılamayacağı, şikayetçinin talebinin sanığın duruşmasız yargılanarak sanık hakkında ceza verilmesini istediğine ilişkin olduğu, katılma talebi olduğu halde hakkında katılma isteği karara bağlanmayan müştekinin basit yargılama usulü uygulanarak verilen karara itiraz hakkının olduğu, karar tarihinde vekili bulunmayan müştekinin kendisine ilgili kararın tebliğ edilmediği, müştekinin vekili aracılığıyla yapmış olduğu 03.01.2024 tarihli itirazın süresinde olduğundan bahisle itirazın kabulüne ve dosyanın genel yargılama usulüne göre duruşma açılarak sonucuna göre bir karar verilmesi amacıyla mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, kanun yararın bozma isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken kanun yararına bozma isteminin reddine dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.

§