"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2024/1830 E., 2024/1772 K.
SUÇLAR: Taksirle öldürme, zehirli madde imal ve ticareti
HÜKÜMLER / KARAR : İstinaf başvurularının esastan reddi kararları, temyiz istemlerinin kabule değer sayılmamasından dolayı reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî onama, kısmî temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık ... hakkındaki zehirli madde imal ve ticareti suçu ile ilgili istinaf başvurularının esastan reddi kararına yönelik temyiz başvurularına ilişkin 5271 sayılı CMK'nın 296/1. maddesi gereği verilen temyiz istemlerinin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine dair 09.10.2024 tarihli ve 2024/1830 Esas, 2024/1772 Karar sayılı ek kararın, aynı Kanun'un 296/2. maddesi uyarınca temyiz edilmediği belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurularının esastan reddi kararlarının; sanık ..., sanık ... müdafii, katılanlar ... ve ... vekili, mağdur çocuklar ... ve ... zorunlu vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesinin sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3 ve 63. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba, sanık ... hakkında zehirli madde imal ve ticareti suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine ilişkin 14.06.2024. tarihli kararına yönelik sanık ... müdafiinin ve katılanlar ... ve ... vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince 25.09.2024 tarihli karar ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine, ayrıca, sanık ... hakkında zehirli madde imal ve ticareti suçundan sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca verilen istinaf başvurularının esastan reddine dair karara yönelik sanık ...'un, sanık ... müdafiinin ve katılanlar ... ile ... vekilinin temyiz başvuruları hakkında 5271 sayılı CMK'nın 296/1. maddesi gereği “temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine” ilişkin 09.10.2024 tarihli ek karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz istemlerinin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine dair ek kararın onanmasına ve sanık ...'un, sanık ... müdafiinin ve katılanlar ... ile ... vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 19.11.2024 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Dairemizin 14.05.2025 tarihli ve 2024/4148 Esas, 2025/4552 Karar sayılı kararı ile gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde katılan ...'a tebliği ile tebliğ - tebellüğ evrakının ve hükümleri temyiz etmesi durumunda temyiz dilekçesinin dava dosyasına eklenmesi, katılanlar ... ile ...'ın mağdur çocukları kayden 03.07.2020 doğumlu ...'a ve katılan ...'ın mağdur çocuğu kayden 19.04.2017 doğumlu ...'a hukukî haklarının korunması açısından 5271 sayılı CMK'nın 234/2 ile 239/2. maddeleri gereğince zorunlu vekil atanarak, gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde atanacak vekile tebliği ile tebliğ - tebellüğ evrakının ve hükümleri temyiz etmesi durumunda temyiz dilekçesinin dava dosyasına eklenmesi, bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemleri hakkında ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiş, Dairemizin tevdi kararının ardından gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde katılan ...'a tebliğ edilmesi ve adı geçenin temyiz isteminde bulunmaması ile mağdur çocuklar ... ile ...'a atanan zorunlu vekiller tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca mağdur çocuklar ... ve ... zorunlu vekillerinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 25.09.2025 tarihli ek Tebliğname ile dava dosyası tekrar Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri; ... Tarım Zirai Alet isimli işyerinin yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulmaksızın, eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğine, her iki sanığın birlikte ve olası kastla hareket ettiği gözetilerek, üst sınırdan cezalandırılmaları yerine, sanık ...'nın beraatine ve diğer sanık ...'un taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle de sanıklar hakkındaki kararların bozulması istemine ilişkindir.
Mağdur çocuklar ... ve ... zorunlu vekillerinin temyiz sebepleri; her iki sanığın 5237 sayılı TCK'nın 81, 86/1, 87/1-a ve 87/1-d, 21/2, 23... /1. maddeleri uyarınca üst sınırdan cezalandırılmalarına, ... Tarım Zirai Alet isimli işyerinin yetkilileri hakkında da suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık ...'un taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetine ve diğer sanık ...'nın beraatine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulması istemine ilişkindir.
Sanık ... ve sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; dosyada mevcut delil durumuna göre binadaki projeye aykırı tadilatlarla havalandırma sisteminin kapatılmış olması sebebiyle ve hastane çalışanlarının gerekli tedavi prosedürlerini uygulamamasından dolayı ölüm ve yaralanmaların meydana geldiği gözetilmeden, ilaçlamada kullanılan ilacın öldürücü etkisi olduğunu bilmeyen ve ilaçlama işlemini yaptıktan sonra gerekli tüm önlemleri alan sanık ... hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de sanık ... hakkındaki kararın bozulması istemine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;
Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi 16 36... sayılı binanın 7 numaralı dairesinde ikamet eden ...’in konutunda haşere ve tahta kuruları bulunduğunu düşünerek ilaçlama yapmak istediği, bu nedenle internet arama motoru aracılığı ile arama yaptığında ilaçlama konusunda ilan veren sanık ... ile irtibata geçtiği, 14.06.2023 tarihinde sanık ...’un, üvey oğlu olan diğer sanık ... ile birlikte ...’in konutuna geldiği, sanık ... ile ...’in ilaçlama konusunda görüştükleri, sanık ...’un evi gezerek inceleme yaptığı ve konutun tahta kuruları ile haşerelerden tamamen temizlenmesi için 3.000,00 TL değerinde etkili bir ilaç kullanmak istediğini söylediği, ...’in teklifi kabul etmesi üzerine sanık ...'un, ilaçlamada kullanacağı aluminium phosphide isimli ilacı Ulus'ta bulunan ... Zirai Aletler ve Tarım İlaçları Sanayi Limited Şirketi'nden temin ederek, aynı gün üvey oğlu olan diğer sanık ...'nın aracı ile birlikte ...’in konutuna geldikleri, sanık ...’un daireye çıkarak kutu içerisinden çıkardığı tabletleri evin muhtelif köşelerine koyduğu ve ...’e ilaçlamayı yaptığını, konutu üç gün kullanmamaları gerektiğini söylediği, ilaçlama bitince ...’in, sanık ...’un hesabına 3.000,00 TL gönderdiği, daha sonra sanıklar ... ve üvey oğlu olan diğer sanık ...'nın buradan ayrıldıkları, ...’in konutunda bu şekilde bir ilaçlama yapıldığını apartman yönetimine ve bina sakinlerine bildirmeksizin konutu terk ettiği,
İlaçlama yapıldıktan bir gün sonra, 15.06.2023 tarihinde, ... ile aynı binada ve 10 numaralı dairede ikamet eden ..., eşi ..., ortak çocukları olan ... ile ...’ın rahatsızlanıp hastaneye gittikleri, binalarında ilaçlama olduklarını bilmeyen ... ailesinin olayın gıda zehirlenmesi olabileceğini düşündükleri, hastanede serum bağlanıp, gıda zehirlenmesi gibi düşünülerek, aynı gün taburcu edildikleri,
16.06.2023 tarihinde ise ... ailesinde kusma ve bulantı başladığı, bunun üzerine ...'ın ambulans çağırdığı, kendisi, eşi ve çocukları ...'ın ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine, diğer kızları ...’ın ise ... Şehir Hastanesine götürülüp, tedavi altına alındıkları, yapılan tedaviye rağmen aynı gün ... ile ...’ın öldükleri ve Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunca ayrı ayrı düzenlenen 15.09.2023 tarihli adli tıp mütalaasına göre her ikisinin de ölümünün alüminyum fosfit zehirlenmesi sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği, mağdur ... ile diğer kızı mağdur ...’ın ise etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilir ölçüde hafif nitelikte yaralandıklarının belirlendiği, ... ailesinin yanı sıra ilaçlamanın yapıldığı dairenin bulunduğu apartmanın diğer sakinleri ile yan binada oturmakta olan kişilerin de olay tarihinde kusma, bulantı, baş dönmesi ve benzeri şikayetleri nedeniyle muhtelif hastanelere başvurdukları, bu kapsamda mağdurlar ..., ..., ..., ..., ..., ... ile mağdur çocuklar 2 yaşındaki ... ve 6 yaşındaki ...'ın da etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilir ölçüde hafif nitelikte yaralandıkları,
Ayrıca soruşturma evresinde ilaçlamada kullanılan alüminyum fosfit içerikli ilacın analizinin talep edilmesi üzerine Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünce düzenlenen 11.08.2023 tarihli teknik raporda; "... Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan ruhsatlı olan ve Bakanlığın yetki verdiği uzman kişiler tarafından uygulanması gereken Aluminium phosphide aktif maddeli ilaçlar, depolarda ve ambarlarda zararlı böcek ile kemirgenlerin mücadelesinde kullanılan tablet şeklinde piyasaya sürülen bir pestisittir. Tabletler ortama bırakıldıklarında ortam nemini çekerek ya da suyla temas ederek fosfin gazı açığa çıkartırlar. Zararlılar üzerinde fosfin gazı etkili olmaktadır. Bu gaz su ile temas ettiğinde kendiliğinden tutuşabilen yanıcı gazdır. Yutulması ve solunması halinde öldürücüdür. Cilt ile temas etmesi halinde toksiktir. Sucul ortamlar için toksik olduğundan su kaynaklarına bulaştırılmaması gereklidir." şeklinde açıklamalara yer verildiği,
Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları bu şekilde gerçekleşen olayda, her ne kadar sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kamu davası açılmış ise de sanık ...'nın, kendisinin ilaçlama işlemi yapmayıp, araba alım satım işi ile uğraştığı ve annesinin eski eşi olan diğer sanık ...’un aracının olmamasından dolayı onu ilaçlama yapılacak apartmana aracıyla götürdüğü yönündeki savunması, diğer sanık ...’un, ilaçlama sırasında sanık ...'nın olmadığını, sadece onun arabası ile ilaçlama yapılacak apartmana geldiklerini beyanla sanık ...'nın savunmasını doğrulaması karşısında, ceza hukukunun genel prensiplerinden olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanık ...'nın üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği,
Diğer taraftan sanık ...’un, 2010 yılından bu yana ilaçlama işi ile uğraştığı, daha önce ilaçlama işi ile ilgili bir şirketinin olduğu ve sonra şirketi kapatıp, internet üzerinden ilan vererek ilaçlama işi yaptığı, ilaçlama işini meslek hâline getirip, 10 yılı aşkın süredir bu işten para kazandığı göz önünde bulundurulduğunda, kullandığı tarım ilacının, büyük depo ve silolarda haşere öldürmek amaçlı kullanılan ilaç olduğunu ve insanların ev gibi yaşam alanlarında kullanılmaması gerektiğini bilebilecek durumda olduğu hâlde kullandığı, Tarım ve Orman Bakanlığından ruhsatlı olan ve Bakanlığın yetki verdiği uzman kişiler tarafından uygulanması gereken ilacı kullanmasına rağmen buna ilişkin önlemleri almayıp, gerekli dikkat ve özeni göstermediği, açıklanan gerekçelerle gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmadığı anlaşılan ve 2 kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olan sanık ...’un, 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesinde düzenlenen taksirle öldürme suçunu bilinçli taksirle işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği,
Kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Sanık ... hakkında zehirli madde imal ve ticareti suçundan sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca verilen istinaf başvurularının esastan reddine dair karara yönelik sanık ...'un, sanık ... müdafiinin ve katılanlar ... ile ... vekilinin temyiz isteminde bulunmaları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 09.10.2024 tarihli ek karar ile 5271 sayılı CMK'nın 286/2-g maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte olması sebebiyle aynı Kanun'un 296/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine karar verildiği ve sözü geçen ek kararın 5271 sayılı CMK'nın 296/2. maddesi uyarınca temyiz edilmediği anlaşıldığından, temyiz başvurularının sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan verilen kararlar ile sınırlı olduğu belirlenerek, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık ... hakkındaki zehirli madde imal ve ticareti suçu ile ilgili karara yönelik temyiz başvurularına ilişkin 5271 sayılı CMK'nın 296/1. maddesi gereği verilen temyiz istemlerinin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine dair 09.10.2024 tarihli ek kararın da temyiz edildiğinin kabulü ile ek kararın onanmasını öneren Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmü Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, sanığa yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığının dava dosyası içeriğine uygun olarak kabul ve takdir kılındığı anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin kararında katılanlar ..., ... vekili ile mağdur çocuklar ..., ... zorunlu vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanığın, sanık müdafiinin, katılanlar ... ve ... vekilinin, mağdur çocuklar ... ve ... zorunlu vekillerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1. Hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan sanık ...'in eylemi ile ilgili sübuta ve suç vasfına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararın 15. sayfasında yer alan "... sanık ... ın kullandığı ilacın ölümlere ve yaralanmalara sebebiyet verebileceğini objektif olarak öngördüğü halde neticenin meydana gelmeyeceğine inanmak suretiyle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı eylem gerçekleştirdiği anlaşıldığından..." biçimindeki cümlede, sanık ...'in isminin yazılması yerine, hakkında beraat hükmü kurulan diğer sanığın ismi yazılmak suretiyle gerekçede karışıklığa neden olunması,
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı TCK'nın "Taksir" başlıklı 22. maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61. maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir.
Ayrıca, 5237 sayılı TCK'nın 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; asli kusurlu olarak iki kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilir ölçüde hafif nitelikte yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesi gereği iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, alt sınırdan uzaklaşılarak, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun bir ceza hükmedilmesi yerine benzer olaylarla karşılaştırıldığında eylem ile ceza arasındaki muvazeneyi bozacak şekilde ve orantılılık ilkesine aykırı biçimde temel cezanın 12 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanığa fazla ceza tayin edilmesi ve taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanığın, sanık müdafiinin, katılanlar ... ve ... vekilinin, mağdur çocuklar ... ve ... zorunlu vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.01.2026 tarihinde karar verildi.