Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Ceza Dairesi

Dosya2025/6235 E. 2026/95 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2025/47 Esas, 2025/163 Karar

SUÇ : Taksirle öldürme

HÜKÜM : Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında Dairemizin bozma kararı üzerine kurulan hükmün; müştekiler vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

Müştekiler ..., ... ile vekilinin sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmesine rağmen, Mahkemece, 5271 sayılı CMK'nın 238/2. maddesi uyarınca katılma hakkı kendilerine hatırlatılmayan, müştekilerin CMK'nın 260. maddesi gereğince, katılan sıfatı alabilecek surette suçtan zarar gören sıfatıyla temyiz hakkının bulunduğu kabul edilerek, suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan müştekilerin CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, sanık müdafiinin temyizi üzerine Dairemizin 06.11.2024 tarihli bozma kararı üzerine Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; olay sırasında kaza yapan aracı sanığın kullandığına ve bu nedenle cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; ...’un suç tarihinde, sevk ve idaresindeki 33... plakalı araç ile ... Restaurant isimli iş yeri istikametinden ... beldesi istikametine seyir halinde olduğu sırada ... caddesi üzerinde, alkollü olması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybettiği, aracın yoldan çıkarak yolun sağında bulunan kayaya çarptığı ve savrularak sulama kanalına ters düştüğü, meydana gelen kaza nedeniyle araçta bulunan ..., ... ve ...'ın kanaldaki suyun araç içerisine dolması sonucu çıkamadıkları aracın içerisinde boğularak ölümleriyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde, sanık ... ve ölenler ..., ... ve ...'ın birlikte alkol aldıktan sonra bindikleri 33... plakalı araç ile ... Restaurant isimli iş yeri istikametinden ... beldesi istikametine seyir halinde olduğu sırada ... caddesi üzerinde, araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın yoldan çıkarak yolun sağında bulunan kayaya çarpması ve savrularak sulama kanalına düşmesi neticesinde meydana gelen kaza nedeniyle sanık ...'un aracın açık olan sol ön camdan dışarı çıkarak hayatta kaldığı, araçtaki arkadaşlarını kendi imkanları ile kurtarmaya çalıştığı ancak kanaldaki suyun araç içerisine dolması sonucu araçtaki diğer kişilerin çıkamayarak aracın içerisinde boğularak ölümleriyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde, sanığın tüm aşamalarda alınan istikrarlı ve tutarlı savunmalarında kendisine ait olan aracı kullananın ölen ... olduğununu beyan ettiği, tanıklar ... ve ...'ın olay tarihinde kazadan önce aracı ölen ...'ın kullandığına ilişkin görgüleri, kayaya çarparak savrulma sonrasında kanala düşen araçta emniyet kemerleri takılı olmayan kişilerin pozisyonlarının değişebileceği, kaza anını kaydeden herhangi bir kamera görüntüsüne rastlanmadığı, sanığın aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmaları dışında kazayı net gören tarafsız tanık beyanının tespit edilemediği, 20/04/2015 tarihinde tanzim edilen olay tespit tutanağında bahse konu araç çıkarıldığında araç içerisinde 3 erkek cesedinin sağ ön tarafta üst üste toplanmış vaziyette olduklarının belirtildiği, olay tarihinde gerek sanığın gerek dosyada mevcut tutanağı düzenleyen mümzilerin kanala düşen aracı vinç yardımıyla aracın arkasından çekilip çıkarıldığını beyan ettikleri hususu değerlendirildiğinde vinç ile çıkarılma esnasında da cesetlerin pozisyon değiştirebileceklerinin kuvvetle muhtemel olduğu, sırf aracın sanığa ait olması ve sanıkta yaralanma bulunmaması ile sanığın şöfor koltuğunda aracı kullanan kişi olduğu kanaatine varılamayacağı hususları değerlendirildiğinde tüm dosya kapsamında aracı kullanan kişinin sanık ... olduğuna dair her türlü şüpheden uzak somut herhangi bir delil elde edilemediği anlaşıldığından, amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden olan ''şüpheden sanık yararlanır'' ilkesi uyarınca sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince isnat edilen suçtan sanığın beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE ve KARAR

Sanık ... ve ölenler ..., ... ve ...'ın olay günü birlikte alkol aldıktan sonra sanık ...'a ait 33... plakalı araç ile ... Restaurant isimli iş yeri istikametinden ... beldesi istikametine seyir halinde olduğu sırada ... caddesi üzerinde, araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın yoldan çıkarak yolun sağında bulunan kayaya çarpması ve savrularak sulama kanalına düşmesi neticesinde araçta bulunan ..., ... ve ...'ın kanaldaki suyun araç içerisine dolması sonucu çıkamadıkları aracın içerisinde boğularak ölümleriyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde, sanık ...'un aracın açık olan sol ön camdan dışarı çıkarak hayatta kaldığı, sanıkta kaza sebebiyle darp ve cebir izi olmadığının rapor altına alındığı, kaza sonrası sanığın yapılan ölçümde 1,39 promil alkollü olduğunun, araç içerisinde rakı kokusunun bulunduğunun tutanak altına alındığı, ölenlerin yapılan ölü muayenelerinde koklamalı şekilde alkollü olduklarının tespit edildiği, olay yeri inceleme tutanağında 33... plakalı aracın sol ön camının açık olduğu ve aracın sağ ön camının ise cesetlerin çıkartılması esnasında kırıldığı, aracın kapılarının kilitli olduğu, aracın kanala uçtuğu yerden önce 29 metre fren izinin olduğu ve yolun sağ banketinde 1 metrelik taşa çarpması sonucu yuvarlanarak kanala düştüğünün belirlendiği, olay anını gören kamera görüntülerin olmadığı, sanığın savunmaları dışında olay anına ilişkin görgüsü olan tanık beyanının olmadığı, sanık ile ölenler arasında husumetin bulunmadığı tespit edilmiştir. Dava konusu olayda, olayın meydana geliş şeklinde bir tereddüt olmadığı ancak sanığın aşamalarda istikrarlı bir biçimde olay esnasında aracı kendisinin kullanmadığını, ölen ...'ın kullandığına ilişkin beyanları ile çözümlenmesi gereken sorunun olay esnasında 33... plakalı aracı kim tarafından kullanıldığı hususu olup olayın meydana geliş şekli ve olayda sağ olarak kurtulan sanığın anlatımları arasında çelişkiler dikkat çekici olarak değerlendirilmiştir.

Sanığın 20.04.2015 tarihli kollukta verdiği savunmasında: “kendisinin aracın sağ ön kısmında oturduğunu, araç su kanalına düşünce açık bulunan sol ön kapı camından çıktığını, diğer arkadaşlarının çıkmak için uğraştığını ama kapı ve camlar kapalı olduğundan çıkamadıklarını” beyan ettiği, sanığın müdafi huzurunda 20.04.2015 tarihli Cumhuriyet savcılığında verdiği savunmasında: “aracın sağ ön koltuğunda oturduğunu, aracı ...’ın kullandığını, araç kanala yönlenince ...’a bağırdığını ama ses vermediğini, bu sırada aracın tümseğe vurduğunu kendisinin şoför koltuğunu doğru gittiğini, kanala girince açık bulunan sol ön kapı camından çıktığını, arkadaşlarını kurtarmaya çalıştığını ama başaramadığını, arabanın tümseğe çarpıp kanala düştüğü esnada ne aracı kullanan ...’ın ne de, arkada oturan arkadaşlarından ses gelmediğini, tahminince her üçünün de uyuduğunu” beyan ettiği, sanığın tutuklama talebiyle çıkarıldığı Sulh Ceza Mahkemesindeki savunmasında ise; “daha önceki anlatımları ile, aracın kanala düştüğünde ölen ...'ın bulunduğu sürücü koltuğuna doğru yuvarlanarak ... ile araç direksiyonunun arasında yan bir şekilde kaldığını, sıkıştığı yerde sol ön camın açık olduğunu görerek bir yerden destek alarak açık olan sol ön açık camdan çıktığını, ...'ıa elini uzattığını ancak kurtaramadığını, kaza esnasında ...'ın uyuyup uyumadığını bilmediğini, ancak ara içerisinde sessizlik olduğunu, yolcuların hiç birinin emniyet kemerinin takılı olmadığına ilişkin beyanlarını tekrar ederek, kaza anında diğer arkadaşlarından hiç ses çıkmadığını, arkadaşlarını kurtarmak için aracın kapısını ve camlarını açmak için çaba gösterdiğini ama birkaç deneme sonrası başarısız olduğunu ve aracın akıntıyla döndüğünü, kolluktaki ifadesinde beyan ettiği arkadaşlarının çıkmak için çaba gösterdiği yönündeki beyanının ise, olayın etkisinde olması nedeniyle hatırlamadığını” beyan ettiği, sanığın mahkemedeki savunmalarında ise daha önceki beyanlarında belirttiği hususları ve mübayenet içeren hususları düzelterek savunma yapmıştır.

Olayı tartışmalı hale getiren husus, kazayı gören tarafsız tanık olmaması ya da konuyu ispat edecek görüntü, foto gibi ek delillere ulaşılamamış olmasıdır. Fakat olayın oluş şekli ve sanık anlatımları kazanın nasıl meydana geldiğini açıklar mahiyettedir. Şöyle ki; olayın oluşu esnasında sanık aracın mıcıra kapıldığını ve kanala doğru yönlendiğini, kendisinin bağırdığını ama kimsenin sesinin çıkmadığını, hatta Cumhuriyet savcılığı ifadesinde üç kişinin uyuduğunu tahmin ettiğini, araç kanala giderken tümseğe çarpınca şoför bölümüne doğru kaydığını ve açık bulunan şoför kapısı camından dışarı çıktığını anlatmıştır. Ancak; açık bulunan sol kapı camından şoför koltuğunda oturan ... çıkamamış ama sağ ön yolcu koltuğunda oturan sanık rahatlıkla çıkmıştır. Sanığın olaydan sonraki adli muayenesinde vücudunda hiçbir darp cebir izi olmadığı rapor edilmiştir. Kanala uçan bir araçta sağ ön yolcu koltuğunda oturup çarpmanın etkisiyle şoför tarafına doğru savrulduğunu iddia eden birinde hiçbir darp ve cebir izinin da olmaması dikkat çekmiştir. Nitekim ölen ..., ... ve ...'un ölü muayene tutanaklarında kesin ölüm sebeplerinin suda boğulmaya bağlı olarak solunum ve dolaşım durması sonucu meydana geldiği tespit edilmişse de her üçünde de çarpmaya bağlı yaralanmaların bulunduğu anlaşılmıştır.

Sanık ilk anlatımında arkadaşlarının araçtan çıkmak için gayret ettiğini söylemiş, daha sonra ise bu beyanından vazgeçerek arkadaşlarının araç kanala yönlendiğinde ya da suya düştüğünde seslerinin çıkmadığını, sudan çıkmak için gayret ettiklerini bilemediğini, arkadaşlarını araç içinden çekmek için bir kaç kez çaba gösterdiğini ama başarılı olamadığını beyan etmiştir.

Bunun yanında aracın sanık adına kayıtlı olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile zaman zaman ölen ...’ın sanığa ait aracı kullandığı beyan edilse bile olay anında aracın ölen ... tarafından kullanıldığına dair bir delil bulunmamaktadır. Dosya içerisinde aracın ... tarafından kullanıldığına dair tanık beyanları ise kazanın gerçekleştiği ana ilişkin olmayıp olaydan çok öncesine aittir. Sanık ve ölenlerin alkol alarak ayrıldıkları ... Restaurant isimli yerden çıktıklarında aracın kim tarafından kullanıldığını gören tarafsız tanık beyanı bulunmamakla birlikte bu mekana gelirken ölen ...'ın aracı kullandığına ilişkin beyanı veren tanık ...'un sanığın amcası olduğu anlaşılmıştır.

Tüm bu anlatımlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın olay günü üç arkadaşıyla birlikte alkol aldığı, sanığın kendisine ait aracı alkollü bir biçimde kullandığı, alkolün de etkisiyle aracı mıcıra kaptırıp kontrolü kaybettiği ve sulama kanalına düşürdüğü, emniyet kemeri takılı olan sanığın olay esnasında açık bulunan sol ön kapı camından kolayca çıktığı, bu nedenle vücudunda herhangi bir yaralanma izi bulunmadığı, ölen üç kişinin ise alkolün etkisiyle otomatik kilitli kapıları açamadığı, suyun basıncıyla açık şoför kapısı camına bile ulaşamayıp üçünün de hekim raporuna göre boğularak öldükleri, sanığın olayın oluşuna ve ölenlerin olay esnasındaki davranışlarına ilişkin beyanlarındaki çelişkiler hep birlikte dikkate alındığında sanığın savunmalarına itibar edilmeyerek olay esnasında aracı kullananın sanık olduğu kanaatine varılarak, alkollü olan sanık ...'un bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçunu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşıldığından sanık ... hakkında mahkumiyet kararı yerine beraatine karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.01.2026 tarihinde karar verildi.

§